You are here:  Anasayfa arrow Özel Dosyalar arrow XVI. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI arrow MURÂDÎ (1546-1595)
MURÂDÎ (1546-1595) PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Cumartesi, 20 Eylül 2008

Osmanlı padişahıdır. II. Selim ile Haseki Nur-Bânû Sultan’ın oğludur. Babasının Saruhan sancak beyliği sırasında (4 Temmuz 1546) Pazar günü, Manisa’nın  Boz-Dağ yaylasında dünyaya gelmiştir. On bir yaşına geldiğinde (1557) Manisa’da yapılan bir törenle erkekliğe ilk adımını atmış sünnet edilmiştir. Sultan Selim’in 1558 yılında Karaman valiliğine nakli üzerine Şehzade Murat’a da Akşehir sancak beyliği verilmiş ve Konya ovasında meydana gelen savaş sırasında Konya kalesi muhafazasında bulunmuştur. Büyük babası Sultan Süleyman’ın kendisini görmek istemesi üzerine bir ara İstanbul’a gelmiştir. Murat, babasını9n Konya valiliğine getirilmesi üzerine 1562 martında Manisa sancak beyliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır.


II. Selim’in vefatı üzerine Sokullu Mehmet Paşa tarafından büyük oğul olma sıfatıyla saltanata da çağrılan Sultan Murat Manisa’dan çıkarak saraya gelmiştir. II. Selim’in ölümü ve III. Murat’ın cülûsu ilan edilerek ilan edilerek kabul ve tasdik merasimi yapılmış ve Sultan Selim’in boğdurulan beş şehzadesinin cenaze namazları  kılınmıştır. Daha sonra padişah kapı-kullarına cülûs bahşişi dağıtıp Eyüp Sultan Türbesine giderek kılıç kuşanmış, sonra Edirne kapısından şehre girerek ecdadının kabirlerini ziyaret etmiştir. İçerde bu olaylar yaşanırken dışarıda da III. Murat’ın  cülûsu  üzerine   muhtelif   devletler  elçiler   göndererek tebriklerde   bulunmuşlar   ve hediyeler  göndermişlerdir.  (İSLAM ANS., 1960, C.8, s.615)

III. Murat yirmi bir yıl süren saltanatı boyunca  İstanbul dışına çıkmamıştır. Onun döneminde Yavuz Sultan Selim’in doğuda sağladığı huzur bozuldu ve 1587’den  itibaren Safavi devleti ile savaşlar devam etti. Bu savaşlar Lala Mustafa Paşa, Özdemiroğlu, Osman Paşa, Ferhat Paşa gibi vezirlerin idaresinde bulunmaktaydı. Daha sonra 1590 yılında barış sağlandı ve bu barış III. Murat’ın vefatına kadar bozulmadı. Fas’da  Akdeniz Hıristiyanlığının son haçlı ordusuna karşı 1578 yılında büyük bir savaş kazanıldı. Bu zafer Osmanlı Devleti’nin Kuzey ve iç Afrika’daki nüfuzunu artırdı.  Bazı eyaletlerde (Lübnan, Yemen, Trablus, Kiği)  zaman zaman çıkan isyanlar bastırıldı. Batı da ise 1593’ten itibaren Avusturya ile yapılan savaş devam etti. Bu savaş aynı zamanda kuzeydeki Hıristiyan devletleri arasında Osmanlı Devletine karşı kutsal bir ittifakın   kurulmasına  zemin hazırladı.

Osmanlı Devleti’nin çöküşe başladığı dönem  III. Murat dönemi olmuştur. Uzun süren savaşlar ve iktisadi gerileme devlet makamlarına rüşvet  nedeniyle hakkı olmayan kişilerin getirilmesi bu çöküşü hızlandırmıştır. Akçe giderek değerini kaybetmiştir, kapıkullarının maaşları zamanında ödenememiş bu sebepler de sık sık huzursuzluk çıkmasına yol açmıştır. Çift bozan reayanın da kapıkulu zümresine dahil olmak istemesi önde gelen meselelerdendir. (TDEA, C.8, s.442)

