XVI. yüzyılın meşhurhikaye kahramanı, kavganın ve özgürlüğün
sembolüdür. Nereli olduğu, ne zaman yaşadığı ve aynı adı kullanan başkalarının
olup olmadığı kesin olarak bilinememektedir.
Rivayetlere göre, Köroğlu,
çeşitli adlar almıştır. Bunlar; Köroğlu, Kuloğlu, Guruoğlu, Karaoğlu, Gurguli,
Rencum, Ruşen, Irışvan, Ali vb.dir.
Destan kahramanı Köroğlu’nun adı Prof.
Dr. Zeki Velidi Togan’a göre Batı Türkçesi’nde “güreşmek” ve Doğu
Türkçesi’nde “küreşmek”
sözünün kökü olup “yiğit,
pehlivan, sırtı yere gelmez” anlamına gelen “Kûr oğlu” ( yiğit oğlu , pehlivan
oğlu ) demektir. ( ANADOL , 1977, s.17 )
Nereli olduğu tam bilinmeyen
hikayelerinde de bu konu da açık bilgi bulunmayan
Köroğlu’nun Doğu Anadolu – Âzeri
rivayetinin ilk kolunda babasının Muradiye Şehrinden olduğu
belirtilmekte, Bolu Bey’i Kolundan geçer. “ Neslimize Murat Hanlı diyorlar”
mısrasıyla da bu durum doğrulanmaktadır. Hazar ötesi Türkmen rivayetinde
Köroğlu’nun bu Türkmenlere mensup Teke Oymağı’ndan geldiği bildirilirse de
Türkmenlerin Köroğlu
hikayelerini İran Âzerilerinden
öğrenip kendi destanları haline getirdikleri , Hazar Türkmenlerinden bahseden Şecere-i
Terâkime ve Şecere-i
Türk gibi eserlerde de Köroğlu’nun
adının geçmediği dikkate alınırsa bunun yakıştırma olduğu anlaşılır. (TDVİA,
2002, C.17, s.268 )
1579-1582 yılları arasında bu adı
taşıyan ve Gerede civarında yaşayan ve Bolu Bey’inden babasının intikamını
almak üzere dağlara çıkan yiğitlik ve iyilik severliği destanlaşan eşkıya
Köroğlu ile şair Köroğlu aynı kişi olarak halk zihninde kaynaşmış bir
durumdadır. 1578 – 1584 Osmanlı – İran Seferine katıldığı bu seferde büyük
başarılar kazandığı ve Özdemiroğlu Osman Paşa’ya manzumeler söylediği
bilinmektedir.
( KARAALİOĞLU, 1980, s.491 )
Köroğlu’nun tarihi şahsiyeti
hakkında bilgi veren ve Başbakanlık Arşivi Mühimme defterleri içinde yer alan
sekiz belge bulunmaktadır. Bu arşiv belgeleri başta olmak üzere mevcut bilgiler
ışığında Köroğlu’nun hayatını üç safhada incelemek mümkündür. Memleketi olan
Bolu da geçen hayatı birinci safha olarak kabul edilebilir. Arşiv belgelerinin
ilk yedisi hayatının bu dönemine aittir. 1580 – 1584 yıllarını kapsayan bu
belgelerde adı Ruşen olan Köroğlu’nun kendi köyünde eşkıyalık yapmasının en önemli sebebi
devletin İran’a savaş açmasıdır. Bolu civarındaki askerlerin büyük bir
bölümünün savaşa gitmesi Köroğlu’nun eşkıyalığa başlamasına
fırsat vermiştir. Köroğlu’nun eşkıyalık hayatının ikinci safhası Çamlıbel’de geçmiştir.
VIII. belgeye göre 1585 yılına
gelindiğinde Köroğlu Bolu Sancağında değil Ankara’nın güneyindeki Haymana da görülmektedir. Bu durum yakalanması için üzerine gönderilen kuvvetlere karşı koyamayacağını anlayan
Köroğlu’nun bulunduğu yeri terk ederek izini kaybettirmek istemesi şeklinde
açıklanabilir. Köroğlu’nun üçüncü safhasında Çamlıbel de Osmanlı Kuvvetleri
tarafından sıkıştırılınca muhtemelen
İran’a kaçmış ve Şah Abbas’ın
hizmetine girmiştir. (TDVİA.,2002,
C.17, s.269 )
Bazı kaynaklarda ( Mesela, Evliya
Çelebi Seyahatnamesi ) Köroğlu’nun Celali Boylarına katılan bir kişi olduğundan
söz edilmektedir. Böyle de olsa bu hikayelerin kahramanı olan Köroğlu’nun halk
kendi isteği gibi şekillendirmiş olduğu devletten beklediği adaleti bu ideal
Türk kahramanı Köroğlu eliyle gerçekleşmiş görmek istemiştir.
Hikaye kahramanı Köroğlu’nun en
büyük özelliği zulme karşı isyan etmiş olmasıdır. Onun düşmanları halka
zulmeden zorba kişilerdir. Bu hikayelerde devlete, padişaha helal yoldan
edinilen servete bir düşmanlık görülmez. Köroğlu ve kızanları ırza namusa önem
veren kişilerdir. Mücadeleler sırasında bilhassa Köroğlu’nun şahsiyeti masal ve
efsane unsurlarıyla oldukça zenginleşmiş, karmaşık bir hal almıştır. Cinler,
periler, olağanüstü güçler ve özellikler mitolojik unsurların yer aldığı
olaylar Köroğlu’nun ortaya çıktığı ilk kırklara karışıp yok olduğu son kolda
fazlaca görülmektedir. Köroğlu’nun Batı varyantlarındaki ilk kolda Köroğlu’nun babası Bolu Bey’inin seyisidir.
