|
Âşık Edebiyatı yada diğer adıyla Anonim Halk Edebiyatı, halk arasında
söylenip dilden dile dolaşan ve söyleyeni çoğu zaman belli olmayan,
sözlü, ortaklaşa, birçoğu bestesiz, dili sade ve herhangi bir edebi
tesir altında kalmayan, hece ölçüsüyle yazılan eserlerin oluşturduğu
bir edebiyat koludur. Atasözü, deyim, bilmece, orta oyunu, mani, halk
hikayesi, destan gibi birçok türü vardır.
Anonim Halk Edebiyatı,
folklora dayalı folklor kaynaklarından doğan bir türdür. İsimsiz yani
Anonim Edebiyat dilin kendiliğinden doğurduğu ürünlerin yarattığı
edebiyattır (KARAALİOĞLU, 1980, s.237).
Sözlü yeteneklerle, cönk
adı verilen defterlerle, âşıkların hafızaları ile bazı tarihi
kaynaklarla ve divanlarla az çok bilgi edinebildiğimiz saz şiirinin ilk
devreleri hakkında tam bilgimiz yoktur. Divan edebiyatı mensuplarının
bu şiiri oluşturan şairlere düşmanlık beslemesi, tezkirelerinde onların
biyografilerine ve eserlerine yer vermeleri yüzünden XVI. asırdan
Karacaoğlan, Kerem Dede, Kul Mehmet, Öksüz Ali, Hayâli, Bahşî, Armutlu,
Çarpanlı, Kul, Çulha ve Köroğlu gibi bazılarını 3-5 şiirle tanımak
zorundayız. Birçoğu asker ocağından yetişme bu âşıkların teknik
itibarıyla zayıf oldukları görülür. Adeta bir hazırlık devri karakteri
gösteren bu asırdan sonra Âşık Edebiyatı'nın altın devrine ulaştığını
görüyoruz (ELÇİN, 2000, s.10).
Âşık şiiriyle ilgili en kapsamlı
çalışmaları yapan ve saz şairlerimiz için söylenebilecek sözlerin en
güzellerini ortaya koyan Fuat Köprülü'dür. O, Türklerin İslam dinini
kabul etmelerinden önceki devirlerde dini inanışlarını yerine
getirirken yaptıkları merasimlerde halk şairlerinin de bulunduğunu
kaydedip bu şairlerin cemiyette önemli bir yeri olduğunu
belirtmektedir. İslamiyet'in kabulünden sonra ise bugün metinleri
elimizde bulunmamakla beraber bu geleneğin aynen devam ettiğini
biliyoruz (Türk Dili; Halk Şiiri, 1989, s.106).
XVI. yüzyılda
Osmanlı'nın gelişmesine paralel olarak Âşık Edebiyatı'nın inkişaf
ettiğini söyleyebiliriz. Askerlerin içinde âşıkların sayısı
çoğalmıştır. Şehir ve kasabalarda, değişik sosyal tabakalara mahsus
ayrı ayrı kahvehaneler, bozahaneler, meyhaneler gibi umumi toplantı
yerleri vardı. Onlar belli mevsimlerde buralarda toplanıp âşık
fasılları yaparlardı. Bunlar dışında sazlarını alıp seyahate çıkar ve
köy köy dolaşıp şiirler söylerlerdi (GÜZEL-TORUN, 2003, ss.226-237).
XVI. yüzyılın başlıca âşıkları arasında Armutlu, Bahşî, Çırpanlı, Gedâ
Muslî, Hayâlî, Karacoğlan, Köroğlu, Kul Çulha, Kul Mehmet, Kul Pîri,
Oğuz Ali, Ozan, Öksüz Dede gibi şairleri sayabiliriz.
|