You are here:  Anasayfa arrow içerik arrow Index arrow Genel konular arrow Edebiyat 
HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Index arrow Genel konular arrow Edebiyat

Türkçenin Doğru Kullanılması PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Çarşamba, 21 Ekim 2009

Öncelikle Türkçeyi doğru kullanmak gerekir.

 

Çünkü sabah günaydın, gün içinde merhaba, veda ederken hoşça kalın demekten başlayarak en karmaşık düşüncelerimize kadar kullandığımız şey dildir. Dil sözcüklerden oluşur.  Şimdi sormak isteyenleriniz olabilir: ‘Eee, ne yapalım yani?’ Yapılacak şey basit:

 

 

Kullandığınız sözcüklerin doğru, yerli yerinde ve anlatmak istediğinizi aktaracak biçimde kullanılmasına dikkat edin

 

Çünkü her sözcük bir düşünsel kavramın simgesidir. Sevdiğiniz bir şeyi anlatırken nefret sözcüklerine yer olmadığı gibi, hüzünler içinde boğulmuş bir kişinin anlatımında da mutluluk kavramlarını ve onların simgeleri olan mutluluk sözcüklerini bulmayı umut edemezsiniz.

 

Bu basit anlatımların ötesinde dil, bütün bilgi dağarcığının, deneyimlerin, sözlü ya da yazılı olarak aktarıldığı ortamdır.

 

Dil, insanlığın geçirdiği dönemler boyunca edindiği tüm bilginin ve deneyimlerinin saklanmasında kullanılan ortamdır. Kütüphaneler bunun için çok önemlidir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kongre Kütüphanesi bu nedenle dünyanın birinci sıradaki bilgi bankasıdır.

 

Dilin bu öneminin ötesinde, bizler yazılı basında, radyoda veya televizyonda yazan, konuşan, çizen, anlatan kişileriz. Bu yanımızla toplumda örnek alınan yayıncılarız. Bu nedenle de ne söylediğimize, nasıl söylediğimize, ne yaptığımıza, nasıl yaptığımıza dikkat etmek zorundayız.

 

Bugün Türkçe büyük bir bozulma süreci ile karşı karşıyadır. İşte günlük konuşma dilinde rastlanan yanlışlardan örnekler:

 

“Aaa! filan oldum,” “Nasıl olur oldum,” “Ayy inanmıyorum oldum”: Bir şaşkınlığı, inanmazlığı anlatmak için kullanılan bu tür anlatımlar yanlıştır. ‘Aaa dedim,’ ‘nasıl olur dedim,’ ‘inanamam dedim’ biçimindeki anlatımlar doğrudur.

 

Abi, abla, amca, baba vb.: Programın sunucusu ile konukları arasında akrabalık ya da dostluk ilişkileri, dinleyen ya da izleyenleri hiç ilgilendirmeyen şeylerdir ve bu sözcükler yayında hiç kullanılmamalıdır.

 

Agresif, agresiflik: Bu yabancı sözcüğün yerine kullanılabilecek çok güzel bir Türkçe sözcük var: ‘Saldırgan’, ‘saldırganlık’, ‘saldırganca’.

 

Akabinde: Cumhuriyet çocuklarının hâlâ Arapça sözcükler kullanıyor olması şaşırtıcı. ‘Sonrasında’, ‘ardından’ gibi Türkçe sözcükler kullanılmalı.

 

Aklıselim kişiler: Yanlış. Deyimin aslı Arapça: Akl-ı selim.. Doğru, düzgün, kusursuz akıl demek. Günümüzde sağduyu gibi son derecede uygun bir sözcük varken akl-ı selim tanımlamasının kullanılması yanlış. ‘Aklıselim kişiler tümüyle yanlış hem de Arapça. Onun doğrusu da ‘akl-ı selim sahibi kişiler,’ ancak Arapçasını kullanmak yerine ‘sağduyu sahibi kişiler’ demek en doğrusu.

 

Alem: Biliyorsunuz Türkçeyi çok iyi bilenler(!) çok önemli okutucu işaretler olan şapkaları kaldırdılar. İşte şimdi böyle bir örnek: Alem. Burada alem mi (minarenin tepesindeki süs) yoksa âlem mi (evren, durum ve koşullar, dünya/ortam) anlatılmak isteniyor. Birisi bunu okumaya kalktığında bütün bir cümle içinde anlamı aramak ve ona göre sözcüğe bir anlam kazandırıp okumak zorunda. Oysa bir şapka ile bu daha kolay olmaz mıydı?

 

and: İngilizcede ‘ve’ anlamına gelen sözcük. Artık birçok yerde ‘ve’ sözcüğünün yerine geçti, hatta yalnızca kendisi değil, işareti ‘&’ bile ‘ve’yi teslim aldı.

 

Araba: “Ne kadar güzel bir araba!,” “Arabanız var mı?,” “Arabam eskidi yenisini almak gerek.” Burada anlatılmak istenen bir otomobildir. Araba denen şey bir insanın ya da hayvanın çektiği taşıma aracıdır, kendiliğinden hareket edebilmesini sağlayan bir hareket ettiricisi, yani motoru yoktur. Otomobil ise ‘kendiliğinden hareket eden’ demektir. Şimdi düşünün, bir insanın ya da hayvanın çektiği arabaya otomobil diyebiliyor musunuz? Hayır! O halde otomobile nasıl araba denebilir? İkisi aynı mı? Hayır! ‘Otomobil’, ‘araç’, ‘oto’, ‘taşıt aracı’ gibi sözcükler kullanılmalıdır.

