Osmanlılar zamanında İstanbul’da
yetişen evliyanın büyüklerinden Zenûyddin
lakablı Yusuf Bin Ali’dir. Dedesine Kaya Bey derlerdi. Zeynûddin lakabıyla birlikte
Sinânuddîn lakabıyla da
bilinir. Fakat Sünbül Sinan adıyla ün salmıştır. Halvetiye tarîkatı kollarından
Sünbüliye’nin kurucusudur. ( BTK,
1986, C.4, s.35 )
Sünbül Sinan 1451 yılında
Merzifon'da doğdu ve 1529’da İstanbul’da vefat etti. İlk öğrenimini Isparta’nın
Borlu Kasabasındayaptı. Daha sonra İstanbul’a giderek
Fatih Sultan Mehmed Han ve Sultan İkinci Bayezid Han devrinin meşhur, alimve evliyasıolan Efdalzâde Hamidüdîin Efendi’den ders aldı .
Medresedeokurken tarikatların ve
sûfilerin aleyhinde olduğu
söylenir. Bir tesadüfsonucu Çelebi Halîfe ismi ile şöhret
bulan Koca Mustafa Paşa Camii’nde irşat ile meşgul olan Cemal-i
Halveti ( Muhammed Cemaleddin) iletanıştıve Sultan İkinci Bayezid Han’ın da
hocası olan Çelebi Halife’nin huzuruna gidip talebesiolmakistediğini bildirdi. İsteği kabuledilinceSünbülSinanilim öğrenmeye feyizveteveccühlerinekavuşarak kemale ermeye, olgunlaşmaya başladı. (TDEA, C.8, s.76 )
Sünbül Sinan bir gece rüyasında
insanların su almak için bir kuyunun başında toplandıklarını gördü. Kuyunun
suyu kıttı ve çok derindeydi.bir gece
rüyasında insanların su almak için bir kuyunun başında toplandıklarını gördü.
Kuyunun suyu kıttı ve çok derindeydi. Sünbül Sinan kuyuya yaklaşınca birden
kuyunun suyu çoğaldı ve çağıldayarak akmaya başladı. Hem kendisi hem de
yanındakiler bundan istifade etti. Ertesi gün bu rüyayı Çelebi Halîfe’ye
anlattı. O da “Ey Sinan ! Senin
kalbin Allahü Teâla’nın muhabbetiyle doludur.” Diyerek kendi feyiz ve ilmi konulardaki birikimini
Sünbül Sinan’a aktardı. O’nu halifesi olacak şekilde yetiştirdi. Bu
bilgileri pekiştirmesi için de Mısır’a gönderdi.
Sünbül Sinan’da Mısır halkına Ehl-i Sünnet
itikadını bildirmek, Allahü Teâla’nın
emir ve yasaklarını öğretmek üzere emredilen yere gitti. Mısır hükümdarı Kaçmaz
Sultan, Sünbül Sinan Hazretlerine büyük bir hürmet gösterdi. Kendi yaptırdığı
camide halkı irşad etme vazifesi verdi, Mısır uleması veevliyasıSünbül Sinan’ın
yaptığı sohbetlerden O’nun büyük bir alim ve evliya olduğunu anladılar. İlmine
hayran kaldılar. Kuran-ı Kerim’e Sünnet-i Seniyye’ye olan bağlılığınaalimlerin içtihatlarına uymaktaki gayretlerini pek beğendiler.
Bu sebeple ona saygı ve hürmette kusur etmemeye azami gayret gösterdiler.
(İSLAM ALİMLERİ ANS. , C.14, s.350 )
Sünbül Sinan Mısır’da dinin emir
ve yasaklarını üç yıl boyunca insanlara anlatıp Allahü Teala’nın kendisine
ihsan ettiği feyiz ve
bereketlerden onlarında yararlanmasını sağladı. Bu asırda hocası Çelebi
Halîfe hacca gidiyordu ve Sünbül
Sinan’ında kendisine eşlik etmesini istemişti. Padişahın da iznini alıp
“Kim bilir bu yolculukta ne
hikmetler gizlidir.” diyerek Mısırlılarla helalleşip yola çıkar. Mekke-i
Mükerremeye vardığında İstanbul’dan gelen hacılardan Çelebi Halîfe’nin vefat
ettiğini öğrenir. Bir de vasiyeti olduğunu ve “Bu vasiyetiSünbül Sinan’a veriniz.” diye emrettiğini
öğrenir. Vasiyette ilk olarak kendisinin Kabe-i Muazzamaya gidecek hacıların
yolu üzerinde defnedilmesini ; ikinci olarakSünbül Sinan’ın İstanbul’a gidip Koca Mustafa Dergahında talebelere ders
vermeye başlamasını, son olarak da Sünbül Sinan’dan kızı Safiye Hatun ile
evlenmesini istiyordu. Daha önce giden hacılar tarafından Çelebi Halîfe’nin
vefat ettiği ve Sünbül Sinan
Efendiyi yerine halife bıraktığı haberi İstanbul’a yayılmıştı. Sünbül
Sinan burada talebelerini yetiştirebilmek için elinden geleni yaptı. Çok dikkat
ve itina gösterdi. Huzuruna gelip gideni boş göndermezdi. Talebeleri tarafından
çok sevilir ve sayılırdı. Talebeleri içinden Merkez Efendiyi çok severdi. Ona
kızını vererek damadı yaptı.
