You are here:  Anasayfa arrow Özel Dosyalar arrow XVI. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI arrow XVI. Asırda Nesir
XVI. Asırda Nesir PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Cumartesi, 20 Eylül 2008

XVI. yüzyılda nazım gibi nesirde gelişmiştir. Çeşitli konularda pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunlardan bazıları ağır, ağdalı bir anlatımla, bazıları sade bir dille yazılmıştır. Sanat yapmak amacıyla genellikle süslü bir divan nesri egemendir. Bu nesirde Arap, Fars, dillerinden alınmış kelime ve dil kuralları, söz sanatları, secîler, zincirleme olarak “ve” bağlacıyla bağlanmış uzun cümleler görülür (SOYSAL, 2002, s.448).

         Bu yüzyılda sade dille yazılmış mensur eserler arasında tarihler bir hayli tutar. Divan Edebiyatı devrinde tarih kitaplarının, tarih kitapları odluları ölçüde birer edebi eser sayıldıkları malumdur. Böyle, hem tarih hem edebi nesir vasıflı kitaplar yazmak yolunda XV. asırda başlayan hummalı faaliyet XVI. asırda hızlanmıştır. Bu asırda daha büyük tarihçiler yetişmiş ve bugün hala Türk-Osmanlı tarih araştırmacılarına ciddi kaynak teşkil eden tarihler yazılmıştır. Bu devirde tarih anlayışı tarihi vakalar mevzuunda, güzel, bilgili, biraz da hikmetli ve fikirli nesirler yazmak yolunda gelişmiştir. Üslupta edebi sanatlara; mevcuda hayal, hatta masal unsurlarına çokça yer verilmesi bu dönemin bir özelliğidir (BANARLI, 1998, C.1, ss.604-605).

         Tarih alanında XV. yüzyıldaki sıkı çalışma, XVI. yüzyılda padişahların teşvikiyle gelişmiştir. Her ne kadar bu eserlerin çoğu belgeye dayanma, objektif olma, olaylara saygılı olma niteliklerinden yoksunsa da bugün için kaynak kitap özelliğidir (SOYSAL, 2002, s.448).

         Bu yüzyılın en önemli tarihçileri arasında önce İbni Kemal (Kemal Paşaoğlu) gibi, Celalzâde (Celaloğlu) gibi ve XVI. asır tarihçiliğini daha yetkili bir şekilde temsil eden Lütfi Paşa, Selâniki Mustafa Efendi, Hoca Sadedin ve Ali Efendi gibi şahsiyetler vardır (BANARLI, 1998, C.1, s.606).

         Kemal Paşa-zâde (1468-1534) : Türkçe, Arapça ve Farsça çok sayıda ve çok çeşitli mevzulardaki eserleriyle asrın belli başlı alimleri arasında bulunan Kemal Paşa-zâde umumiyetle İbni Kemal diye anılmıştır. İlim adamlığının yanı sıra aynı zamanda şair olan İbni Kemal’in Türkçe bir Divan’ı 7777 beyitlik bir Yusuf u Züleyhâ mesnevisi, her biri, din, hukuk, iktisat ve içtimaiyat bakımından çok mühim tarihi vesikalar halinde yazılmış fetfâ’ları ve daha başka eserleri vardır. Türkçe, Arapça, Farsça eserlerinin genel sayısı ise 200 civarındadır. En önemli eserlerinden biri olan Tevârîh’i Âl-i Osman’ı Sultan II. Bayezîd’in emri ve teşviki ile yazmaya başlamıştır (BANARLI, 1998, C.1, s.605).

         Celâl-zâde Mustafa Çelebi (1494-1567) : Devrin külfetli ve sanatlı nesirle yazan diğer bir tarihçisi de Nişancı Celâl-zâde Mustafa Çelebi’dir. Bey, paşa,  kocanişancı gibi unvanları da vardır. Aynı zamanda şair olan ve Nişânî mahlasıyla söylediği şiirleriyle küçük bir Divan da vücuda getiren Celâl-zâde asrın sayılı ilim ve devlet adamlarındandır. Celâl-zâde’nin ilim ve edebiyat tarihindeki asıl mevkisi Tabakaatü’l-Memâlik fi Derecâtü’l-Mesâlik adlı tarihi dolayısıyladır. Bu eserin en önemli kusuru, dilinin ağır külfetli ve edebi sanatlarla yüklü bir üslupla yazılmış olmasıdır. Bununla birlikte Koca Nişancı’nın Yavuz Sultan Selim devrini hikaye eden Selimnâmes’si vardır. (BANARLI, 1998, C.1, s.606).