 

Bayan: Bir unvandır. ‘Bayan Tozkoparan’ gibi bir formülde yerinde kullanılmıştır. ‘Bay Tozkoparan’ın karşıtıdır. ‘Kadın’ anlamında kullanılmamalıdır. Cinsleri anlatan temel tanımlar ‘kadın’ ve ‘erkek’tir. Zaten kadın ve erkek utanılacak sözcükler değildir. Erkek sözcüğünün karşıtı kadındır. Erkek sözcüğü utanca neden olmazken kadın sözcüğünden utanmanın bir anlamı var mı? Bir kişinin başından cinsel ilişki geçip geçmediğini esas almak yerine yaşanmış yılları, yani yaşı, esas almak daha doğrudur. Cinsel ilişki deneyiminden sonra erkeğe başka bir şey deniyor mu? Hayır! Başından cinsel ilişki geçmemiş erkek için oğlan veya oğlan çocuk diyor muyuz? Hayır, erkek çocuk diyoruz. O halde erkek için esas alınmayan bir ölçü kadın için neden geçerli olsun? Yaşı küçük olan dişilere küçük kız, genç kız; yaşını almış olanlara kadın demek zor mu? Bir kişinin görünüşünden yola çıkarak tanımlama getirsek daha doğru olmaz mı?

 

Birlikte olmak: Bir araya gelmek, bir arada olmak anlamında kullanılıyor ama özellikle magazin basınında konu olan kişilerin dilinde ‘birlikte olmak,’ cinsel ilişki anlamına gelmeye başladı. Yapımcılar, sunucular bu konuda çok dikkatli olmalıdırlar. ‘Bir araya geldik,’ ‘bir aradayız,’ ‘beraberiz,’ ‘buluştuk,’ ‘falanca… kişi yanımızda,’ ‘filanca... kişinin yanındayız’ gibi yapılar kullanılmalıdır.

 

Bye bye: Türkçesi var ve çok da hoş bir dilek içeriyor: Hoşça kal.

 

Dahi: Dâhi biçiminde açık ve uzun ‘a’ ile kullanıldığında ‘olağanüstü yetenekleri olan’ anlamını taşıyor ve böyle okunduğunda, söylendiğinde yanlış oluyor. “Bütün değerler öylesine bozuldu ki O cahil dahi adam oldu, bir koltuk kaptı” cümlesinde ‘dahi’ sözcüğünü ‘dâhi’ olarak okuyalım. “Cahil dâhi” diye bir saçmalık çıkıyor ortaya, anlam tam olarak değişiyor. Oysa bu Türkçe olmayan sözcük yerine ‘bile’ kullanılabilir. Böylece hata yapmaktan da kurtulmuş olursunuz.

 

Dahi (bile) anlamındade’, ‘da’: Ayrı yazılmalı ve okunurken, söylenirken ‘dahi,’ ‘bile’ sözcüklerinde olduğu gibi bir vurgu kullanılmalıdır.

 

Def’aten, defaten: Arapçadır, ‘bir defada’, ‘birden’ demektir. Dilbilgisi yeterli olmayan radyo ve televizyon sunucuları-spikerleri-yorumcuları tarafından ‘defaatle’, ‘birçok kez’ yerine kullanılmaktadır. Tam anlamıyla yanlıştır. ‘Birçok kez’ denmelidir.

 

Devlet eski Bakanı, İstanbul eski Belediye Başkanı: Yanlıştır. Bunlar unvandır ve bütünlükleri bozulmamalıdır. Örnek: ‘İstanbul eski Belediye Başkanı’ diyemezsiniz. Şimdi görevde olan Başkan’dan söz ederken ‘İstanbul yeni Belediye Başkanı’ diyebiliyor muyuz? Hayır! Herhangi bir sonek almaksızın bu unvanları bölmemek gerekir. İstanbul’un eski Belediye Başkanı diyebilirsiniz. Ancak bu da kural değil, çünkü ‘Devlet eski Bakanı’ diyemeyeceğiniz gibi, bu defa ‘Devletin eski Bakanı’ da diyemezsiniz. ‘Devlet yeni Bakanı’, ‘Devletin yeni Bakanı’ diyebilir misiniz? Hayır! Doğru olan söyleniş biçimi, ‘Eski Devlet Bakanı’ ya da ‘Eski İstanbul Belediye Başkanı’dır. Eski sözcüğü bu unvanların başına eklenmelidir.

 

Dilerseniz: Bir sunucu, “Şimdi, dilerseniz bir parça dinleyelim” veya “dilerseniz bu konuyu sonlandıralım ve ‘.........’ya ilişkin duruma bakalım” diye bir sunuş yapıyor. Yayın eğer iki yönlü ve canlı ise, stüdyoda ya da yayının yapıldığı yerde sunucunun karşısında bir dinleyici veya izleyici varsa ve o anda dileğini belirtebilecek durumdaysa belki böyle bir şey kabul edilebilir ama yine de bir yayın bu anlamda dileğe bağlanamaz. Yayın canlı olmasına karşın iki yönlü canlı bağlantılı bir iletişim yoksa ‘dilerseniz’ sözü saçmadır. Hele band yayını ise temelden yanlıştır, çünkü öncelikle bandın kaydı ile yayını arasında saatler geçmiştir, belki gün değişmiştir. Sonra, yine karşıda cevap verecek bir kişi yoktur. Böyle bir durumda sunucuya, yapımcıya düşen, kendi genel tasarımı içinde programı ‘alıp götürmek’, dinleyiciyi ya da izleyiciyi de kendi yanına çekmektir. Usta olan bir yapımcı, sunucu böyle yapar.

