içerik
Index
Genel konular
Edebiyat
Index Genel konular Edebiyat |
| Hikaye Türü, Tanımı, Unsurları |
|
|
|
| Yazar Edebiyat | |
| Cumartesi, 10 Ocak 2009 | |
|
Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı
veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım
olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran yazıdır. Hikayelerin
kişileri azdır; bir tek olay anlatmak amacıyla yazılır. Derin çözümlemelere pek
elverişli sayılmaz. Hikayeler, çoğunlukla, birkaç sayfa uzunluktadır.
Hikayeler, hareketten hoşlanan insanın
bu isteğini karşılar; insanlara karşı duyulan yakınlık duygusunu arttırır. Bir
an içinde olsa, okuyucuyu hayali dünyasında dolaştırır. İnsanın zihin
gelişmesini arttırır; insanlara yüksek ideallerle birlikte geniş bir hayat
anlayışı sağlar.
Hikaye; üzerinde gerektiği kadar
durulmamış kompozisyon türlerinden biridir. Hikayedeki olay, başlangıçtan
sonuca doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır. Hikayeler; çoğunlukla, o
bir anlık parça içerisindeki insanı incelemeyi gaye edinirler. Bununla beraber,
herhangi bir hayvan, bir şey de hikaye konusu olabilir. Bunun için kısa hikayeler;
yoğun, dolgun bir nitelik taşımalıdır.
Hikayelerin kısa, kişilerin sayıca az ve
hayatlarının yalnız bir tek safhasının anlatılması belli başlı bir özelliğidir.
Biz bugün hikaye dediğimiz zaman, moral ve zevkin birbirine bağlanmış olmasını
kastediyoruz. Alain: "Hikayede her şey geçmişi gösterir, onun yaşadığımız
anla ilgisi, yalnızca anlatımındaki birleştirici sestir."görüşündedir.
Balzac: "Bir hikaye, bir insanı ölümsüz yapabilir" der. Hermann
Kesten'e göre :
İyi bir hikaye edebî bir şanstır. Bu
bakımdan iyi hikayeler pek azdır. İyi hikayecilerde azdır, bütün hayatları
müddetince bir avuç veya bir düzineden fazla iyi hikaye yazmış olan
hikayeciler, XIX. yüzyıldaki Th. Hoffman ve Gottfried Keller gibi, dünya
edebiyatındaki Boccacio, Maupassant ve Çehov gibi "ölümsüz"
hikayeciler. İyi bir hikaye, olayları düşünmeye değer tarafı ile hikayecinin
karakterinde bulunan kişisel bir üslubun karışmasından meydana gelir. İyi bir
hikaye, bütün edebi yönelişlerden ve dönemlerden daha kuvvetlidir, zamanın ve
hikayecinin üslubundan da kuvvetlidir.
Eski edebiyatımızda hikaye diye geçer.
Conte, Fransızca Nouvelle de hikaye anlamındadır. İlk hikaye anlatımı, önce
Doğuda sonra Batıda mizah yollu olaylarla başladı. Yazılı olarak ortaya çıkışı
çok daha sonradır. Bunların yazarları belli değildir.
Hikaye türünün kaynağı eski Hind'e kadar
gitmektedir. Halk masallarının bu türü hazırladığı, "Bin bir Gece
Masallarının” hikayeye kaynaklık ettiği savunulmaktadır.
İtalyan yazarı Baccacio'nun Dekameron
(On Günlük) adını taşıyan yapıtı Batı edebiyatında görülen ilk hikaye türüdür.
Daha sonra İspanyol romancısı Cervantes, İngiliz şairi Geoffrey Chaucer,
bugünkü anlayışımıza uygun hikayenin ilk başarılı örneklerini verdiler.
Fransızların Ortaçağ sonlarına doğru
görülen Gülün Romanı, Tilkinin Romanı, Marie de France'ın Heptameron (Yedi
Günlük) adını taşıyan yapıtları olaya önem veren ilk hikayelerdir.