III. Murat, kumral, orta boylu, sağlam yapılı, kuvvetli, iyi silah kullanan ve ata iyi binen bir kişiydi. İhtişamlı elbiseler giyer, mücevheratı çok sever  ve kavuğu üzerinde çok kıymetli taşlar bulundururdu. Yani süsüne fazlasıyla düşkün bir insandı. Servete hırslı olmakla birlikte sevdiği kadınlara, çocuklarına ve onların hocalarına karşı çok cömert idi. Öldüğü zaman sekiz yüz yük akçe borcu çıkmış ve devlet hazinesinden karşılanmıştır.  Neşeli, yumuşak huylu ve merhametliydi. Kan dökmekten çelinirdi. “Hayır” kelimesini pek fazla kullanmazdı. (İSLAM ANS., 1960. C.8, s.624)

Padişahın bu kişiliğe sahip olması eskiden görülen askeri başarıların görülmemesine sebep olmuştur. Ayrıca padişah zevk ve eğlenceye de çok düşkündü. Musiki ve raksı sever, etrafına musikişinaslar, rakkaslar ve toplardı. Uğursuzluğa inanışı ve bilhassa rüya tabirlerine meraklı olması sebebiyle sarayı müneccimle ve rüya tabircileri doldurmuştur. Nakşibendi şeyhi Şaban Efendi ve bilhassa daha şehzadeliğinde yaptığı isabetli rüya tabirleriyle takdirini kazanan Halveti şeyhi Şeyh Şu’ca devrinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır. Yirmi  bir yıllık saltanatı boyunca İstanbul’dan hatta saraydan çıkmayan Sultan Murat, dedesi Kanûnî Sultan Süleyman devrinden beri devleti başarı ile idare etmiş olan Sokullu Mehmet Paşa’ya değer vermeyerek onun nüfuzunu kırmış ve ölümünden sonra on sadrazam değiştirmesine rağmen kuvvetli bir şahsiyet bulamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun epeyce zayıflamaya başladığı devirde siyasi ve iktisadi çöküntü ile birlikte şiir ve edebiyatta eski parlak devri ile mukayese edilemeyecek derecede   zayıflamıştır.   Kendisi  de   şair olduğu halde sanatkarlara fazla ehemmiyet vermemiştir. Padişahın himayesini       ve iltifatını yakın muhitte olan şairlerin çoğu kazanmış, bunların en büyükleri             ise  babası, hatta dedesi döneminden kalan şairler olmuştur. Bu şairlerin  başında  Bâkî, Nev’î,  epeyce zayıflamaya başladığı devirde siyasi ve    iktisadi çöküntü ile birlikte şiir ve edebiyatta eski parlak devri ile mukayese edilemeyecek derecede zayıflamıştır. Kendisi de şair olduğu halde sanatkarlara fazla ehemmiyet vermemiştir. Padişahın himayesini ve iltifatını yakın muhitte olan şairlerin çoğu kazanmış, bunların en büyükleri ise babası, hatta dedesi döneminden kalan şairler olmuştur.    Bu    şairlerin   başında  Bâkî,  Nev’î, Yahya, Gelibolulu Ali gibi şahsiyetler   gelmektedir.   (İPEKTEN, 1996, ss.125-126)

Sultan Murat dedeleri kadar büyük hatta babası kadar tedbirli bir padişah değildi. Bununla beraber çok iyi yetiştirilmiş ve iyi bir eğitim görmüştür. Hoca Sâdeddin Efendi gibi âlimlerden tarih ve siyaset dersi almıştır. Osmanlı Türkçesi’ne  hakim olmanın yanı sıra Arapça ve Farsça’yı bu dillerde şiir söyleyecek kadar iyi öğrenmiş bir hükümdardı. Maneviyata bağlı bir ruhu, kuvvetli bir tasavvuf kültürü ve imanı vardı. Sade bir Türkçe ile özellikle gazel şeklinde yazdığı  şiirlerinin çoğunu tasavvuf duygu ve düşünceleriyle yazmıştır. (BANARLI, 1998, C.1, s.571)