Sünbül Sinan, Osmanlı padişahı
Yavuz Sultan Selim Han ile ilgili bir olayda Şah İsmail’i Çaldıran’da mağlup
ettikten sonra Mısır’ı fethedip edemeyeceği konusundaki şüphelerini gidermişti.
Yavuz Sultan Selim Han, yanına vardığı anda daha derdini söylemeden Sünbül Sinan “Ey muzaffer sultan! İnşallahü
Teala Cenab-ı Hak Mısır’ın fethini sana müyesser edecektir. Allahü Teala’nın
bütün sevdikleri seninle beraberdir.” diyerek
Yavuz Sultan Selim’i müjdelemiştir.
1529’da Muharrem ayının ikinci
pazartesi günü vefat edeceğini anlayan Sünbül Sinan hazretleri dostlarıyla ve
talebeleriyle vedalaştı, helalleşti. Talebeleri başında Yasin-i Şerîf süresini
okudular. Sümbül Sinan Efendi, son nefesinde Kelime-i Şahadet getirerek vefat
etti. Öldüğünde seksen yaşındaydı. Kabrini Koca Mustafa Paşa’daki dergahının
ortasına kazdılar. Cenazesini Fatih Camisine getirdiler. Alimler, veliler,
devlet erkanı ve binlerce İstanbullu cenaze namazını Şeyhülislam Ahmet İbn-i Paşa’nın imametinde
kıldılar. Sonra mevcut olan türbesine defnettiler.
Sümbül Sinan’ın Sümbûli
tarîkatının usul ve erkanı hakkında yazdığı “Risalet’ül Etvar” adlı eseri ve “Risâle-i Tahkikiyye” adlı eseri vardır. (İSLAM
ALİMLERİ ANS., C.14, ss. 331-334)
a)SÜNBÜL
SİNAN’DAN
ÖRNEKLER
GAZEL I
1- Işk ile iki cihânda şâh olan gelsün berü
Râh-ı Hakk’a bende-i dergâh olan gelsün berü
2- Devlet-i dünya ile mağrur olanlar gelmesün
Ârif-i fânî fenâfillâh olan
gelsün berü
3- Hançer-i tevhîdi çek bu asker-i şeytâneye
Dâima kalbinde zikrullah olan
gelsün berü
4- “Küntü kenz”ün kibriyâsından gören sırr-ı Hakk’ı
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
TENASÜP SANATI Uygunluk. Divan şiirinde anlam bakımından
aralarında çeşitli ilgiler bulunan iki veya daha fazla kelimeyi tezat
olmaksızın bir araya getirme sanatı. &n...
Dil ve Anlatım Dersi Ders Notları
1)Anlatım:Herhangi bir konu üzerinde konuşurken veya
bir konu üzerine yazarken,belli bir gayeyi gerçekleştirmek isteriz.Bu gaye,bizi
dinlemekte veya okumakta olanlara bilgi vermek,onl...
ÇANAKKALE SAVAŞI
Mahmed Akif’in okul kitaplarına
bazı mısraları çıkartılarak alınan büyük Çanakkale savaşını tasvir eden
manzumesi, İstiklal marşı’ndan önce
yazılmış en heyecan verici şii...
Dil Kirlenmesi
İnsanın
yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili
yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta
daha çok başarılı...
gazel
Aslı Arapça olan gazel
sözcüğü; kadınlarla, sevgi üzerine arkadaşlık, ahbaplık etmek demektir.
Edebiyat terimi olarak da, güzellikten, aşktan, onun yüzünden çekilen
acılardan, içkide...
TECÂHÜL-İ ARİF SANATI Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi
söylemektir. Yani tecâhül-i arif ne hiç bilmemektir, ne de bildiğini
saklamaktır. Buna göre söylersek, bildiğini, türlü nedenlerle bilmezle...
İKTİBAS SANATI
İKTİBAS SANATI
Ödünç alma. Bir ayeti, bir hadisi ya da bir sözü tam veya
yarım olaak anlamlı bir biçimde aktarma sanatıdır. İktibaslar bu yönleriyle
irsâl-i mesele benzerler. Lelâm...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ
NOKTA ( : )
Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da
konuşma çizgisinden önce:
Cemo sopasını yere indirdi ve:
- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR
ZARFLAR
Hal Zarfları
Zaman Zarfları
Yer ve Yön Zarfları
Azlık - Çokluk Zarflerı
Soru Zarfları
Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA (
. )
Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur.
Kaçmayı namusuna yediremiyordu.
Kısaltmalardan Sonra konur.
Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda
kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI
VİRGÜL ( ; )
Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız
cümleleri ayırmada:
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI
BAKIMINDAN KELİMELER
1. Basit Kelimeler:
Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere
BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...