Hikayeci
Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli
problemlerini hayat çerçevesinden görmek ve yaşamak zorundadır. Bu bakımdan
görüşleri daha duyurucudur: İyi bir kompozisyonun, hikayeyi başarılı kılan
öğelerden biri olduğu şüphesizdir. İyi hikayeci, bir romancı da olduğu gibi,
birkaç yaşantısını bir konu içinde birleştirir yada bir olayı alır genişletir,
ona kendi yaşantılarını ekler.
Hikayeci; yazısı ile okuyucunun arasına
girebilmeli; yarattığı kişilerin olanaklarını ölçüp biçtikten sonra, gerçeğe
uygun olarak onları hareket ettirmelidir. İçinde yaşadığı toplumun durumunu iyi
bilmeyen, insanı iyi tanımayan bir kimse iyi hikayeci olamaz.
Hikaye, başlı başına bir kompozisyon
türü olmasına rağmen, hikayeciyi romana götüren bir yol da sayılmaktadır.
gerçek hikayeci ise, kendi yazı çeşidini diğer nesir türlerinden üstün tutmak
zorundadır. Küçük hikaye yazmak için, çok düşünmek, çok çalışmak gerekmektedir.
Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli
yaşantılarını duymak, görmek ve yaşamak gerekliliği içerisindedir. Erskine
Caldwell şöyle der: "Hikaye ve romanların hepsinin maksadı, insanların
içine bakacakları bir ayna tutmaktır."
Hikaye, ne fazla ne de eksik olmalıdır.
Hikayeci, hikayesinin ilk cümlesini yazarken, son cümlesinin aşağı yukarı ne
olabileceğini düşünmüş olmalıdır. Olayın muhtevasının tahammülü hesaplanmalı;
okuyucunun ilgisini dağıtacak gereksiz ayrıntılar atılmalıdır.
"Hikâyeye az kelime ile çok anlam
sıkıştırılabilir. Güzel yazılmış bir hikaye, değer bilenler için bir ziyafet;
güç beğenenler için bir doyurmadır. Hikaye bir iksir, bir özettir. An atole
FRANCE", "Hikayede, bir öğretme, gizli ve paralel bir gelişme, derin
bir konunun bir insan özelliğinin canlandırılması gerekir.
"Hikayeci, her şey den önce dikkatini
hayatta rastladığı gerçek insanlar üzerine çeviren ve onlar arasında tip,
karakter ve dayanış farklarının en ince çizgilerine kadar ayırt edebilen insan
demektir. Mehmet KAPLAN" "Hikayeci; eylemiyle ve birikimiyle
toplumundan beslenirse, tükenmek kaygısı duymaz. Bu nedenle de hikaye yalın ve
yoğun olur. Hikayecinin başka bir görevi de hikayesinde anlatmak istediğini ,
sıkmadan okuyucunun beynine yerleştirmek ve sonra konuyu ateşlemektir. Yani
konu, birçok ham maddeden meydana gelmiş bir dinamit gibi olmalı. Ancak
dinamit, beyne yerleştirildikten sonra ateşlendiğinde, okuyucunun okuma
zahmetine karşılık, akılda durmadan büyüyen bir düşünce çağı meydana getirmeli.
Bekir YILDIZ", "Kısa hikaye yazarı, büyük bir meydan savaşında yer
alan bir er değildir. O geniş cepheli bir savaşın adsız çarpışmalarına katılan
bir çetecidir. Toplumun kıyısında durur, silik insanlarıyla uğraşır. Frank
O'CONNOR."
Hikaye Yazma
Hikaye, canlı bir dille yazılmalı, gerçek
dünya ile yaratılan hayal dünya arasında sağlam bir ilgi bulunmalıdır. Bu ilgi,
bizi hikaye boyunca sürüklemeli; anlatım sağlam bir birlik ve özenli bir düzen
üzerine oturtulmalıdır. Bunun için, ilgi çekici bir konu seçilmeli; konu sağlam
bir plana dayanmalı; fikirler birliğe dikkat edilerek yazılmalı; konu, hayal
ürünü bile olsa, gerçeğe uygun olarak işlenmelidir.