Şair padişah şiirlerinde “Murâdî” mahlasını kullanmıştır. Daha çok din ve tasavvufla ilgili yazdığı şiirlerde coşku ve heyecandan ziyade kudretini geniş bilgiden aruza ve lisana hakimiyetten alan bir hava hakimdir. Ayet ve hadisler Arapça ve Farsça beyitler ile mülemma şiirleri içeren divanında çok miktarda gazel bulunmaktadır. Mecmualarda ve tezkirelerde bazı şiirleri bulunmaktadır. Bazen anlaşılamayacak derecede kapalı olan Arapça ve Farsça gazelleri padişahın arzusunu yerine getirmek ve hediyeler almak için zamanın edipleri tarafından şerh edilmiştir. Çoğu Arapça ve Farsça olan bazı şiirlerinin Hâşimî, Bâkî, Subhî, Hoca Sadeddin, Zekeriyâ vb. tarafından yapılmış şerhleri bulunmaktadır. (İSLAM ANS., 1960, C.8, ss.624-625)

Sultan III. Murat’ın murabba, mesnevi, müferdât gibi istisna şiirleri olmakla beraber nerdeyse tamamı gazellerden oluşan oldukça büyük bir Divan’ı vardır. Gazelleri alfabe harfleri sırasıyla düzenlenmiştir. Sultan Murat’ın  Fransız Milli Kütüphanesi’nde  1030 numarada kayıtlı bir Divan’ı vardır. Bu divan II. Murat adına kaydedildiği için heyecan uyandırmıştır. Divan çok güzel bir nesihle, lüks bir yazma halinde tertiplenmiştir. 270 yaprak tutarındaki bu divanın içinde 750’ye yakın gazel vardır.

Yine aynı kütüphanede 274 numarada kayıtlı Levayih-i Tayyibe adlı bir mecmua vardır. Bu eser III. Murat’ın seçme gazelleri ile tertiplenmiş daha küçük bir yazmadır. Ancak bu eser çok güzel bir yazı ve süsleme ile meydana getirilmiş olduğu için çok değerlidir. III. Murat’ın ayrıca İstanbul kütüphanelerinde de yazmaları bulunmaktadır. (BANARLI, 1998, C.1, ss.571-572)

 

 

 

    a) MURADÎ’DEN ÖRNEKLER

 

GAZEL I

 

 

 

           1- Âh kim her dem kılar ben mübtelâyı zâr aşk

               Bilmez idüm müşkil imiş dostlar bu kâr-ı aşk

 

       1- Ne yazık ki ben tutkunu aşk sürekli ağlatır,  inletir. Dostlar aşk işinin bu denli zor olduğunu bilmezdim.

 

           2- Tîg-i gamla dembedem bu sînemi çâk eyledi

               Yakdı yandurdı bu bağrum ey dirîga nâr-ı aşk

 

       2- Gam kılıcıyla sürekli bu sinemi parça parça etti; yazık ki aşk ateşi bu bağrımı yaktı, yandırdı.

 

           3- Bir saçı leylî nigâra şöyle mecnûn etdi kim

               Tâ kıyâmet etmeyiserdür benihuşyâr aşk

 

       3-  Beni bir saçı kara güzele öylesine mecnûn etti ki,  yamete dek aklım başıma gelmez.

       (Leylâ ve Mecnûn kelimeleri  siyah ve deli anlamları yanında, şark dünyasının tanınmış aşk hikayesi. Leylâ vü Mecnûn’a da delâlet eder.)

 

           4-  Ol cemâle şöyle kıldı âşık u şeydâ beni

                Eyleyiser âkıbet Mansûr-veş berdâr aşk

 

       4- Aşk beni o güzele öylesine çılgınca âşık etti ki  sonunda beni Mansûr gibi idâm ettirecektir.

 

 

 

 

 

           5- Bende kıldı ise sultân u gedâyı gam degül

               Hükm ederse âleme cânâ eger hunkâr-ı aşk

 

       5- Ey sevgili eğer aşk sultânı bütün evrene hükmettikten sonra, sultânı ve dilenciyi kendine kul yapmış, ne gam!

 

           6- Ol lebi gonca nigâra bülbül edelden beni

                ldı cümle âlemi bu gözlerüme hâr aşk

 

       6- Aşk, o dudağı goncaya benzeyen güzele beni aşık ettiğinden  beri bütün âlem gözlerimi diken görünür oldu.

 

           7- Aşkı âsân mı sanursın ey Murâdî bilmiş ol

                Nakd-ı cân ile olur dâim hemân bâzâr-ı aşk

 

       7- Ey Murâd, sen aşk işini kolay mı sanırsın, bilki aşk pazarlığı dâimâ can sermâyesiyle olur.

