You are here:  Anasayfa arrow KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN (1494-1566) (MUHİBBÎ)
KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN (1494-1566) (MUHİBBÎ) PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Cumartesi, 20 Eylül 2008
Yazı Index
KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN (1494-1566) (MUHİBBÎ)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7

a) HAYATI

 

           Kanûnî Sultan Süleyman; Avrupalıların ona verdiği isimle Muhteşem Süleyman, Büyük  Türk.

           Yavuz Sultan Selim’in oğlu olan Kanûnî Sultan Süleyman, 6 Kasım 1494 tarihinde Trabzon’da dünyaya geldi. Annesi Hafsa Sultan’dır.

          

Osmanlı kaynaklarında kanun koyuculuğundan dolayı “Kanûnî” unvanıyla anılır. Tarihçilerin genel kanaatlerine göre Osmanlı tahtının onuncu padişahı olmasına karşın bazı batılı tarihçiler Yıldırım Beyazıt’ın şehzadelerinden Emir Süleyman’ın Fetret devrinde (1402-1413) Edirne’de saltanatını ilan etmesine dikkatleri çekerek Kanûnî’nin onuncu padişah olmadığına dikkat çekmektedirler. “On” rakamı sayı başı olmasından dolayı uğurlu sayılmaktadır. Tarihçi Ali ise Emir Mûsa’nın da tahta geçtiğini söyleyerek on ve on iki sayılarının faziletlerinin Kanûnî’de toplandığını belirtmektedir.

           Kanûnî’ye isim verilmesinde isimlerin gökten indiği hakkındaki inanışa uyularak Kur’an’dan bu hususta faydalanılmış ve rast gele açılan bir sayfadaki “innehu min Süleyman” ayetinden alınarak kendisine Süleyman adı verilmiştir. (İSLAM ANS., 1970, C.10, S.99)

           Süleyman ilk öğrenimini Trabzon’da tamamlamış ve on beş yaşına gelinceye kadar babası tarafından görevlendirilen değerli hocalardan ders görmüştür.

           Şehzadelere on beş yaşına gelince idari bakımdan yetişmeleri için bir sancak idaresi verilirdi. Şehzade Selim’de oğlu Süleyman için padişahtan bir sancak beyliği istedi. Sancak beyliği olarak Süleyman’a önce Şebin Karahisar bölgesi verilmiş bunu kabul etmeyen Sultan Ahmet’in itirazı üzerine Bolu sancağına tayin edilmiştir. Hükümdar olmayı kafasına koyan  Sultan Ahmet sancak beğliğinin kendisine çok yakın olduğunu öne sürdüğü için Sultan Süleyman’ın yeri tekrar değiştirilerek Kefe Sancağı beyliğine gönderilmiştir. Kanûnî Sultan Süleyman bir  müddet de  İstanbul’da kaymakam   olarak   kalmıştır.    (ÇUBUK, 1980, SS.11-12)

           1513’de Saruhan sancak beyliğine gönderilen Kanûnî, babası  Sultan Selim’in .Çorlu (Edirne) civarında ölümü üzerine Piri Paşa’nın davetiyle Üsküdar’a gelip 1 Ekim 1520’de Osmanlı tahtına oturdu. Aynı gün tahta çıkma merasiminden sonra babasının cenazesine katıldı ve saraya dönerek cülüs bahşişi dağıttı.

           Yuvarlak yüzlü, ela gözlü, arası açık kaşlı, doğan burunlu ve seyrek dişli olarak tarif edilen Kanûnî, uzun boylu mevzun ve yakışıklı idi. Söz ile hareketleri ölçülü ve son derece nazik idi. Alim, şair ve hekimlerle bulunmaktan hoşlanır, hoşsohbet, hülasa maddi ve manevi bütün iyi özellikleri kendinde toplayan biridir.

           Kanûnî’nin devlet idereciliğinden, kanun yapıcılığından, muhteşem hükümdarlığından ve birbirinden önemli sefer ve zaferlerinden bahsetmeye gerek yok. Ancak kırk altı senelik saltanatının on altı seneden fazlasını seferlerde geçirmiş ve milletinin tarihine Mohaç gibi nice zaferler kazandırmıştır.  (AK, 1987, S.1)

           Yavuz Sultan Selim’in ölünde 6,557,000 km olan devletin yüz ölçümü Kanûnî döneminde iki mislinden fazla büyüyerek 14,893,000 km’ye yükselmiştir. Osmanlı’nın en geniş sınırlarına ise torunu III. Murat zamanında ulaşılmıştır.

           Bunların yanında Kanûnî, Osmanlı’nın en ballı padişahlarındandı. Devletin başına geçtiği zaman dopdolu bir hazine, çok güçlü bir ordu ve deneyimli devlet adamlarına sahipti. (YILMAZ, 1996, S. 5)

           Kanûnî bir lafıyla ortalığı yerle bir edecek kudrete sahip olup bir tatar kızının karşısında yerin dibine giren tek padişahtır.

 

                     Stanbulum Karamanım diyâr-ı milket-i Rumum

                   Bedahşanım ü Kıpçağım ü Bağdadım Horasanım

 

(BANARLI, 1998, C.1, s. 568)

          


Son Güncelleme ( Cumartesi, 20 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
HİCİV
  Kişi,kurum ve olayları gülünç hale sokmak,alaya almak, iğnelemek veya hakaret etmek suretiyle küçük düşürmeyi ve rezil etmeyi amaçlayan ve genellikle manzum olan türe “hic...
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
ÇANAKKALE SAVAŞI
Mahmed Akif’in okul kitaplarına bazı mısraları çıkartılarak alınan büyük Çanakkale savaşını tasvir eden manzumesi, İstiklal marşı’ndan önce yazılmış en heyecan verici şii...
gazel
Aslı Arapça olan gazel sözcüğü; kadınlarla, sevgi üzerine arkadaşlık, ahbaplık etmek demektir. Edebiyat terimi olarak da, güzellikten, aşktan, onun yüzünden çekilen acılardan, içkide...
İkilemelerin Genel Özellikleri
Dilimizdeki ikilemelerin hiçbir dilde görülmeyen derecede zengin olduğu tartışmasız bir gerçektir. İkilemeyi kuran sözcüklerin genel özelliklerinin başında ses benzerliği, dana doğrusu ses uyumu, ...
Divan edebiyatı ve milli edebiyat Dönemlerinde ele alınan Temaların karşılaştırılması
DİVAN EDEBİYATI: Divan edebiyatının temeli Arap edebiyatının üzerine kurulmuştur. Bu edebiyat, eski bir uygarlığa sahip ve o ölçüde eski ve geleneksel bir edebiyatları olmasına rağmen, öncelikle İ...
Türkçenin Doğru Kullanılması
Öncelikle Türkçeyi doğru kullanmak gerekir.   Çünkü sabah günaydın, gün içinde merhaba, veda ederken hoşça kalın demekten başlayarak en karmaşık düşüncelerimize kadar kull...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTA ( . )
NOKTA ( . ) Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur. Kaçmayı namusuna yediremiyordu. Kısaltmalardan Sonra konur. Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda kısal...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play