Hikaye, mümkün olduğu kadar akla aykırı
hiçbir şeyi içine almamalıdır. Akla aykırı elemanlar hikaye içine alınacak
olursa, o zaman bunlar, akla uygulanmış gibi anlatılmalıdır. Çehov; “Güzel
hikaye yazmak için, yazdıklarınızın başını ve sonunu atınız” diyor. Parlak bir
üslup karakter tasvirlerini, karakter düşüncelerini gölgeleyebilir. Tasvirler;
olduğu gibi, olması gerektiği gibi yapılabilir.
Hikaye, üçüncü şahıs ağzından anlatıldığı
gibi, hikayeci kendi başından geçiyormuş gibi de anlatılabilir. Yalnız canlı
kelimeler; canlı fiiller kullanılmaya; kişileri konuşturarak hikayeye canlılık,
akıcılık, bütün güzelliği vermeye çalışılmalıdır. Gerçek ayrıntılar katarak
hikayenizin geçtiği yerleri canlı bir hale getiriniz. Hikayenin bu yönüne
kişisel deneyler, görüşler, araştırmalar, kaynak olabilir.
Hikaye kahramanlarınızın size ve
okuyuculara gerçek kişiler olarak görünmelidir. En iyi bildiğiniz kimselerin
kahraman olarak seçilmesi bu işi kolaylaştırır. Bir kahraman seçiniz ve
hikayeyi belli bir görüş açısından anlatınız. Hikayelerin konusu hayat
savaşlarıyla; kazanılan başarılarla dolu olursa daha çok ilgi uyandırır.
Savaşan, dövüşen, bir sonuca varan her adamın yaşantısı enteresandır.
Hikayenin başlangıcı öğretmen tarafından
verilerek, düğüm ve sonuç bölümleri öğrencilerden istenebilir. Öğrenciler;
başlangıcı ele alarak gerisini imgeleme yolu ile kendilerini tamamlayabilirler.
Bir hikayede, olay, çevre, kişiler ve zaman olmak üzere dört temel öğe vardır.
Bu temel öğeler, hikayenin serim, düğüm ve çözüm bölümlerine ustalıkla
yerleştirilmelidir. Andre Maurois; hikaye ve romanın karşılaştırılmasını bir
sohbetinde şöyle yapar:
_ Kipling’i Katherina Mansfield’i halk
büyük bir zevkle okudu. Edger Poe’nin hikayelerinden daha ünlü eser mi vardır?
Maupassani en büyük başarısını Madarooisel Fifi’ye, Maison Tellier’ye borçlu
değil midir, bunlar da hikaye değil midir?
_ Örneklerinizi çağımızdan almıyorsunuz.
Moda değişti. Kipling’in, Katherina Mansfield’in, ya da Edgar Poe’nin bir
hikaye kitabında, ‘içindekiler’ listesinin verdiğinden daha fazla bir birlik
vardır.Kipling’in Tepelerin Basit Hikayelerindeki hikayelerinin hepside aynı
dekor, aynı topluluk içinde geçer. Bir romanın bölümleri gibidirler. Edgar Poe
mu? Villiers de I’Isle Adam mı? Tuhaf konular, o sürekli sıkıntı ve dehşet
duygusu, kesik kesik de olsa, kitabın bağlılığını sağlar. Katherina Mansfield
mi? Onun hikayeleri bir tek hayat hikayesinin parçaları gibidir. Hava üslup,
bir bağ kurar arada. Eleştimen bir temel fikir, bir ruh iklimi bulabilir.
_ Bir havası, kabiliyeti olan her yazar
için vardır aynı şey. Bir Albert Camus’nün, bir Paul Morand’ın , bir Felicien
Morceau’nun birliğini. Bunu inkar mı ediyorsunuz?