 

GAZEL II

 

           1- Hum-hâne-i vahdetde ben mestâne-i akşam yine

               şâne-i uzletde ben dîvâne-i akşam yine

 

      1- Birlik meyhânesinde yine ben aşk sarhoşuyum. Yalnızlık köşkünde de yine ben aşk çılgınıyım.

 

           2- Bu kâr u bârı terk edüp râh-ı fenâyı gözleyüp

               Ummân-ı irfâna talup dürdâne-i aşkam yine

 

       2- Bu işi gücü terk edip, fânilik yolunu gözlüyorum. İrfân okyanusuna dalıp yine ben aşk incisi oldum.

 

           3- Kâlû belâ bezminde çûn ahd eyledüm cânân ile

               Hikmet kitâbın okuyup ferzâne-i aşkam yine

 

       3- Çünkü ben kâlû belâ meclisinde sevgili ile sözleştim.  Hikmet kitabını okuyup yine ben aşkta üstün oldum.

       (Tanrı, insanları yaratıp onlara, “Elestü bi-rabbiküm = Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediği zaman, onlarda “Kâlû Belâ = Evet” dediler.)

 

           4- Bu yerde bir olmag içün ikilik etmem ihtiyâr

               Agyâr oluben gayrîye cânâne-i aşkam yine

 

       4- Bu yerde tek kalmak için, ikiliği kabul etmiyorum. Başkalarına düşman olup yine ben aşkın dostuyum.

 

 

 

 

           5- Her dem murâd olan Murâd’a dilberun maksudıdur

               Aşk âteşinde mahv olup pervâne-i aşkam yine

 

       5- Her an, Murâd’ın arzu ettiği, sevgilinin isteğidir. Aşk ateşinde yanan, aşk pervânesi yine benim.

 

GAZEL III

 

           1- Gülistan-ı aşka girdim bülbül güyâ menem

               Yârimin gördüm cemâlin vâle ü şeyda menem

 

           2- Pâdîşâh-ı dehrim oldum yâr eşiğinde gedâ

               Çün gedâyım âlem içre rütbe vâlâ menem

 

           3- Râzımı bildirmezem ağyâr nâ-hemvâra ben

               Gene sere dâyımâ çün hâkim-i a’lâ menem

 

           4- Ey halîlim ka’be- î kasdın eyleyüb çekme elem

               Gel tavat eyle beni kim ka’be-î âliyâ menem

 

           5- Ey Murâdî âlem-i vahdetde kesretdir vahîd

               Sen temâşâ kıl beni kim kesret-ü tenhâ menem

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 20 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
ÇOCUK EDEBİYATININ GENEL NİTELİKLERİ
A. BİÇİM BAKIMINDAN ÇOCUK EDEBİYATI Çocuk kitapları, okuyucu zümrelerinin özelliğine göre biçim açısından farklılıklar gösterir. Çocuk edebiyatı eserleri de, çocuğun yaş ve seviye...
Dante Ve İlahi Komedya
tarihsel arka plan:   Tarihsel akış düşüncelerin diyalektik ilerleyişi olduğu kadar bununda üstünde  ekonomi-politik bir ilerleyiştir.   Dante’nin ortaçağın sonunu ve y...
HİCİV
  Kişi,kurum ve olayları gülünç hale sokmak,alaya almak, iğnelemek veya hakaret etmek suretiyle küçük düşürmeyi ve rezil etmeyi amaçlayan ve genellikle manzum olan türe “hic...
DİL BİLİÇLENMESİ
                               ...
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı
Tasavvuf, Türklerin İslamiyet'i kabulunden sonra Anadolu'da kendini göstermiştir. Tasavvuf düşünürlerine "mutasavvıf" denir. Mutasavvıflara göre, Allah'a bilmeden O'na ul...
Eşanlamlı Eski Ve Yeni Kelimeler
ESKİYENİabideanıtablembelirgeablukakuşatımacayipyabancıacele etmekİvmekaceleciivecenAcz (aciz)düşküadabı muaşeretgörgü  ...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA ( . ) Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur. Kaçmayı namusuna yediremiyordu. Kısaltmalardan Sonra konur. Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play