You are here:  
TECÂHÜL-İ ARİF SANATI PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Salı, 23 Eylül 2008

Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi söylemektir. Yani tecâhül-i arif ne hiç bilmemektir, ne de bildiğini saklamaktır. Buna göre söylersek, bildiğini, türlü nedenlerle bilmezlenerek, dolaylı yollardan anlatmaktır. Bunu yaparken de Mubalağa ve İstifham sanatlarından yararlanılır. Tecâhül-i ârif sanatı, tecâhül-i ârifâne, tecâhül-i arifîn adlarıyla da anılır.  (6)


          

            Örnekler:

  Berâber ola mı zindân ile hiç sohbet-i nâdân

    Gam u endûh ile tenhâca `işrethânedür zindân

                                                                                  Hayretî

  Zindan ile cahil sohbeti hiçbir olur mu? Zindan gam ve keder ile başbaşa kalınan eğlence yeridir. Hayreti kuvvetli bir ihtimalle kendisini hapse düşmesine sebep olanları ima için şiirine böyle bir girişte bulunmuştur.

                                                                       (6) Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, Cem Dilgen

 Ona göre hapse düşmek nadan ile bir arada bulunmaktan çok daha iyidir. Çünkü aşık olan kimse hapiste kederleriyle başbaşa kalıp eğlenebilecek,  hoşça vakit geçirebilecektir. Görüldüğü üzere içinde bulunduğu vahim durumu anlamaz görünen ( tecâhül-i ârifâne) şair âşıkların gıdası haline gelen gam ve keder ile birlikte bulunmayı işret meclisine benzeterek bir nevi kara mizah tablosu çizmeye çalışmıştır.

  Alnınuñ nûrından anuñ fark olunmaz karısı

    Saru saçuñ arasında yâhudolmışdur nihân

                                                                                  Sun’î

  [ Siyah kaşının ] karası, alnının nurundan dolayı görünmemektedir. Yahut da sarı saçlarının arasında gizlenmiştir. Siyah yahut koyu renkte bir nesneye arkadan güneş vb. güçlü bir ışık vurduğunda nasıl rengi görünmez yahut sarı renkte görünürse, şaire göre aslında siyah olan kaşlar da yüzün nurundan dolayı sarı görünmektedirler. Yahut da siyah kaşlar sarı saçların arasında kaybolduğu için sarı görünmektedir. Kolayca anlaşılacağı üzere şair, gerçeği bildiği halde yeni yorumlar geliştirebilmek için kasıtlı olarak bilinmezden gelmektedir.   (Tecahül-i ârifâne)

● Görmesem bir dem yüzüñ kalmaz hayâtımdan eser

    Gerçek imiş aslı dirle kim hayâtuñ âbdur.

                                                                                  Kemâl Paşazâde

  Yüzünü bir an görmesem hayatımdan eser kalmaz. “Hayatın esası sudur” dediklerinin aslı varmış. Sevgiliyi görmeden yaşaması mümkün olmayan şair, bu halini sözü edilen ilişkiler sebebiyle, su olmadan hayatın var olmayacağı geçeği ile izah etmektedir. Bu ibarede aynı zamanda Allah’ın her şeyi sudan yarattığı mealindeki ayeti (Enbiya 30) çağrıştıracak bir üslup vardır. Şair sanki hayatın su ile kaim olduğunu bilmiyormuş da bu sayede öğrenmiş gibi bir tavır takınmaktadır.    (Tecahül-i Arif)