Kendisinden hediye edilmek üzere bir at seçmesi istenir. Getirilen tayı
beğenmeyen Bey, çok kızar ve seyisin gözlerine mil çektirir. Bu tayı
ve oğlu Ruşen (Hurûşen Ali)’i alıp Çamlıbel’e gelen seyis bu atı (kır at) özel
eğitime tabi tutar. Bu arada oğlunu da intikam almak üzere yetiştirir. Genç bir
deli kanlı olan Ruşen, Ağ Bulak’taki ölümsüzlük suyundan içer. Yıldırım’dan
yapılan ünlü Mısrî kılıcı beline takar ve başına topladığı yiğitlerle babasının
intikamını almaya çalışır.
Köroğlu kollarının hepsinde
olaylar az çok farklılık gösterse de belirli bir şema içerisinde
anlatılmaktadır. Kahraman (Köroğlu ve diğer beylerden biri) gittiği yerde tam
sonuca ulaşacağı zaman yakalanır veya yenemeyeceği kadar güçlü bir orduyla
karşı karşıya kalır ve bitkin düşer. Yakalanacağı veya öldürüleceği sırada
Çamlıbel’den yardım gelir ve kurtarılır. ( İSLAM, 1992, s.129 )
Hikayelerin Köroğlu’ndan sonra
ikinci kahramanı olan kır at onun en iyi yardımcısı olup fersahlarca koşan,
gerektiğinde kılık değiştiren, sahibinin konuşmalarını anlayan, ölümsüz,
tılsımlı bir hayvandır. Köroğlu
destanında adında söz edilen diğer kahramanların başlıcaları Ayvaz, Timurlenk’in oğlu Kenan, Köroğlu’nun oğlu Hasan, Karavezir’in kızı Benli Hanım, Demirci, Koca Arap, Celali Bey, Kiziroğlu
Mustafa Bey ve Deli Haylu’dur. ( TDVİA, C.17, s.269 )
Şiirlerinde savaş konularının yanında olardan daha ağır
basan sevgili, gönül ve dünya işleri gibi konular da görülür. Bazı mısraların
Karacaoğlan’ı hatırlatması belki de devrin hece ile söyleyen şairlerinin ortak
bir yanı olabilir. “İlle mavili mavili” ve “öpül kaçul huzur ile” tekrar edilen
mısraların yer aldığı şiirleri bu görüşümüzün güzel örnekleridir. Sade dili ve
tabiata dayanan benzetme dünyası ile şiirlerine renk katan Köroğlu, bu yönleriyle
de aruzun tesirinde kalmayan şairlerimizin
başta gelen temsilcilerinden bir olmaktadır. ( Türk Dili, 1989, sayı 445-450,
s.127 )
Köroğlu’nun şiirlerinde
kullandığı ağdalı dil onun az çok okuma
yazma bildiğini göstermektedir. Ayrıca devrinde
Kayıkçı Kul Mustafa Gedâ Muslu, Gedâyi, Kâtibî
ve Kuloğlu ile birlikte anılacak kadar şöhret kazanmış olduğunu
göstermektedir. Tekniği oldukça kuvvetlidir. Özelikle aşk şiirlerindeki samimi
ifadesi dikkati çekmektedir. Bilinen şiirlerinde onun din ve tasavvuf
konularına fazla ilgi duymadığı daha çok aşk konularına meyil ettiği
anlaşılmaktadır. ( TDEA., C.5,
s.419 )
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
HÜSNÜ TALİL SANATI
Herhangi gerçek bir olayın meydana gelişini, hayâli ve
güzel bir sebebe bağlama sanatıdır. Bu sanat daha çok anlatıma güzellik ve
zerâfet vermek için yapılır. (1)...
DESTAN DESTAN
Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir
kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir
birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
DEVİR ÖZELLİKLERİ
İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
GEÇİŞ DÖNEMİ
HALK EDEBİYATI
A) İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
Türkler, yerleşik hayata geçmeden ön...
gazel
Aslı Arapça olan gazel
sözcüğü; kadınlarla, sevgi üzerine arkadaşlık, ahbaplık etmek demektir.
Edebiyat terimi olarak da, güzellikten, aşktan, onun yüzünden çekilen
acılardan, içkide...
ÇANAKKALE SAVAŞI
Mahmed Akif’in okul kitaplarına
bazı mısraları çıkartılarak alınan büyük Çanakkale savaşını tasvir eden
manzumesi, İstiklal marşı’ndan önce
yazılmış en heyecan verici şii...
Divan Edebiyatı
Divan
edebiyatının tanımını yaparken özellikle iki noktayı göz önünde tutmak gerek.
a)Tarihsel Kesit:Osmanlı elitesinin
sanatı olarak ortaya çıkan bu edebiyat,13.yüzyıldan 19.yüzyıla de...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ
NOKTA ( : )
Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da
konuşma çizgisinden önce:
Cemo sopasını yere indirdi ve:
- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR
ZARFLAR
Hal Zarfları
Zaman Zarfları
Yer ve Yön Zarfları
Azlık - Çokluk Zarflerı
Soru Zarfları
Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA (
. )
Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur.
Kaçmayı namusuna yediremiyordu.
Kısaltmalardan Sonra konur.
Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda
kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI
VİRGÜL ( ; )
Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız
cümleleri ayırmada:
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI
BAKIMINDAN KELİMELER
1. Basit Kelimeler:
Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere
BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...