KÖROĞLU PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Cumartesi, 20 Eylül 2008

       XVI. yüzyılın meşhur hikaye kahramanı, kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Nereli olduğu, ne zaman yaşadığı ve aynı adı kullanan başkalarının olup olmadığı kesin olarak bilinememektedir.

      

Rivayetlere göre, Köroğlu, çeşitli adlar almıştır. Bunlar; Köroğlu, Kuloğlu, Guruoğlu, Karaoğlu, Gurguli, Rencum, Ruşen, Irışvan, Ali vb.dir. Destan kahramanı Köroğlu’nun adı Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’a göre Batı Türkçesi’nde “güreşmek” ve Doğu Türkçesi’nde “küreşmek” sözünün kökü olup “yiğit, pehlivan, sırtı yere gelmez” anlamına gelen “Kûr oğlu” ( yiğit oğlu , pehlivan oğlu ) demektir. ( ANADOL , 1977, s.17 )

       Nereli olduğu tam bilinmeyen hikayelerinde de bu konu da açık bilgi bulunmayan Köroğlu’nun Doğu Anadolu – Âzeri rivayetinin ilk kolunda babasının Muradiye Şehrinden olduğu belirtilmekte, Bolu Bey’i Kolundan geçer. “ Neslimize Murat Hanlı diyorlar” mısrasıyla da bu durum doğrulanmaktadır. Hazar ötesi Türkmen rivayetinde Köroğlu’nun bu Türkmenlere mensup Teke Oymağı’ndan geldiği bildirilirse de Türkmenlerin Köroğlu hikayelerini İran Âzerilerinden öğrenip kendi destanları haline getirdikleri , Hazar Türkmenlerinden bahseden Şecere-i Terâkime ve Şecere-i Türk gibi eserlerde de Köroğlu’nun adının geçmediği dikkate alınırsa bunun yakıştırma olduğu anlaşılır. (TDVİA, 2002, C.17, s.268 )

       1579-1582 yılları arasında bu adı taşıyan ve Gerede civarında yaşayan ve Bolu Bey’inden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan yiğitlik ve iyilik severliği destanlaşan eşkıya Köroğlu ile şair Köroğlu aynı kişi olarak halk zihninde kaynaşmış bir durumdadır. 1578 – 1584 Osmanlı – İran Seferine katıldığı bu seferde büyük başarılar kazandığı ve Özdemiroğlu Osman Paşa’ya manzumeler söylediği bilinmektedir.

 ( KARAALİOĞLU, 1980, s.491 )

       Köroğlu’nun tarihi şahsiyeti hakkında bilgi veren ve Başbakanlık Arşivi Mühimme defterleri içinde yer alan sekiz belge bulunmaktadır. Bu arşiv belgeleri başta olmak üzere mevcut bilgiler ışığında Köroğlu’nun hayatını üç safhada incelemek mümkündür. Memleketi olan Bolu da geçen hayatı birinci safha olarak kabul edilebilir. Arşiv belgelerinin ilk yedisi hayatının bu dönemine aittir. 1580 – 1584 yıllarını kapsayan bu belgelerde adı Ruşen olan Köroğlu’nun kendi köyünde eşkıyalık yapmasının en önemli sebebi devletin İran’a savaş açmasıdır. Bolu civarındaki askerlerin büyük bir bölümünün savaşa gitmesi Köroğlu’nun eşkıyalığa başlamasına fırsat vermiştir. Köroğlu’nun eşkıyalık hayatının ikinci safhası Çamlıbel’de geçmiştir. VIII. belgeye göre 1585 yılına gelindiğinde Köroğlu Bolu Sancağında değil Ankara’nın  güneyindeki  Haymana da  görülmektedir.  Bu durum  yakalanması  için üzerine  gönderilen kuvvetlere karşı koyamayacağını anlayan Köroğlu’nun bulunduğu yeri terk ederek izini kaybettirmek istemesi şeklinde açıklanabilir. Köroğlu’nun üçüncü safhasında Çamlıbel de Osmanlı Kuvvetleri tarafından sıkıştırılınca muhtemelen İran’a kaçmış ve Şah Abbas’ın hizmetine girmiştir. (TDVİA.,2002, C.17, s.269 )

       Bazı kaynaklarda ( Mesela, Evliya Çelebi Seyahatnamesi ) Köroğlu’nun Celali Boylarına katılan bir kişi olduğundan söz edilmektedir. Böyle de olsa bu hikayelerin kahramanı olan Köroğlu’nun halk kendi isteği gibi şekillendirmiş olduğu devletten beklediği adaleti bu ideal Türk kahramanı Köroğlu eliyle gerçekleşmiş görmek istemiştir.