 

…diye düşünüyorum: Yanlıştır. ‘düşünüyorum ki…,’ ‘sanıyorum ki…,’ formülü doğrudur. “Burada konuşmak iyi olacak diye düşünüyorum,” “Şöyle bir yol izlenmesinin doğru olacağını düşünüyorum” cümlelerindeki ‘düşünüyorum’ sözcüğü, sanki verilmiş bir karar olmadığını, bir düşünme sürecinin hâlâ sürmekte olduğunu belirtmektedir. Aslında ‘sanıyorum’ anlamı vardır. Yani kanıtlanmamış kişisel bir sanı söz konusu gibidir. Sanki sonucun beklendiği veya istendiği gibi olmayacağı olasılığı vardır. O zaman, “Burada konuşmanın iyi olacağını sanıyorum” ya da “Sanırım burada konuşmak iyi olacak,” “Şöyle bir yol izlenmesi doğru olacaktır sanırım” demek doğrudur. Buradaki çekicilik, ‘diye düşünüyorum’ biçiminde biten bir konuşmanın verdiği (aslında sahte) entellektüel havadadır. Günümüz toplumunda da ‘bilgisizliğin’ yaygın olduğu ve gösterişin ‘iş yaptığı’ bu havadan vazgeçmek hiç kolay olmasa gerek.

 

…diyorum, diyoruz: “Şimdi de müzik diyorum.” “Artık sohbete biraz ara verelim diyoruz.” Hoşça kalın diyoruz.gibi cümleler düşünelim, burada ‘diyorum’a, ‘diyoruz’a gerek var mı? ‘Diyoruz’ sözcüğünden önce söylenmesi gereken zaten söylenmiyor mu: “Şimdi de müzik” “Hoşça kalın” “Artık sohbete biraz ara verelim” gibi? O halde ‘söylediğinizi, dediğinizi bir kez daha söylemenin, demenin anlamı var mı?

 

“Elinden geleni ardına koymamak”: Elden gelen, yapılabilecek bütün kötülükleri yapmak anlamında, olumsuz bağlamda kullanılması gereken bu deyim eğer, olumlu bağlamda, gücünün yettiği her şeyi yapmak anlamında kullanılırsa yanlış olur. Doğrusu “Elinden geleni yaptı” demektir.

 

Emsal: Arapça olan bu sözcüğün yerine Türkçe olan ‘örnek’ kullanılmalıdır.

 

Eskimoo: Eskimolar ‘eski moo’ oldu, sanki ‘yeni moo’ da varmış gibi. Doğru okunuşu ‘eskimo’.

 

Eşyalar: Eşya zaten çoğuldur, şeyler demektir. Doğrusu eşyadır.

 

…etmek istiyorum: ‘Teşekkür etmek istiyorum,’ ‘Sahneye davet etmek istiyorum,’ ‘Ümit etmek istiyorum’ gibi formüller İngilizcedeki ‘I would like to’ deyiminin Türkçeye uyarlanmasıdır. Günlük Türkçede böyle bir kullanım yanlıştır. Belki bu uyarlanma ile bir tür kibarlık, ağırbaşlılık, saygınlık izlenimi verilmek isteniyor ama diplomatların kendilerine özgü yazışmaları ve konuşmaları dışında Türkçede böyle bir yapı yoktur. ‘Teşekkür ederim’, ‘Sahneye davet ederim’, ‘Ümit ederim’ formülleri doğrudur, yeterlidir, Türkçedir.

 

‘Evet, işte …….. sahneye geliyor!’, ‘Evet, işte karşınızda.....’ : ‘Hayır, işte…’ diye başlasak doğru olur mu? Hayır! Onun için ‘evet’ sözcüğünün bu bağlamda kullanılması yanlıştır.

 

Evraklar: Varak, yani üzerine yazı yazılmış kâğıt demek. Evrak da bunun çoğulu. O nedenle evraklar gibi bir yanlış yapmak yerine, yazılar, belgeler, yazışmalar, gibi sözcükler doğrudur.

 

Geçmiş olsun diliyorum: Buradaki ‘diliyorum’ hem yanlış hem fazla, çünkü geçmiş olsun dileği zaten belirtilmiştir.  Ayrıca dilemek de öncesi, sırası ve sonrası olan bir süreç değildir, yani süren ve ‘..yor’ soneki alması gereken bir eylem değildir. Anlık bir duygu açıklamasıdır. Doğru kullanımı ‘…dilerim’dir.

 

…gerçekleştirmek: “….. ve ..... bir görüşme gerçekleştirdiler”, “Sayın …..  bir ziyaret gerçekleştiriyor,” “….. toplantı gerçekleştiriyorlar.” Sözcüğün bu bağlamda kullanılması yanlıştır. ‘Yapmak’, ‘etmek,’ ‘düzenlemek’ gibi fiiller kullanılmalıdır.

 

Geri aramak, geri dönmek, cevaben aramak: Hepsi yanlıştır. ‘Yeniden aramak’,  ‘tekrar aramak’, ‘sonra aramak’  kullanılmalıdır.

 

Geri iade etmek: İade zaten geri vermektir. İade etmek diyebilirsiniz. Ama Arapça yerine, Türkçesini kullanmak, ‘geri vermek’  demek doğrusudur.

 

Giriş yapmak, çıkış yapmak: Bunlar polis anonslarını çok dinleyen ve pek de bilgili olmayan basın mensuplarının Türkçeye kazandırdığı yanlışlardır. Kullanılmamalıdır. Doğrusu ‘girmek’, ‘çıkmak’tır.

 

Gözaltına almak: Belirli bir süre için bir yerde alıkoymaktır.

 

Gözetim altına almak: Kollamak, korumak amacıyla girişimde bulunmaktır, ‘gözaltına almak’ yerine kullanılamaz.

 

Gözlem altına almak: Yani ‘müşahede’ altına almak, bir tür incelemeye almak, gözetlemek demektir, ‘gözaltına almak’ yerine kullanılamaz.

 

..gözükmek: Bir zamanlar yanlış olmakla birlikte Türkçenin özelliklerinden olan, ad’dan eylem türetme sonucu dile girmiştir. Yanlış değildir ama daha doğru olan söyleyiş biçimi ‘görünmek’ olmalıdır. Çünkü yapılan iş ‘görmek’tir, ‘gözmek’ değil. O nedenle fiil ‘görmek’ten türetilirse daha doğru olur.

