Osmanlıpadişahıdır. II. Selim ile Haseki Nur-Bânû Sultan’ın oğludur. Babasının
Saruhan sancak beyliği sırasında (4 Temmuz 1546) Pazar günü, Manisa’nınBoz-Dağ yaylasında dünyaya gelmiştir. On bir
yaşına geldiğinde (1557) Manisa’da yapılan bir törenle erkekliğe ilk adımını
atmış sünnet edilmiştir. Sultan Selim’in 1558 yılında Karaman valiliğine nakli
üzerine Şehzade Murat’a da Akşehir sancak beyliği verilmiş ve Konya ovasında
meydana gelen savaş sırasında Konya kalesi muhafazasında bulunmuştur. Büyük
babası Sultan Süleyman’ın kendisini görmek istemesi üzerine bir ara İstanbul’a
gelmiştir. Murat, babasını9n Konya valiliğine getirilmesi üzerine 1562 martında
Manisa sancak beyliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede
kalmıştır.
II. Selim’in vefatı üzerine Sokullu Mehmet Paşa
tarafından büyük oğul olma sıfatıyla saltanata da çağrılan Sultan Murat
Manisa’dan çıkarak saraya gelmiştir. II. Selim’in ölümü ve III. Murat’ın cülûsu
ilan edilerek ilan edilerek kabul ve tasdik merasimi yapılmış ve Sultan
Selim’in boğdurulan beş şehzadesinin cenazenamazlarıkılınmıştır. Daha sonra
padişah kapı-kullarına cülûs bahşişi dağıtıp Eyüp Sultan Türbesine giderek
kılıç kuşanmış, sonra Edirne kapısından şehre girerek ecdadının kabirlerini
ziyaret etmiştir. İçerde bu olaylar yaşanırken dışarıda da III. Murat’ıncülûsuüzerinemuhtelifdevletlerelçilergöndererek
tebriklerdebulunmuşlarvehediyelergöndermişlerdir.(İSLAM ANS.,
1960, C.8, s.615)
III. Murat yirmi bir yıl süren saltanatı
boyuncaİstanbul dışına çıkmamıştır.
Onun döneminde Yavuz Sultan Selim’in doğuda sağladığı huzur bozuldu ve
1587’denitibaren Safavi devleti ile
savaşlar devam etti. Bu savaşlar Lala Mustafa Paşa, Özdemiroğlu, Osman Paşa,
Ferhat Paşa gibi vezirlerin idaresinde bulunmaktaydı. Daha sonra 1590 yılında barış
sağlandı ve bu barış III. Murat’ın vefatına kadar bozulmadı. Fas’daAkdenizHıristiyanlığının son haçlı ordusuna karşı 1578 yılında büyük bir savaş
kazanıldı. Bu zafer Osmanlı Devleti’nin Kuzey ve iç Afrika’daki nüfuzunu
artırdı.Bazı eyaletlerde (Lübnan,
Yemen, Trablus, Kiği)zaman zaman çıkan
isyanlar bastırıldı. Batı da ise 1593’ten itibaren Avusturya ile yapılan savaş
devam etti. Bu savaş aynı zamanda kuzeydeki Hıristiyan devletleri arasında
Osmanlı Devletine karşı kutsal birittifakınkurulmasınazeminhazırladı.
Osmanlı Devleti’nin çöküşe başladığı dönemIII. Murat dönemi olmuştur. Uzun süren
savaşlar ve iktisadi gerileme devlet makamlarına rüşvetnedeniyle hakkı olmayan kişilerin getirilmesi
bu çöküşü hızlandırmıştır. Akçe giderek değerini kaybetmiştir, kapıkullarının
maaşları zamanında ödenememiş bu sebepler de sık sık huzursuzluk çıkmasına yol
açmıştır. Çift bozan reayanın da kapıkulu zümresine dahil olmak istemesi önde
gelen meselelerdendir. (TDEA, C.8, s.442)
III. Murat, kumral, orta boylu, sağlam yapılı,
kuvvetli, iyi silah kullanan ve ata iyi binen bir kişiydi. İhtişamlı elbiseler
giyer, mücevheratı çok severve kavuğu
üzerinde çok kıymetli taşlar bulundururdu. Yani süsüne fazlasıyla düşkün bir
insandı. Servete hırslı olmakla birlikte sevdiği kadınlara, çocuklarına ve
onların hocalarına karşı çok cömert idi.