       Hikaye kahramanı Köroğlu’nun en büyük özelliği zulme karşı isyan etmiş olmasıdır. Onun düşmanları halka zulmeden zorba kişilerdir. Bu hikayelerde devlete, padişaha helal yoldan edinilen servete bir düşmanlık görülmez. Köroğlu ve kızanları ırza namusa önem veren kişilerdir. Mücadeleler sırasında bilhassa Köroğlu’nun şahsiyeti masal ve efsane unsurlarıyla oldukça zenginleşmiş, karmaşık bir hal almıştır. Cinler, periler, olağanüstü güçler ve özellikler mitolojik unsurların yer aldığı olaylar Köroğlu’nun ortaya çıktığı ilk kırklara karışıp yok olduğu son kolda fazlaca görülmektedir. Köroğlu’nun Batı varyantlarındaki ilk kolda  Köroğlu’nun babası Bolu Bey’inin seyisidir. Kendisinden hediye edilmek üzere bir at seçmesi istenir. Getirilen tayı beğenmeyen Bey, çok kızar ve seyisin gözlerine mil çektirir. Bu tayı ve oğlu Ruşen (Hurûşen Ali)’i alıp Çamlıbel’e gelen seyis bu atı (kır at) özel eğitime tabi tutar. Bu arada oğlunu da intikam almak üzere yetiştirir. Genç bir deli kanlı olan Ruşen, Ağ Bulak’taki ölümsüzlük suyundan içer. Yıldırım’dan yapılan ünlü Mısrî kılıcı beline takar ve başına topladığı yiğitlerle babasının intikamını almaya çalışır.

       Köroğlu kollarının hepsinde olaylar az çok farklılık gösterse de belirli bir şema içerisinde anlatılmaktadır. Kahraman (Köroğlu ve diğer beylerden biri) gittiği yerde tam sonuca ulaşacağı zaman yakalanır veya yenemeyeceği kadar güçlü bir orduyla karşı karşıya kalır ve bitkin düşer. Yakalanacağı veya öldürüleceği sırada Çamlıbel’den yardım gelir ve kurtarılır. ( İSLAM, 1992, s.129 )

       Hikayelerin Köroğlu’ndan sonra ikinci kahramanı olan kır at onun en iyi yardımcısı olup fersahlarca koşan, gerektiğinde kılık değiştiren, sahibinin konuşmalarını anlayan, ölümsüz, tılsımlı bir hayvandır. Köroğlu destanında adında söz edilen diğer kahramanların başlıcaları  Ayvaz, Timurlenk’in oğlu Kenan, Köroğlu’nunlu Hasan, Karavezir’in kızı Benli Hanım, Demirci, Koca Arap, Celali Bey, Kiziroğlu Mustafa Bey ve Deli Haylu’dur.             ( TDVİA, C.17, s.269 )

       Şiirlerinde savaş konularının yanında olardan daha ağır basan sevgili, gönül ve dünya işleri gibi konular da görülür. Bazı mısraların Karacaoğlan’ı hatırlatması belki de devrin hece ile söyleyen şairlerinin ortak bir yanı olabilir. “İlle mavili mavili” ve “öpül kaçul huzur ile” tekrar edilen mısraların yer aldığı şiirleri bu görüşümüzün güzel örnekleridir. Sade dili ve tabiata dayanan benzetme dünyası ile şiirlerine renk katan Köroğlu, bu yönleriyle de  aruzun tesirinde kalmayan şairlerimizin başta gelen temsilcilerinden bir olmaktadır. ( Türk Dili, 1989, sayı 445-450, s.127 ) 

       Köroğlu’nun şiirlerinde kullandığı ağdalı dil onun az çok  okuma yazma bildiğini göstermektedir. Ayrıca devrinde Kayıkçı Kul Mustafa Gedâ Muslu, Gedâyi, Kâtibî ve Kuloğlu ile birlikte anılacak kadar şöhret kazanmış olduğunu göstermektedir. Tekniği oldukça kuvvetlidir. Özelikle aşk şiirlerindeki samimi ifadesi dikkati çekmektedir. Bilinen şiirlerinde onun din ve tasavvuf konularına fazla ilgi duymadığı daha çok aşk konularına meyil ettiği anlaşılmaktadır. ( TDEA., C.5, s.419 )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     a)  KÖROĞLU’NDAN ÖRNEKLER