 

“Güle güle günlerde kullanın”: Tam anlamıyla yanlıştır. “Güle güle kullanın” ya da “İyi günlerde kullanın” yapılarından birini seçmek doğrudur.

 

…gündem, gündemler, gündem maddesi: Her şey artık bir gündem ve/veya gündem maddesi, hatta ‘gündemler’ haline dönüştü. Konu, sorun, olay gibi sözcükler unutuldu. Konu, sorun, olay gibi sözcükler unutulunca ve işin içine daha entellektüel bir hava girince her olay ‘gündem’ veya ‘gündem maddesi’ oldu, neredeyse her şey ‘gündeme bomba gibi düşmeye’ başladı. Türkçe yoksullaştı, anlatım zenginliği zarar gördü.

 

Hakkatten: Bilgisizliğin, eğitilmemişliğin örneği. Söylenişi yanlış. Doğrusu “hakikaten.” Ama bu sözcük de Arapça. Türkçesi kusursuz ve ne demek istendiğini tam anlatıyor: “Gerçekten.” Böyle bir Türkçe sözcük var ise o kullanılmalıdır.

 

Hatta: Hatta mı (bir telefon görüşmesinde olduğu gibi) yoksa hattâ mı (‘hem de’, ‘üstelik’) anlatılmak isteniyor? Şapka, yani inceltme işareti kullanılmadan bunu ayırt etmek mümkün değil. Böyle bir sözcüğü bir kişi nasıl doğru okuyabilir?

 

Hatta kalmak: Sunucu kendisiyle telefon bağlantısında olan kişinin telefonunu kapatmamasını istiyor ve “Siz de hatta kalın konuşmaları dinleyin” diyor. “Telefonu kapatmayın, dinleyin” demek doğru olanı.

 

Hayırda hayır vardır: Burada anlam belli olmuyor. Hayırda mı (iyilik yapmak) hayır var, yoksa haayır da mı (reddetmek) hayır var? Okurken vurgularla bu anlamlar belirtilmelidir. Olumsuz cevap anlamındaki ‘hayır’da ‘a’ açık okunmalıdır.

 

Hello: Doğrusu, Türkçe olanı “Merhaba!”

 

“Hoşça kal yaptı” (El sallanmaktadır), “Hadi ordan! yaptı” (Yapılan hareket yine el ile anlatılır), “Dur bakalım! yaptı”(El ile dur hareketi yapılmaktadır), “Bana ne! yaptı” (Omuzların hareket ettirilmesi ve yüzdeki ifadeyle anlatılmaktadır): Bunların ve benzerlerinin bu biçimde söylenmesi tam anlamıyla yanlıştır. Her birinde ‘yaptı’ sözcüğü yerine ‘dedi’ kullanılmalıdır. Söylenen sözün hareket anlatan bir sözcükle tanımlanması mümkün değildir.

 

…ifade ediyorum, ifade etmek: Niçin, ‘söylemek,’ ‘anlatmak,’ ‘demek,’ ‘belirtmek,’ ‘açıklamak’ vb. kullanılmıyor? Belki de biraz ağdalı konuşmak aslında olmayan ve hak edilmeyen bir büyüklük havası veriyor. Politikacılardan geçme bir alışkanlık. Politikacıların bu alışkanlığı nereden edindikleri ise bilinemez.

 

İlerleyen dakikalar, ilerleyen bölümler: Tam anlamıyla yanlış, ilerleyen dakikalar değil bizleriz. ‘İleride,’ ‘ilerde,’ ‘ilerdeki,’ ‘ileriki,’ ‘sonraki,’ ‘daha sonra,’ ‘gelecek,’ ‘gelecekte,’ vb. sözcükler kullanılmalıdır. ‘Saat ilerlemiş’ deyişindeki ‘ilerlemek’ sözcüğü geç olmak anlamını taşımaktadır ve öteki bağlamda, ‘gelecek’ bağlamında, kullanılmamalıdır.

 

İnanmıyorum!: Tam anlamıyla yanlıştır. ‘İnanılmaz,’ ‘İnanamam,’ ‘İnanacağımı sanmayın,’ ‘İnanacağımı düşünmeyin,’ ‘Buna inanmak olanaksız’ ‘İnanılacak gibi değil’ demek doğrudur.

 

İstihbaratlar, faaliyetler: Bunlar Arapça kökenli ve zaten çoğul olan sözcüklerdir. Onun için bu ve benzeri sözcüklerde ‘ler’, ‘lar’ sonekleri kullanmak yanlıştır.

 

İstikamet: Arapçadır. ‘Yön’ gibi bir sözcük varken kullanılmasının haklı bir nedeni olabilir mi?

 

İş bilmek X İşini bilmek: ‘İşi bilmek’ ile ‘işini bilmek’ arasındaki ince farkı ayırt etmek gerek. İş bilmenin anlamı iyi iş yapmak, işi nasıl yapacağını bilmektir. İşini bilmek ise her türlü, hatta bazen dürüst olmayan yollara saparak bir şeyler yapmaktır.

 

K,L,M,N,P,R,C,S vb. sessiz/ünsüz harfler:  Türkçedeki bütün ünsüzler incedir. Kalın ünsüz yoktur. CeHaPe olmaz. KeHaKe olmaz. PeKaKa olmaz. BeDeDeKa olmaz, İMeKaBe olmaz, SePeKa olmaz, MeKaYeKa olmaz, MeHeKa olmaz.

 

Kabine, kabîne: Bakanlar kurulu, hükümet yerine kullanılmaktadır. Gereksizdir. Kabîne (uzun ‘î’ ile) yanlıştır. Hele ‘Hükümet kabînesi’ tam anlamıyla yanlıştır.

 

Kahretsin!: İngilizcedeki ‘damn’ sözcüğünün, cahil çevirmenler tarafından Türkçeye ‘kazandırılmış’ halidir. Onun yerine, ‘tüh’, ‘yazık’, ‘eyvah’, ‘aman’ gibi sözcükler kullanılmalıdır.