Öldüğü zaman sekiz yüz yük akçe borcu çıkmış ve devlet hazinesinden
karşılanmıştır.Neşeli, yumuşak huylu ve
merhametliydi. Kan dökmekten çelinirdi. “Hayır” kelimesini pek fazla
kullanmazdı. (İSLAM ANS.,
1960.
C.8, s.624)
Padişahın
bu kişiliğe sahip olması eskiden görülen askeri başarıların görülmemesine sebep
olmuştur. Ayrıca padişah zevk ve eğlenceye de çok düşkündü. Musiki ve raksı
sever, etrafına musikişinaslar, rakkaslar ve toplardı. Uğursuzluğa inanışı ve
bilhassa rüya tabirlerine meraklı olması sebebiyle sarayı müneccimle ve rüya
tabircileri doldurmuştur. Nakşibendi şeyhi Şaban Efendi ve bilhassa daha
şehzadeliğinde yaptığı isabetli rüya tabirleriyle takdirini kazanan Halveti
şeyhi Şeyh Şu’ca devrinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır. Yirmibir yıllık saltanatı boyunca İstanbul’dan
hatta saraydan çıkmayan Sultan Murat, dedesi Kanûnî Sultan Süleyman devrinden
beri devleti başarı ile idare etmiş olan Sokullu Mehmet Paşa’ya değer
vermeyerek onun nüfuzunu kırmış ve ölümünden sonra on sadrazam değiştirmesine
rağmen kuvvetli bir şahsiyet bulamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun epeyce
zayıflamaya başladığı devirde siyasi ve iktisadi çöküntü ile birlikte şiir ve
edebiyatta eski parlak devri ile mukayese edilemeyecek derecedezayıflamıştır.Kendisideşair olduğu halde
sanatkarlara fazla ehemmiyet vermemiştir.
Padişahın
himayesinive iltifatını yakın muhitte olan şairlerin çoğu
kazanmış, bunların en büyükleriisebabası, hatta dedesi döneminden
kalan şairler olmuştur. Bu şairlerinbaşındaBâkî, Nev’î,epeyce zayıflamaya başladığı devirde siyasi
veiktisadi çöküntü ile birlikte şiir
ve edebiyatta eski parlak devri ile mukayese edilemeyecek derecede
zayıflamıştır. Kendisi de şair olduğu halde sanatkarlara fazla ehemmiyet
vermemiştir. Padişahın himayesini ve iltifatını yakın muhitte olan şairlerin
çoğu kazanmış, bunların en büyükleri ise babası, hatta dedesi döneminden kalan
şairler olmuştur.BuşairlerinbaşındaBâkî,Nev’î, Yahya, Gelibolulu Ali gibi
şahsiyetlergelmektedir.(İPEKTEN, 1996, ss.125-126)
Sultan Murat dedeleri kadar büyük hatta babası
kadar tedbirli bir padişah değildi. Bununla beraber çok iyi yetiştirilmiş ve
iyi bir eğitim görmüştür. Hoca Sâdeddin Efendi gibi âlimlerden tarih ve siyaset dersi almıştır.
Osmanlı Türkçesi’nehakim olmanın yanı
sıra Arapça ve Farsça’yı bu dillerde şiir söyleyecek kadar iyi öğrenmiş bir
hükümdardı. Maneviyata bağlı bir ruhu, kuvvetli bir tasavvuf kültürü ve imanı
vardı. Sade bir Türkçe ile özellikle gazel şeklinde yazdığışiirlerinin çoğunu tasavvuf duygu ve
düşünceleriyle yazmıştır. (BANARLI,
1998, C.1, s.571)
Şair padişah şiirlerinde
“Murâdî” mahlasını kullanmıştır. Daha çok din ve tasavvufla ilgili yazdığı
şiirlerde coşku ve heyecandan ziyade kudretini geniş bilgiden aruza ve lisana
hakimiyetten alan bir hava hakimdir. Ayet ve hadisler Arapça ve Farsça beyitler
ile mülemma şiirleri içeren divanında çok miktarda gazel bulunmaktadır.
