Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
da bozulur.
Konfüçyus’a
sormuşlar: ”Bir ülkeyi yönetmek için çağrıldıysanız, yapacağınız ilk iş ne
olurdu? “
Büyük
bilge şöyle cevap vermiş: “ Hiç süphesiz dili gözden geçirmekle başlardım. Dil
düzensiz olursa sözler düşünceyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa,
yapılması gereken sözler, işler iyi yapılamaz. Görevler gereğince yapılmazsa,
adetler ve kültür bozulur. Adetler ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola
sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını bilemez.
İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”
Dil düşüncenin
aracıdır. Düşüncelerimizi dile getirdiğimizde, buna konuşma deriz. Dil olmazsa
düşünce ve duygu asla gelişmez, toplumlar ilerlemez, medeniyetler oluşmazdı.
Hangi inanışa göre olursa olsun, bir milletin tüm bireylerince paylaşılan
inanç, bilgi, davranış ve gelenekler o ulusun kültürünü oluşturur. Bunların
hepsinin kaynağı dildir. Çünkü bu kavramların hepsine dil aracılığı ile
ulaşılır. Geçmişimizde dilimizi gerektiği gibi kullanmamamızın sonucunda
insanlarla ilişkilerimiz aşınmalara uğramış, dolayısıyla teknolojinin
gelişmeside gecikmiştir. Matbaayı buluşundan 300 yıl sonra kullanmaya başlıyor
ya da kütüphane kavramını Cumhuriyetin ilanından sonra öğreniyorsa, bu elbette
ki dil açısından büyük bir darbe olur. Türkiye yıllarca teknoloji üretmeden, doğanın
bize verdiklerini tüketerek yaşamış bir ülke. Cumhuriyet ile yeni bir toplum
oluşturuyoruz. Bunu sağlamak için dünyanın bir çok yerinden teknoloji
öğreniyoruz. Dolayısıyla onların kültürlerinden ve dillerinden etkileniyoruz.
Ülkemizde
– belki bir çok ülkede de – kimsenin inkar edemeyeceği yabancı dil hayranlığı
söz konusu. Teknolojisinden yararlandığımız ülkelerin, teknolojileriyle
birlikte bazı yabancı terim ve sözcüklerde dilimize giriyor. Zaten yabancı dil
hayranlığı duyan milletimiz bu kelime ve terimleri benimsiyor, sanki bir
marifetmiş gibi her fırsatta tüketiyor ; üstelik bir çoğunu da yanlış ve
gereksiz bir şekilde kullanıyor.
Yabancı
dili herkesin bilmediğini gözönünde bulundurursa, bir çok kişinin bunu sohbet
esnasında bir silah gibi kullandığına tanık oluyoruz.
Toplumda
yitirilmemesi gereken tek şey dildir. Dilini yitiren ulusların ulusluk
özellikleri kalmaz. Bir halkı ırkına bakarak türk diye nitelendirmek yanlıştır.
Ancak dil bilimi açısından yaklaşırsak bu olasıdır. Benimsenmesi gereken en
mantıklı düşünce; dili Türkçe olan halkları Türk olarak kabul etmektir. Çünkü
halkının çoğu Türkçe konuşmadığı milletlerden Türklük özellikleri göstermesi
beklenemez.
“Geçtiğimiz
gün”, “geçtiğimiz ay” gibi söyleyişler ayrık otu gibi yerleşmiş hatta bu tür
yanlışlar televizyonlarda sunucular; gazete ve dergilerde, yazar ve haberciler
tarafından çok doğal ve doğru bir söyleyişmişcesine devamlı kullanılıyor. Oysa
biz zamanın üzerinden geçmeyiz, zaman gelir geçer. Doğru olan söyleyiş;” geçen
gün”, “geçen ay”, “geçen yıl”dır.
Halkımız
anlamını kavrayamadığı kimi sözcüklere o sözcüğün ses yapısına benzer
yakıştırmalar yapar. Bunlar zamanla kalıplaşır,yaygınlaşır ve aslını unutur.