 

Kendine iyi bak: Kendimize aynada mı bakalım? Yanlış ve hiçbir anlamı yok. ‘Dikkatli ol’, ‘Dikkat et’, ‘Sağlığına özen göster’, ‘Sağlığına dikkat et’ vb. gibi yapılar doğrudur.

 

Keyif almak: Meyhane Türkçesidir. Günlük konuşmada kaba, kötü bir anlamı var. ‘Keyiflenmek’, ‘Keyif çatmak’ gibi kullanımlar doğrudur. ‘Keyif almak’ yerine,  ‘hoşlanmak,’ ‘mutlu olmak,’ ‘sevmek,’ ‘beğenmek,’ ‘zevk almak’ gibi sözcükler kullanılmalıdır.

 

Keyifli: Keyifli gece, keyifli mekân, keyifli ortam, keyifli zaman, keyifli meyhane vb. biçimlerde kullanılıyor. Burada keyifli olan, yani keyiflenen, keyif sahibi olan gece mi, mekân mı, ortam mı, zaman mı, meyhane mi, yoksa bu ortamlarda bulunan insan mı?  Bu sözcük tam anlamıyla meyhane kültüründen dilimize dolanan bir yanlışlıktır. Keyif insana özgüdür. İnsan ile bağlantılı kullanılır. Burada kullanılan anlamıyla keyifli, keyif veren demektir. Keyif veren şeylerin de toplumumuzda ‘uyuşturucular’ olarak algılandığı unutulmamalıdır. Bunların yerine ‘hoş,’ ‘sevimli,’ ‘güzel,’ ‘rahatlatıcı,’ ‘zevk veren,’ ‘neşelendiren,’ ‘eğlendiren’  vb. sözcükler kullanılabilir.

 

Kriz: Hemen hemen her konunun, gelişmenin, olayın, sorunun ‘kriz’ olarak tanımlanması, her şeyin bir sorun olarak algılanması ve yansıtılması yanlıştır.

 

kutluyorum, kutluyoruz: Aynı ‘Teşekkür etmek,’ ‘Saygı sunmak’ yapılarında olduğu gibi, kutlamak da öncesi, sırası, sonrası olan bir eylem değildir. Anlıktır. Kutlamak doğrudur. ‘Kutluyor olmak’ gibi bir saçmalık düşünülemeyeceği için ‘Kutluyorum’ da olmaz. ‘Kutlarım’ demek doğrudur.

 

Lansman: Fransızcadır, kullanılması yanlıştır. Bir ürünün ilk kez piyasaya çıkışında tanıtılması anlamını taşır. Tanıtma, sunma, tanıtım, ilk sunuş, ilk sunum gibi sözcükleri kullanmak doğrudur.

 

Masaya yatırmak: Artık ekonomi, Kıbrıs konusu, terörizm, globalleşme yani küreselleşme vb. her sorun hep masaya yatırılıyor. İngilizcedeki ‘to lay on the table’, ‘laid out on the table’ deyimlerinden kaynaklanıyor. İngilizce ve denizcilerin haritayı masaya yayıp rotayı incelemesinden ya sa askerlerin masa üzerindeki haritadan askerî hareketi izlemesinden kaynaklanan bir deyim olduğu için Türkçeye çevrildiği zaman yanlış anlam veriyor. Tartışmak, görüşmek, incelemek, ele almak gibi mastarlardan üretilecek fiiller gereklidir.

 

Meclîs: Bu biçimde (uzun ‘î’ ile) söyleniş yanlıştır. Arapçayı Türkçeden önce öğrenen ya da Arapçayı daha iyi bilenlerin söyleyiş biçimidir. ‘Meclis’ sözcüğündeki ‘i’ harfi kısa okunmalıdır.

 

Oldukça: Türkçede bu sözcüğe ilişkin olarak bir anlam kayması gerçekleşmiştir. ‘Oldukça’ artık ‘çok’ yerine kullanılır olmuştur. Bu da yetersiz dilbilgisinden, bilgisizlikten, kaynaklanmaktadır. ‘Oldukça’nın anlamı, ‘yetecek kadar,’ ‘epey,’ ‘hayli’dir. ‘Çok’ ise bu derecenin de üstündedir. Galatasaray süper kupayı kazandığı dönemde oldukça mı başarılıydı, yoksa çok mu? Sharon Stone oldukça mı güzel, yoksa çok mu’? Dünya şampiyonu olan, ardı ardına rekorlar kıran Schumacher oldukça mı, yoksa çok mu başarılı?

 

Ortak akıl: ‘İfade ediyorum’ deyişinde olduğu gibi, kendini büyük, bilgili ve entellektüel göstermek isteyenlerin uydurduğu bir terimdir. İngilizcedeki common sense sözcüğünün tam olarak Türkçeye çevrilmesinden ortaya çıkmıştır. Yanlıştır. Aklın ortak olanı nasıl bir şeydir düşündünüz mü? Aklın ortak olmayanı nasıl bir şeydir acaba? Ortak akla sahip olmayan bir deli mi anlatılmak istenmektedir? ‘Sağduyu,’ ‘mantık’ gibi sözcükler doğrudur.

 

Paniklemek, panik olmak: Yanlıştır. Doğrusu paniğe kapılmaktır.

 

Pislik: İngilizcedeki ‘shit’, ‘dirt’, ‘trash’ gibi sözcükleri karşılamak üzere Türkçeye ‘kazandırılmıştır’. Tek başına, ‘pislik’ olarak veya ’pislik herif’ ‘sen bir pisliksin’ gibi kullanımları doğru değildir. Doğrusu ‘pis herif,’ ‘pis kadın,’ ‘pis adam’ ya da ‘iğrenç’ sözcüğü ile türetilmiş yapılardır.