_ Hayır. Ama bir hayale bağlanmak için,
okutucunun zaman içinde herhangi bir gelişmeye ihtiyacı vardır. Uzun bir
yolculuğun başında bir vagona oturup da gar kitapçısından aldığı kitabı açan
kadın ne ister? Dört beş saat boyunca, kendi varlığını unutarak yeni bir
dünyaya girmektir dileği. Kahramanlarla ilgilenmeye yeni yeni başlarken, ikide
bir, onları bırakıp başkalarının ardına düşmek zorunda kalırsa nasıl
gerçekleştirebilir isteğini.
Hikaye; romandan çok tiyatroya yakın bir
türdür. Tiyatro gibi onun da sağlam bir çatıya, örgüye, becerikli bir sona,
kısacası bir “perde” ye ihtiyacı vardır. İtalyan hikayecilerine, Boccacio’ya
Bandello’ya bakın mesela, tiyatro yazarlarına ne kadar konu vermişlerdir.
Hikayeden film çıkarmaktan daha kolaydır. Beyaz perdeye aktarılmak Tolstoy’a
zarar verir: Maupassant’ın ya da Somerset Mangham’ın bir hikayesi perdede
elverişli alan bulur.
Hikaye Planı
Hikayenin kuruluşunda; olay anlatan yazılarda olduğu gibi; serim, düğüm,
sonuç bölümleri vardır. Roman, tiyatro, masal, hatıra, mektup, seyahat ve başka
birçok yazı türleri bu hikaye planından faydalanır.Bu üç bölüm şöyle uygulanır:
Serim Bölümü: Bu bölüme giriş bölümü de denilir. Olayın geçtiği
yer yani dekor, belli başlı nitelikleri söylenerek bu bölümde tasvir edilir.
Olayın şahısları, kahramanı en canlı iç ve dış görünüşleri ile belirtilerek
tanıtılır; kısaca portre çizilir. Olayın ne olduğunu biz bu bölümde anlarız.
Düğüm Bölümü: Bu
bölüme gelişme bölümü de denir. Olayın başlayıp açılması, okuyanın ilgisini,
merakını arttıracak bir durum alması; olayın düğümü; kişilerin konuşmaları bu
bölümdedir. İsim ve fiil cümleleri kullanarak, farklı yapıda cümlelere yer
vererek, konu ile ilgili örnekler alınarak bu bölümde çeşitlilik sağlanmalıdır.
Çözüm Bölümü: Bu
bölüme sonuç bölümü de denir. Olayın ne şekilde sona erdiği; olayın kişiler ve
görenler üzerindeki etkisi burada anlatılır. Aristoteles diyor ki: “Hikaye, birlikli
bir bütün, canlı bir varlık gibi kendi özüne uygun, bir başı, bir ortası, bir
sonu olan bir hareket çevresinde geçmelidir. Hikayenin çözümü, karakterlerden
kendiliğinden doğmalıdır.”
Çözüm bölümü, okuyanları memnun edecek
şekilde planlanmalıdır. Hikayenin sonu bazen bir cümle, bazen de bir paragraf
ilavesiyle yapılır. Nasıl diyalog hikayenin önemli noktalarını belirtmeye
yardım ederse, hikayenin sonu da asıl üzerinde durulan fikri
belirtmelidir.
Devamini oku
Yorum Ekleyin (0)
Hits: 1876
|
Giriş Formu
Spotlight
-
BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
ABDAL:Derviş
Salı, 26 Şubat 2008
By - Edebiyat - Hits: 1089 -
ANLAM KÖTÜLENMESİ
"canlı" anlam...Pazartesi, 15 Ekim 2007
By - Edebiyat - Hits: 1524 -
ANLAM DARALMASI
Bir sözcüğün ifade etti...Pazartesi, 15 Ekim 2007
By - Edebiyat - Hits: 3704 -
ANLAM İYİLEŞMESİ
"kötü" anlamı...Pazartesi, 15 Ekim 2007
By - Edebiyat - Hits: 4197