         Lütfi Paşa (1488-1563) : Tevârih-i Âl-i Osman. Bir şair de olan Lütfi Paşa eserinin içinde manzum kısımlara da yer vermiştir. Ancak bunların çoğu, kendine ait değildir. Kitabın büyük bir kısmı eski, Anonim Tevârih-i Âl-i Osman’lardan aktarılmıştır. Kendi yaşadığı, bizzat şahit olduğu Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman devirlerini oldukça basit ve ilkel bir tarih felsefesi ile zaman zaman taraf tutucu olarak yazmıştır. Ancak kitabın, kendi vezir ve sadrazamlık devirleri ile ilgili verdiği bilgiler ile imparatorluğun zayıf ve bozulmaya yüz tutan yanlarını açıklayan kısımları değildir (SOYSAL, 2002, s.449).

         Gelibolulu Ali (1541-1600) : Künhü’l-Ahbâr. XVI. yüzyılının büyük tarihçisidir. Temiz, açık ve sade bir dille yazdığı Künhü’l-Ahbâr’ı bir önsöz, dört rükun olmak üzere düzenlenmiştir. Kitap, 1593-1597 yılları arasında yazılmış olup beş cilt olarak yayımlanmıştır. Ali’nin söz konusu eserinden başka âdâb-ı muâşeretten bahseden Mevaidü’n-Nefâis fi Kavâidi’l-Mecâlis” adlı önemli bir kitabı vardır. Ayrıca, “Menâkıb-ı Hüner-verân” adlı Osmanlı hattat, müzehhib ve mücellidlerini konu edinen bir başka eseri de vardır (SOYSAL, 2002, s.448).

         Hoca Sâdedin Efendi (1536-1599) : Tâcü’t Tevârih, III. Murad’ın emriyle kaleme alınan eser, devletin resmi kayıtları demek olan Vak’a-nüvis Tarihçiliği’nin müjdecisi olarak kabul edilir. Eser kadar geçen dokuz padişah zamanındaki tarihsel olayları anlatır. Ayrıca, her padişah devrindeki ilim adamları, şeyhler vb. gibi ünlülerle ilgili bilgiler verir. Üslubu zamanın modası gereğince ağırdır. Seçili söylemiş olmak için bir düşünceyi türlü deyim ve deyişlerle tekrar eder. Hoca Tarihi diye adlandırılan Tâcü’t-Tevârih, iki cilde ayrılmıştır. İlk cilt Fatih’in ölümüne, ikinci cilt ise II. Bayezid’in tahta geçişinden Yavuz Sultan Selim’in ölümüne kadar olan olayları anlatır (SOYSAL, 2002, ss.448-449).

         Selânikî Mustafa Efendi (?-1602) : Târih-i Selânikî. Kanûnî Sultan Süleyman’ın son zamanlarından başlayarak III. Mehmet’in saltanatı ortalarına kadar olan olayları konu edinir. XVI. yüzyıl devlet idaresinin nasıl bozulduğunu, objektif biz gözle ve sade bir dille anlatır (SOYSAL, 2002, s.449).

         XVI. yüzyılın nesir alanındaki eserlerinden bir kısmını da tezkireler oluşturur. Tezkire, Klasik Şark Edebiyatı’nda edebiyat tarihi vazifesi gören ve bugünkü edebiyat tarihlerine kıymetli kaynak olan bir nevi âlimler ve şairler ansiklopedisidir. Eski veya çağdaş âlimlerle şairlerin hayatlarını ve eserlerini, ya tabakalara ayırarak yada isimlerinin ilk harfleri sırasıyla tanıtan eserlerdir. Aslı Arap Edebiyatı’na dayanır. Araplardaki tabakat kitaplarından etkilenerek oluşturulmuştur. İran Edebiyatı’nda yazılan tezkirelerin ilki ve en önemlisi Levâmiü’l-Hikâyât müellifi Avfî’nin Lübâbü’l-Elbâb’ıdır. Bugünkü bilgilerimize göre ilk Osmanlı Tezkiresi Edirneli Sehi Bey tarafından yazılandır.

         Sehi Bey (?-1548): Asrının divan tertipleyen şairlerinden olmakla beraber edebiyat tarihinde şiirleriyle değil de tezkiresiyle yer almıştır. Sehi Bey tezkiresinin adı Heşt Behişt’dir. Anlamı Sekiz Cennet’tir. Eser 1538 yılında tamamlanmıştır. Sekiz tabakadan oluşmaktadır.