 

Reel sektör: ‘Reel’ sözcüğü İngilizcedeki ‘real’ (gerçek) sözcüğünü karşılamaktadır. Üreten, yapan, imal eden sektör anlamında kullanılmaktadır. Peki, öteki sektörler sanal mı? Hepsi para kazanıyor, ekonomiye katkı yapıyorlar. Türkiye’de ekonomik krizin en derin yerinde en çok para kazandıran turizm sektörü sanal mıydı?

 

Resmî geçit: Resmi sözcüğü, uzun ‘î’ ile yazılırsa, bir de ‘resmî olmayan geçit’ bulunduğu gibi bir anlam çıkıyor. Yanlıştır. Çünkü konunun resmî ya da resmî olmamakla bir ilgisi bulunmuyor. Buradaki deyim resm-i geçit, yani geçit resimlemek, geçit sunmak ya da göstermek anlamını taşımaktadır.

 

Sahne almak: İngilizcedeki ‘to have the floor’ deyiminden uyarlanarak, sahneye çıkmak, sahneye gelmek, sahneye çıkılan sürenin başlangıcı anlamında kullanılıyor. ‘Alınan,’ satın alınan bir şey yoktur. Doğrusu, ‘Sahneye çıkmak,’ ‘Sahneye gelmek’tir.

 

Saygı sunuyorum, saygı sunuyoruz: ‘Teşekkür ediyor olmak’ örneğindeki gibi, ‘saygı sunuyor olmak’ saçmalığı da yoktur. Bu söyleniş biçimleri yanlıştır. Saygı bir anda sunulur, öncesi, sırası, sonrası olan yani ‘belirli süre devam eden’ bir süreçte değildir. ‘Saygı sunarım’ doğru söyleniş biçimidir.

 

Sayın Vali Ahmet Tozkoparan, General Sayın Ahmet Tozkoparan, Cumhurbaşkanı Sayın…..: Burada, ad ve soyadı birlikte olduğu zaman unvanların söylenmesi saygı açısından yeterlidir. Aradaki veya baştaki ‘sayın’lar yanlıştır ve fazladır. Unvan ile birlikte sayın sözcüğünün kullanılması bilgisizlikten, kendini aşırı derecede önemsiz görmekten ya da karşısındakini aşırı derecede büyütmek çabasından kaynaklanan bir saçmalıktır.

[(*)DOĞRU SESLENME VE SUNMA TÜRLERİ İÇİN SONDAKİ TABLOYA BAKINIZ.]

 

Sayın dinleyiciler/izleyiciler, ‘çok sayın…,’ ‘sevgili…,’ ‘çok sevgili…,’ ‘değerli…’: Bu tür tanımlamaların hiçbir anlamı yoktur. TRT yapımcı ve yayıncıları Almanlar tarafından eğitildiği için, Almancadaki ‘Liebe zuschauer’ veya ‘Liebe hörer’ kalıpları olduğu gibi Türkçe yayın diline de girmiştir. Sizin için değerli olan bir başkası için olmayabilir. O başkası için ise sizin duygularınız hiçbir anlam taşımamaktadır. Sayın dediklerinizin içinde hırsız, arsız, uğursuz, soyguncu, katil vb. birçok kişinin de bulunduğunu hiç düşündünüz mü? Günlük konuşmanızda, sokakta, alışverişte böyle konuşuyor musunuz? Hayır! En doğru olan, dolaysız, sıfatsız doğrudan seslenme biçimini kullanmaktır.

 

Show, şov: ‘Gösteri’ çok iyi anlatıyor.

 

Showroom: Sergi salonu, sergileme salonu.

 

 

 

Speküle etmek: Böyle bir fiil yok. Spekülasyondan geliyor. Spekülasyon, birşey konusunda yerli yersiz konuşmak, söylentiler üretmek, hedeflenen bir şeye göre konuşmak ve söylenti türetmek anlamlarını taşır. ‘Speküle etmek’ tam bir bilgisizlik ürünüdür. ‘Dedikodusunu yapmak,’ ‘dedikodu konusu yapmak,’ ‘söylenti üretmek,’ gibi ifadeler doğrudur.

 

Süreç : ‘Halden hale geçerek bir durumdan ötekine ya da sonuca giden ilerleyiş’ demektir. Son yıllarda ‘süre’ sözcüğü ortadan kalkmış, her şey ‘süreç’e dönüşmüştür. ‘Süre’, yani ‘bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman ile ‘süreç’ özenle ayrılmalıdır.

 

Şok olmak: Yanlış. ‘Şoke olmak,’ ‘şok geçirmek,’ ‘şoka uğramak’ doğrudur.

 

Tavır: Bu Arapça sözcüğün yerine son günlerde duruş kullanılmaya başlandı. Anlatılmak istenen şeyin tam karşılığını veriyor.

 

Teamül: Arapçadır, ‘olagelen muamele’, ‘yapıla gelen muamele ve davranış’ demektir. Bu sözcüğü, ‘alışılmış işlem’, ‘gelenekleşmiş işlem’, ‘gelenek’ gibi Türkçe sözcüklerle anlatmak doğrudur.