Mecmualarda ve tezkirelerde bazı şiirleri bulunmaktadır. Bazen anlaşılamayacak
derecede kapalı olan Arapça ve Farsça gazelleri padişahın arzusunu yerine
getirmek ve hediyeler almak için zamanın edipleri tarafından şerh edilmiştir.
Çoğu Arapça ve Farsça olan bazı şiirlerinin Hâşimî, Bâkî, Subhî, Hoca Sadeddin,
Zekeriyâ vb. tarafından yapılmış şerhleri bulunmaktadır. (İSLAM ANS.,
1960, C.8, ss.624-625)
Sultan III. Murat’ın murabba, mesnevi, müferdât
gibi istisna şiirleri olmakla beraber nerdeyse tamamı gazellerden oluşan
oldukça büyük bir Divan’ı vardır. Gazelleri alfabe harfleri sırasıyla
düzenlenmiştir. Sultan Murat’ınFransız
Milli Kütüphanesi’nde1030 numarada
kayıtlı bir Divan’ı vardır. Bu divan II. Murat adına kaydedildiği için heyecan
uyandırmıştır. Divan çok güzel bir nesihle, lüks bir yazma halinde
tertiplenmiştir. 270 yaprak tutarındaki bu divanın içinde 750’ye yakın gazel
vardır.
Yine aynı kütüphanede 274 numarada kayıtlı
Levayih-i Tayyibe adlı bir mecmua vardır. Bu eser III. Murat’ın seçme gazelleri
ile tertiplenmiş daha küçük bir yazmadır. Ancak bu eser çok güzel bir yazı ve
süsleme ile meydana getirilmiş olduğu için çok değerlidir. III. Murat’ın ayrıca
İstanbul kütüphanelerinde de yazmaları bulunmaktadır. (BANARLI,
1998, C.1, ss.571-572)
a) MURADÎ’DEN ÖRNEKLER
GAZEL I
1- Âh kim her dem kılar ben mübtelâyı zâr aşk
Bilmez idüm müşkil imiş dostlar bu kâr-ı aşk
1- Ne yazık
ki ben tutkunu aşk sürekli ağlatır,inletir. Dostlar aşk işinin bu denli
zor olduğunu bilmezdim.
2- Tîg-i gamla dembedem bu sînemi çâk eyledi
Yakdı yandurdı bu bağrum ey dirîga nâr-ı aşk
2- Gam kılıcıyla
sürekli bu sinemi parça parça etti;
yazık ki aşk ateşi
bu bağrımı yaktı,
yandırdı.
3- Bir saçı leylî nigâra şöyle mecnûn etdi kim
Tâ kıyâmet etmeyiserdür benihuşyâr aşk
3-Benibir saçı kara güzele öylesine mecnûn
etti ki,kıyamete dek aklım
başıma gelmez.
(Leylâ ve
Mecnûn kelimelerisiyah ve deli
anlamlarıyanında,
şark dünyasının tanınmış
aşk hikayesi. Leylâ vü Mecnûn’a
da delâlet eder.)
4-Ol cemâle şöyle kıldı âşık u şeydâ beni
Eyleyiser âkıbet Mansûr-veş berdâr aşk
4- Aşk
beni o güzele öylesine çılgınca
âşık etti kisonunda beni Mansûr gibi idâm ettirecektir.
5- Bende kıldı ise sultân u gedâyı gam degül
Hükm ederse âleme cânâ eger
hunkâr-ı aşk
5- Ey
sevgili eğer aşk sultânı bütün evrene hükmettikten sonra, sultânı ve dilenciyi kendine
kul yapmış, ne gam!
6- Ol lebi gonca nigâra bülbül edelden beni
Kıldı cümle âlemi bu gözlerüme hâr aşk
6- Aşk,
o dudağı goncaya benzeyen güzele beni aşık ettiğindenberi
bütün âlem gözlerimi diken görünür oldu.