  Bî-sebeb handân olup üstine olan câmesin

    Pâre pâre itdigidahi olur ol hâle dâl

                                                                                  Câfer Çelebi

  Sıyt-i nâyuñ sûrda sûr-i Sirfâil olmasa

    Dirilüp bir yire gelmezdi şehâ bunca ümem              Figânî

  Eskimiş cismüñ kabâsı döndereyin dir baÜna

    Yohsa ol dilber derüm yüzmek mi ister ey `aceb

                                                                                  Meâli

   Dutuşdı çarh fânusı şerâr-i nâr-i âhumdan

    Mürâdum şem`i uyanmaz meded baht-i siyâhumdan

                                                                                  Usûlî

  Çeşm-zahm-i düşmen-i bed-hâh mı yâhâd meger

    Girye-i la’l-i lebüñ yâdıyle kan oldı gözüm

                                                                                  İshâk Çelebi

  Gam nedîmüñdür Hayâlî kalbüñi mesrûr tut

    Zâhirüñ vîrâne eyle bâtınuñ ma`mür tut

    Salsa pertev cismüñe nâr-i muhabbet nûr tut

    “Bi-vefâ yâruñ Muhibbi cevrini Ma`zûr tut

    Yârsuz kalur cihânda `aybsuz yâr isteyen

                                                                                  Hayâlî

  Âb-gûndur gümbed-i devvâr rengi bilmezem

    Yâ muhit olmuş gözümden gümbed-i devvâre su

                                                                                  Fuzûlî

  Her seher gülzâr levhine çeker yüz daire

    Gâlibâ minkâr-i bülbülden alur pergâr gül

                                                                                  Fuzûlî

  Katre-i şebnem midür yâ el açup sâil kkimi

    Hâzin-i lutfından almış lü’lü-i şehvar gül

                                                                                  Fuzûlî

  Mısr-ı hüsnüñ p^dişahssuñ sen ey Yûsuf-Cemâl

    Nice bir çeksün dil-i Ya’kûbumuz hüzn ü melâl

                                                                                  Agehî

  Açıldı güller iyd olup halk-i cihân hândân u şâd

    Bilmem n’içün çeşmüm benüm bu demde giryân oldı ah

                                                                                  Nev`î

  Gün togdı şâh-i `âlem uyanmaz mı hâbdan

   Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbad           Bâkî

  Felek-i `işrete bir ahter-i ferhunde iken

    Yine Mirrîh-sıfat turma döker kanı kadeh

                                                                                  Bâkî

 
Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
Son Güncelleme ( Salı, 23 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
İKTİBAS SANATI
İKTİBAS SANATI Ödünç alma. Bir ayeti, bir hadisi ya da bir sözü tam veya yarım olaak anlamlı bir biçimde aktarma sanatıdır. İktibaslar bu yönleriyle irsâl-i mesele benzerler. Lelâm...
Behçet Necatigil
Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916'da İstanbul'un Fatih semtinde, Atik Ali Paşa'da doğdu. Kastamonu'lu olan babası Mehmet Necati Gönül, dersiam vaizdi. Uzun yıllar İstanbul'da, Beyoğlu ilçesinde müftü...
BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK ŞİİRİ
Türkiye'de çağdaşlaşma serüveni genellikle Batılılaşma hareketleriyle başlatılır. Osmanlıdaki Batılılaşma çabalarının, reformist girişimleri dayatan, Batı'nın istemleriyle gerçekleştiği bilinir....
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
İRSÂL-İ MESEL SANATI
İrsâl-i Mesel veya Îrâd-ı Mesel adı verilen bu bedi` tâbir, kuruluş itibariyle birer birleşik teşbih görünümündedir. İrsâl-i Mesel’de söylenen düşünce bir taraf, bu düşünceyi p...
LÜFT ü NEŞR SANATI
  Bir beyit içinde iki veya ikiden fazla sözcüğü kullandıktan sonra o sözcüklerle ilgili sözcükleri sıralama sanatıdır. Genellikle birinci dizede en az iki şey söyleyip, bu söylenenlere ikinci...
Eski Anadolu Türkçesi
  Xlll. yy’ın  sonlarına kadar tek bir koldon devam eden Türk yazı dili, aynı yy’ın sonlarında dallanmalara uğramıştır. Doğuda Doğu Türkçesi (çağatayca), Kuzeyde Kuzey Batı ...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER FİİL: Varlıkların yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.           Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play