 

Teşekkür ediyorum, teşekkür ediyoruz, teşekkürler ediyorum: Türkçe özürlü kişilerin günlük hayatta en çok kullandıkları, yangın gibi çok hızlı yayılan ve son derecede rahatsız edici bir kullanım biçimidir. Bu kullanımdan yola çıkarsak, Türkçede ‘teşekkür ediyor olmak’ gibi bir saçmalıkla karşılaşıyoruz. Bunu türetirsek, ‘teşekkür ediyor olmamak,’ ‘teşekkür etmiyor olmak’ gibi daha da saçma cümleler karşımıza çıkıyor. Teşekkür ediyor olmak Arapçadaki ‘müteşekkir olmak’ ifadesini karşılıyor. Orada doğru olabilir ama Türkçede değil. Buna ek olarak, ‘teşekkür etmek’ süren bir eylem değildir. Basit karşılaştırmalarla bu saçmalığı daha iyi ortaya koyabiliriz. “Ne yapıyorsun” sorusuna, yani o sırada yapılmakta olan şeye ilişkin sorulara, verilebilecek bir kaç yanıtı ele alalım: “Yemek yiyorum”; “Ders çalışıyorum”; “Traş oluyorum”; “Yazı yazıyorum”; “Resim yapıyorum.” Şimdi teşekkür etmek bunlar gibi bir eylem mi? Yani süren belli bir süre devam eden bir eylem, bir iş midir? Hayır! Teşekkür etmek anlık bir eylemdir. Doğrusu, ‘Teşekkür ederim,’ ‘Teşekkür ederiz’dir. ‘Teşekkürler etmek’ de doğru değildir.

 

Trade centre: Ticaret merkezi, iş merkezi.

 

Üzgünüm: İngilizcedeki ‘I am sorry’, ‘Özür dilerim’ tümcesindeki ‘sorry’ sözcüğünün ‘üzülmüş olmak, üzüntülü olmak’ anlamı alınarak ve deyim değerlendirilmesi yapılmadan Türkçeye kazandırılmış bir yanlışlıktır. Yine bilgisiz film çevirmenlerinin uydurmasıdır. Türkçede ‘üzgünüm’ sözcüğü doğru değildir. ‘Üzüldüm’ ‘üzüntülüyüm’ ‘üzüntü duydum’ denebilir ama ‘üzgünüm’ denmemelidir. Doğrusu, ‘Özür dilerim’ demektir.

 

Vauvv!: Tam anlamıyla İngilizceden uyarlamadır. Yerine ‘vayy!’, ‘çok güzel!’, ‘harika!’, ‘müthiş!’ gibi sözcükler kullanılabilir.

 

 

 

Şimdi bir VTR’miz var, ... Bir VTR izleyelim: VTR ‘Video tape recorder’, yani ‘band yazıcı aygıt’ sözcüklerinin karşılığıdır. Programda bir aygıt sunulmadığına göre ‘VTR’ sözcüğü kullanılması yanlıştır. ‘Bir bandımız var’, ‘Bir band izleyelim,’ ‘kaydedilmiş görüntülerimiz var’ demek doğrudur.

 

Yani: Bir Arap sözcüğü ve dil alışkanlığıdır. Bizim de ne kadar çok kullanmaya başladığımıza dikkat ettiniz mi? ‘Seviyorum yani,’ ‘Yapılacak bir şey kalmadı yani,’ ‘Üzüldük yani,’ ‘Ehh, dönüyoruz artık yani’ vb. gibi. Bu biçimde kullanım tam anlamıyla yanlıştır. Düzgün kullanımında bile, çok sayıda ‘yani’ kullanmak ya anlatanın yeteneksizliğini ve sürekli olarak açıklama gereği duyduğu veya dinleyenin anlama özürlü olduğunu göz önünde tutarak davrandığı izlenimi verebilir.

 

Yanlış anlaşma: Yanlış olursa, anlaşma olmaz. Doğrusu ‘yanlış anlama’dır veya ‘yanlış anlaşılma’dır ya da ‘yanlışta anlaşma’dır ki, o başka bir şeydir.

 

Yapılabilinir, edilebilinir: Türkçede çift edilgenlik kuralı yoktur. ‘Yapılabilir,’ ‘edilebilir’ doğrudur.

 

Yapıyorsunuz, ediyorsunuz: Buradaki ‘…yorsun,’ ‘…yorsunuz’ sonekleri aslında ‘…caksın,’ ‘...ceksin’ sonekleridir. Bu söylenişlerin doğrusu, ‘yapacaksın,’ ‘edeceksin,’ ‘gideceksin,’ ‘geleceksin’; ‘yapın,’ ‘edin,’ ‘gidin,’ ‘gelin’; ‘yap,’ ‘et,’ ‘git,’ ‘gel’ olmalıdır.

 

Yarın bu odunu yarın: Okutucu şapka işaretleri kullanılmadığı için yanlış bir anlam çıkıyor. Doğrusu, ‘yaarın bu odunu yarın’ olmalı ve bir sonraki günü anlatan sözcükteki ‘a’ açık okunmalıdır.

 

Yaşanmak: Artık o hale geldi ki, deprem yaşanıyor, toplantı yaşanıyor, heyecan yaşanıyor, ilerleme yaşanıyor, gerilim yaşanıyor, üzüntü yaşanıyor, kavga yaşanıyor vb. Hatta “Çatışmada ölümler yaşanmadı” cümlesinde olduğu gibi, aklın almayacağı yanlışlar yapılıyor. Oysa görülüyor, göze çarpıyor, hissediliyor, oluyor, ortaya çıkıyor vb. gibi fiiller kullanılmalıdır. Bu olmadığı zaman Türkçenin zenginliği, anlatımın zenginliği ortadan kalkıyor.

 

“Yayınımıza katıldığınız ve kıymetli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyoruz... İyi günler diliyoruz... Saygılar sunuyoruz... Kolaylıklar diliyoruz...” Olabilecek en kötü Türkçe. Sonekleri nedeniyle uyaklı, şiirsel bir seslenme olarak insanları yanıltıyor ve güzel bir veda izlenimi yaratıyor. Öncelikle, görüşlerin değerli olup olmadığına karar verecek olan kişi, programı sunan kişi değildir. Değerlendirmeyi izleyenler yapacaktır. Sonra, Türkçe böyle bozulmamalıdır. Teşekkür etmek süren bir eylem olmadığı için şimdiki zaman çekimi ile değil (yani ..yor, ..yorum ile değil), geniş zaman çekimi ile (..ederim, ..ederiz ile) kullanılmalıdır. “Teşekkür ediyorum, teşekkür ediyoruz”  yanlıştır. “Teşekkür ederim” doğrudur. “Teşekkür ederim, iyi günler (ya da) hoşça kalın”, “Teşekkür ederiz, hoşça kalın (ya da iyi günler)” demek en doğrusudur.