         Latîfî (1491-1582): Bu asrın daha muvaffakiyetli bir tezkiresi Kastamonulu Latîfî tarafından yazılmıştır. Latîfî, âlim ve araştırmacı bir edib, çok sayıda şiirler söylemiş oldukça başarılı bir şairdir. Tezkiretü’ş-Şuâra adlı eseri 1546’da tamamlanmış ve Kanûnî Sultan Süleyman’a armağan edilmiştir. Üç fasıl olarak düzenlenmiştir.

         Âşık Çelebi (1520-1572) : Bu asrın hem şair hem de münşi olan mühim bir tezkire müellifidir. Eseri Meşâirü’ş-Şuâra’dır. 1566’da tamamlanıp II. Selim’e sunulmuştur. Bu tezkire bütün tezkireler içinde en ayrıntılı olanıdır.

         Kınalızâde Hasan Çelebi (1546-1607) : Asrın önemli bir tezkire yazarıdır. Onun Tezkiretü’ş-Şuâra adlı eseri, umumiyetle Kınalızâde Tezkiresi veya Hasan Çelebi Tezkiresi diye isimlendirilir. 1586’da tamamlanıp III. Murat’a armağan edilmiştir. Gayet ağır ve tumturaklı bir üslupla yazılmıştır. Eser üç fasıldan oluşmaktadır.

         Ahdî (?-1593) : Asrın diğer tezkiresi Anadolu Türkçesi şairleri yanında Azeri bilhassa Bağdat şairleri hakkında bilgi vermesi bakımından mühim Ahdî Tezkiresi’dir. Tezkirenin asıl adı Gülşen-i Şuâra’dır. 1563’de tamamlanmış ve II. Selim’e sunulmuştur. 1552–1563 yılları arasında yetişen şairleri içerir. Kitap dört Ravza’dan oluşmaktadır (BANARLI, 1998, C.1, ss.613-617).

         Beyânî (?-1597) : Asrın diğer mühim bir tezkire yazarıdır. Eserinin ismi Tezkiretü’ş-Şuâra’dır. Eser 1592 yılında tamamlanmıştır. Bu tezkire Hasan Çelebi Tezkiresi’nin kısaltılmışı olmakla beraber bir ekidir. Kitap padişahlara ve şairlere hitap eden iki kısımdan oluşmaktadır (SOYSAL, 2002, ss.451-452).

         XVI. asrın edebiyat ve edebiyat tarihi açısından önemli bir kısım eserleri de nazire mecmualarıdır. Anadolu’da Türk Edebiyatı’nın başlangıcından bu yana, tanınmış, kaside, gazel, murabba, muhammes, tesdis vb. manzumelerini bir araya toplayan antolojilerdir. Bu alandaki ilk eser Eğridirli Hacı Kemal tarafından yazılan Câmiü’n-Nezâir adlı eserdir. Diğer mühim bir nazire mecmuası ise Edirneli Nazmî’nin Mecmâin-Nezâir adlı eseridir (BANARLI, 1998, C.1, ss.617-618).

 

 

 

Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 20 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
TENASÜP SANATI
Uygunluk. Divan şiirinde anlam bakımından aralarında çeşitli ilgiler bulunan iki veya daha fazla kelimeyi tezat olmaksızın bir araya getirme sanatı.        &n...
ÇANAKKALE SAVAŞI
Mahmed Akif’in okul kitaplarına bazı mısraları çıkartılarak alınan büyük Çanakkale savaşını tasvir eden manzumesi, İstiklal marşı’ndan önce yazılmış en heyecan verici şii...
BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK ŞİİRİ
Türkiye'de çağdaşlaşma serüveni genellikle Batılılaşma hareketleriyle başlatılır. Osmanlıdaki Batılılaşma çabalarının, reformist girişimleri dayatan, Batı'nın istemleriyle gerçekleştiği bilinir....
Cemal Süreya Gözü ile Oktay Rıfat
              Garip akımının temsilcilerinin edebiyatımızda çok önemli bir yeri vardır. Özellikle bir çok eleştirmen ve ...
sevgi
güzel bir animasyon...
Divan Edebiyatı
Divan edebiyatının tanımını yaparken özellikle iki noktayı göz önünde tutmak gerek. a)Tarihsel Kesit:Osmanlı elitesinin sanatı olarak ortaya çıkan bu edebiyat,13.yüzyıldan 19.yüzyıla de...
MECAZ SANATI
Bütün lisanlarda her kelimenin ifade ettiği bir mana vardır.Kelime söylendiğinde ilk akla gelen bu manaya hakiki mana denilmektedir. Kelimelerin bu ilk manalarına dilin gelişimi içeri...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA ( . ) Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur. Kaçmayı namusuna yediremiyordu. Kısaltmalardan Sonra konur. Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play