|
Yazar Edebiyat
|
|
Pazartesi, 15 Ekim 2007 |
|
Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli
olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
Kalıplaşmış sözlerdir, atasözlerini oluşturan sözcükler eşanlamlılarıyla dahi
değiştirilemez.
Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler.
Atasözü bir kültür öğesidir.Yaşam coğrafyaları birbirine yakın milletler
kültür öğrelerini paylaştıkları için atasözleri millerler arasında ortaklık
veya benzerlik gösterebilir. Örneğin Türk atasözleri ile İran atasözleri pek
çok yönden benzeşirler.
Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
Çoğu mecazlıdır.
Anonimdir(söyleyeni belirsiz) ve edebî tür özelliği gösterir.
Genel bir yargı bildirir.
Öğüt verme amacı taşır.
Şunu unutmamalıyız.Her atasözünün ortak bir amacı vardır:İnsanlara doğru yolu
göstermek.Bu yüzden her atasözü mutlaka bize öğüt verir.Deyimler ile
atasözlerinin temel farkı budur. Ayrıca atasözleri birer cümle halindedir;
yani yargı belirtirler.
Örnekler :
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
Böyle gelmiş, böyle gider
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Damlaya damlaya göl olur.
Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.
Eden bulur.
Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Üzerine laf düşmedikçe konuşma.
Vakitsiz açılan gül çabuk solar
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Ekim 2007 )
|