7- Aşkı âsân mı sanursın ey Murâdî bilmiş ol
Nakd-ı cân ile olur dâim hemân bâzâr-ı aşk
7- Ey
Murâd, sen aşk işini kolay mı
sanırsın, bilki aşk
pazarlığı dâimâ can
sermâyesiyle olur.
GAZEL II
1- Hum-hâne-i vahdetde ben mestâne-i akşam yine
Kâşâne-i uzletde ben dîvâne-i akşam yine
1- Birlik
meyhânesinde yine ben aşk
sarhoşuyum. Yalnızlık
köşkünde de yine ben aşk
çılgınıyım.
2- Bu kâr u bârı terk edüp
râh-ı fenâyı gözleyüp
Ummân-ı irfâna talup dürdâne-i aşkam yine
2- Bu işi
gücü terk edip, fânilik yolunu gözlüyorum.
İrfân okyanusuna dalıp yine ben aşk
incisi oldum.
3- Kâlû belâ bezminde çûn ahd eyledüm cânân ile
Hikmet kitâbın okuyup ferzâne-i aşkam yine
3- Çünkü
ben kâlû belâ meclisinde sevgili ile sözleştim.Hikmet kitabını
okuyup yine ben aşkta
üstün oldum.
(Tanrı,
insanları yaratıp onlara, “Elestü bi-rabbiküm= Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediği zaman,
onlarda “Kâlû Belâ = Evet”
dediler.)
4- Bu yerde bir olmag içün ikilik etmem ihtiyâr
Agyâr oluben gayrîye cânâne-i aşkam yine
4- Bu yerde
tek kalmak için, ikiliği kabul etmiyorum. Başkalarına düşman olup yine ben aşkın dostuyum.
5- Her dem murâd olan Murâd’a
dilberun maksudıdur
Aşk âteşinde mahv olup pervâne-i aşkam yine
5- Her an,
Murâd’ın arzu ettiği,
sevgilinin isteğidir. Aşk
ateşinde yanan, aşk
pervânesi yine benim.
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
ÇOCUK EDEBİYATININ GENEL NİTELİKLERİ
A. BİÇİM
BAKIMINDAN ÇOCUK EDEBİYATI
Çocuk kitapları, okuyucu zümrelerinin özelliğine göre
biçim açısından farklılıklar gösterir. Çocuk edebiyatı eserleri de, çocuğun yaş
ve seviye...
Dante Ve İlahi Komedya tarihsel arka plan:
Tarihsel akış düşüncelerin diyalektik ilerleyişi olduğu kadar bununda
üstünde
ekonomi-politik bir ilerleyiştir. Dante’nin ortaçağın sonunu ve
y...
HİCİV
Kişi,kurum ve olayları gülünç hale sokmak,alaya
almak, iğnelemek veya hakaret etmek suretiyle küçük düşürmeyi ve rezil etmeyi
amaçlayan ve genellikle manzum olan türe “hic...
DESTAN DESTAN
Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir
kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir
birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı
Tasavvuf,
Türklerin
İslamiyet'i
kabulunden sonra Anadolu'da
kendini göstermiştir. Tasavvuf düşünürlerine "mutasavvıf" denir.
Mutasavvıflara göre, Allah'a
bilmeden O'na ul...
Eşanlamlı Eski Ve Yeni Kelimeler
ESKİYENİabideanıtablembelirgeablukakuşatımacayipyabancıacele etmekİvmekaceleciivecenAcz (aciz)düşküadabı muaşeretgörgü
...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ
NOKTA ( : )
Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da
konuşma çizgisinden önce:
Cemo sopasını yere indirdi ve:
- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR
ZARFLAR
Hal Zarfları
Zaman Zarfları
Yer ve Yön Zarfları
Azlık - Çokluk Zarflerı
Soru Zarfları
Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA (
. )
Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur.
Kaçmayı namusuna yediremiyordu.
Kısaltmalardan Sonra konur.
Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda
kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI
VİRGÜL ( ; )
Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız
cümleleri ayırmada:
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI
BAKIMINDAN KELİMELER
1. Basit Kelimeler:
Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere
BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...