“Kazın ayağı öyle değil” deyimi böyledir.analamı ise şu şekildedir: “sen öyle
düşünüyorsun ama işin aslı öyle değil.” Zamanla “kazın ayağı”na dönüşen ilk
yakıştıma “kaz ayağı”dır. Bunun aslı Arapça “kazaya” dır. Kazaya, “kaziye”nin
çoğuludur. Kaziye ise iş, konu, sorun demektir. Deyimin aslı ise “Kazaya öyle
değil”, yani “işin aslı öyle değil”dir. Halkın konuşma dili ihtiyacı olan
sözcükleri kullanmak için kendi özünden uzaklaştırabiliyor.
Memleketimizde
yayınlanan dergi isimlerinden birkaç örnek verelim. Negatif, Girl, Focus, Elle,
Kapcal, Economist, Marie Claire, Aksiyon, Mimaza, Max, Aktüel, Bazaar...
örnekleri çoğaltmak mümkün. “istanbul Life” adlı derginin adı neden “İstanbul
yaşamı” ya da “İstanbul da yaşam” olmuyor.
Televizyon
kanallarından da örnekler verilebilir. Flash, Star, Show, Bravo, Numberone,
Best, Ntv... anayasasında “resmi dili Türkcedir” yazan Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içinde yayın yapan bu gibi kuruluşların Türk alfabesinin okunuşunu
değiştirerek İngilizce okumaları ve yabancı sözcükler tercih etmeleri, Türk
diline ve milletine saygısızlıktır.
Gelecek
bilimcileri 21. Yüzyılda neler olacağını söylemeye başladılar. Bunlardan birisi
“21. yüzyılda herkes İngilizce konuşacak, bugün dünyada konuşulan 6000 dil ve
lehçenin %90’ı ortadan kalkacak”, şeklinde.
Günlük
yaşamda, gazetelerde, televizyonlarda yabancı dili marifetmiş gibi bolca
kullanan biz Türkler, kendi dilimizi nasıl koruyacağımızı geçte olsa düşünmeye
başlamalıyız.
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
LÜFT ü NEŞR SANATI Bir beyit içinde
iki veya ikiden fazla sözcüğü kullandıktan sonra o sözcüklerle ilgili
sözcükleri sıralama sanatıdır. Genellikle birinci dizede en az iki şey
söyleyip, bu söylenenlere ikinci...
İŞTİKAK SANATI Aynı kökten türemiş en az iki sözcüğü bir
dize veya beyit içinde kullanmaktadır. İştikak da cinas sanatları içine girer.
Yazılışları ve okunuşları aynı, fakat kökleri başka olan sözcüklerle yapılan
...
Hikaye Türü, Tanımı, Unsurları
Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı
veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım
olayları anlatarak oku...
TECÂHÜL-İ ARİF SANATI Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi
söylemektir. Yani tecâhül-i arif ne hiç bilmemektir, ne de bildiğini
saklamaktır. Buna göre söylersek, bildiğini, türlü nedenlerle bilmezle...
Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı
Tasavvuf,
Türklerin
İslamiyet'i
kabulunden sonra Anadolu'da
kendini göstermiştir. Tasavvuf düşünürlerine "mutasavvıf" denir.
Mutasavvıflara göre, Allah'a
bilmeden O'na ul...
MECAZ SANATI
Bütün lisanlarda her kelimenin ifade ettiği bir mana
vardır.Kelime söylendiğinde ilk akla gelen bu manaya hakiki mana denilmektedir.
Kelimelerin bu ilk manalarına dilin gelişimi içeri...
Cemal Süreya Gözü ile Oktay Rıfat
Garip akımının
temsilcilerinin edebiyatımızda çok önemli bir yeri vardır. Özellikle bir çok
eleştirmen ve ...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ
NOKTA ( : )
Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da
konuşma çizgisinden önce:
Cemo sopasını yere indirdi ve:
- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR
ZARFLAR
Hal Zarfları
Zaman Zarfları
Yer ve Yön Zarfları
Azlık - Çokluk Zarflerı
Soru Zarfları
Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI
VİRGÜL ( ; )
Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız
cümleleri ayırmada:
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI
BAKIMINDAN KELİMELER
1. Basit Kelimeler:
Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere
BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER
FİİL: Varlıkların
yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.
Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...