 

 

 

***

 

 

 

Tanıtma / Seslenme Türleri

 

 

 

Kişi

 

Sunma / Tanıtma

 

 

Selamlama

Doğrudan Seslenme

 

 

Yasama / Yönetim / Yargı

 

 

T.C. Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı

Sayın Cumhurbaşkanı

T.B.M.M. Başkanı

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı)

T.B.M.M. Başkanı

Sayın Bay / Bayan

Başkan

Başbakan

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı)

Başbakan

Sayın Başbakan

Anayasa Mahkemesi Başkanı

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı),

Anayasa Mahkemesi Başkanı

Sayın Bay / Bayan

Başkan

Milletvekili

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı),

T.B.M.M. Üyesi

Sayın Bay / Bayan

…. (Soyadı)

Anayasa Mahkemesi Üyesi

Saygıdeğer Yargıç ….(Adı,soyadı)

Anayasa Mahkemesi Üyesi

Sayın Hanımefendi / Beyefendi

ya da  Yargıç ….(Soyadı)

Bakanlar Kurulu Üyesi

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı),

…. Bakanı

Beyefendi / Hanımefendi

ya da Sayın Bakan

Genel Müdür

Saygıdeğer ….(Adı, soyadı)

…. Genel Müdürü

Sayın Bay / Bayan

…. (Soyadı)

Vali

Saygıdeğer ….(Adı, soyadı),

…. Valisi

Sayın Vali

…. (Soyadı)

Yargıç

Saygıdeğer ….(Adı, soyadı)

Sayın Yargıç …. (Soyadı)

Belediye Başkanı

Saygıdeğer ….(Adı, soyadı),

…. Belediye Başkanı

Sayın Belediye Başkanı

…. (Soyadı)

Milletvekili

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı),

T.B.M.M. Üyesi

Sayın Bay / Bayan

…. (Soyadı)

 

 

Akademisyenler (Üniversite)

 

 

Dekan

Dekan …. (Adı, soyadı)

Sayın Dekan …. (Soyadı)

Başkan (Bölüm)

Başkan …. (Adı, soyadı)

Sayın Başkan …. (Soyadı)

Profesör

Profesör …. (Adı, soyadı)

Sayın Profesör …. (Soyadı)

 

 

 

Diplomatik Görevliler

 

 

T.C. Büyükelçisi

Saygıdeğer …. (Adı, soyadı),

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi

Sayın Beyefendi / Hanımefendi

ya da

Sayın Bay / Bayan Büyükelçi

Başka devletin Türkiye’deki Büyükelçisi

Ekselansları …. (Adı, soyadı),

…. Büyükelçisi

Ekselans

ya da

Sayın Bay / Bayan Büyükelçi

 

Askerî Kişiler

 

Genelkurmay Başkanı

…. (Rütbe) …. (Adı, soyadı)

Sayın …. (Rütbe) …. (Soyadı)

Kuvvet Komutanları

…. (Rütbe) …. (Adı, soyadı),

KKK, DKK, HKK, JGK

Sayın …. (Rütbe) …. (Soyadı)

…. Kuvvetleri Komutanı,

Jandarma Genel Komutanı

Bütün Rütbeler

.... (Rütbe) …. (Adı, soyadı),

KK, DK, HK, JK

Sayın …. (Rütbe)

…. (Soyadı)

 

Meslekler

 

Savcı

Bay / Bayan …. (Adı, soyadı),

…. Savcısı

Sayın Bay / Bayan

…. (Soyadı)

Mühendis / Mimar

.... (Adı, soyadı)

…. Mühendisi, Mimar.

Sayın .... (Soyadı)

 

Doktor

…. (Adı, soyadı)

…. Mütehassısı /Uzmanı

Sayın Doktor …. (Soyadı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Ekim 2009 )
 

zinderud 2.5.8 © 2005-2012 - kimya

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
Yaratımsız Dönem Ve İkinci Yeni
1950’lerde toplumsal yapıda kimi değişimlerin belirginleştiği görülür. II. Dünya Savaşı, tek parti yönetiminin baskısı, toplumsal gelişimindeki dengesizlik sınıfsal çatışmayı körüklemiş, çok...
TENASÜP SANATI
Uygunluk. Divan şiirinde anlam bakımından aralarında çeşitli ilgiler bulunan iki veya daha fazla kelimeyi tezat olmaksızın bir araya getirme sanatı.        &n...
Eski Anadolu Türkçesi
  Xlll. yy’ın  sonlarına kadar tek bir koldon devam eden Türk yazı dili, aynı yy’ın sonlarında dallanmalara uğramıştır. Doğuda Doğu Türkçesi (çağatayca), Kuzeyde Kuzey Batı ...
MECAZ SANATI
Bütün lisanlarda her kelimenin ifade ettiği bir mana vardır.Kelime söylendiğinde ilk akla gelen bu manaya hakiki mana denilmektedir. Kelimelerin bu ilk manalarına dilin gelişimi içeri...
İRSÂL-İ MESEL SANATI
İrsâl-i Mesel veya Îrâd-ı Mesel adı verilen bu bedi` tâbir, kuruluş itibariyle birer birleşik teşbih görünümündedir. İrsâl-i Mesel’de söylenen düşünce bir taraf, bu düşünceyi p...
Türkçe bilim dili değildir (mi?)
H. Avni Öztopçu   ders BELGELİĞİ, 5 Ocak 2000 “Üniversite, bir toplumun düşünce ve bilgi lokomotifidir. Orada kendi dilimizi kullanmazsak,...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER FİİL: Varlıkların yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.           Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play