 

 

KOŞMA 1

 

Gel ey nâzik beden dilber

Öpül koçul huzur ile

Ömrümün hasılı dilber

Öpül koçul huzur ile

 

Öpülmekten zarar gelmez

Koçulmaktan adam ölmez

Bu güzellik sana kalmaz

Öpül koçul huzur ile

 

Öpülmek eski âdettir

Koçulmak hûb saadettir

Hatır yapmak ibâdettir

Öpül koçul huzur ile

 

Kara’na yağmadan ağ’ın

Benefşem solmadan bağın

Güzelsin geçmeden çağın

Öpül koçul huzur ile

 

Köroğlu der gamzen oktur

Derdim hiç kimsede yoktur

Koçulmamış dilber yoktur

Öpül koçul huzur ile

 

KOŞMA 2

 

Hey ağalar behey beyler

Yitti yavrum görmediniz mi

Al karalı mor sünbüllü

Dağlar yâr görmediniz mi

 

Aslı hûridir sorana

Boyu benzer dal fidana

Cerana benzer cerana

Dağlar hiç görmediniz mi

 

Oturmuşlar hanım gibi

na yakmış kanım gibi

Yâr yitirmiş benim gibi

Dağlar hiç görmediniz mi

 

 

Oturmuşlar oymak oymak

Hiç olur mu yâre doymak

Dil şeker lebi kaymak

Dağlar hiç görmediniz mi

 

Öğün Koç Köroğlu öğün

Taşlar al bağrına döğün

Bir yâr yitirdim ben bugün

Dağlar hiç görmediniz mi

 

 

KOŞMA 3

 

Çıktım şu âlemi seyrân eyledim

Açılmış baharı gülü dağların

Sökülmüş bendleri çûşu yenilmez

Çağlayuban akar seli dağların

 

Yiğit atına binmese yakınur

Yüreğinde olan elbet çekinür

Kar yağar da dört köşesi yekinür

Yol vermez aşmaya yeli dağların

 

Arslanı kaplanı yanar yolunur

Şikâr almış alçağına dolanur

Yel esdükçe safâsında salınur

Âheste âheste dalı dağların

 

Ben kâmilim zerresine ermişim

Baharında gonca gülün dermişim

Mürvetsiz beylerden eyi görmüşüm

Yiğidi yaldırır alı dağların

 

Köroğlu eydür sende tasa olmaz

Yüreğinde aşkı olan yenilmez

Çok döğüşler olur kimseler bilmez

Söylemeye yoktur dili dağların

 

 

 

 

Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 20 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
HÜSNÜ TALİL SANATI
Herhangi gerçek bir olayın meydana gelişini, hayâli ve güzel bir sebebe bağlama sanatıdır. Bu sanat daha çok anlatıma güzellik ve zerâfet vermek için yapılır. (1)...
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
DEVİR ÖZELLİKLERİ
İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI   GEÇİŞ DÖNEMİ   HALK EDEBİYATI     A) İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI   Türkler, yerleşik hayata geçmeden ön...
gazel
Aslı Arapça olan gazel sözcüğü; kadınlarla, sevgi üzerine arkadaşlık, ahbaplık etmek demektir. Edebiyat terimi olarak da, güzellikten, aşktan, onun yüzünden çekilen acılardan, içkide...
ÇANAKKALE SAVAŞI
Mahmed Akif’in okul kitaplarına bazı mısraları çıkartılarak alınan büyük Çanakkale savaşını tasvir eden manzumesi, İstiklal marşı’ndan önce yazılmış en heyecan verici şii...
Divan Edebiyatı
Divan edebiyatının tanımını yaparken özellikle iki noktayı göz önünde tutmak gerek. a)Tarihsel Kesit:Osmanlı elitesinin sanatı olarak ortaya çıkan bu edebiyat,13.yüzyıldan 19.yüzyıla de...
sevgi
güzel bir animasyon...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA ( . ) Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur. Kaçmayı namusuna yediremiyordu. Kısaltmalardan Sonra konur. Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play