You are here:  
İRSÂL-İ MESEL SANATI PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Salı, 23 Eylül 2008

İrsâl-i Mesel veya Îrâd-ı Mesel adı verilen bu bedi` tâbir, kuruluş itibariyle birer birleşik teşbih görünümündedir. İrsâl-i Mesel’de söylenen düşünce bir taraf, bu düşünceyi pekiştirmek amacıyla söylenen atasözü veya bu değerdeki söz de ikinci taraftır. İkinci taraf birinci tarafı temsil yoluyla teyitd eder. (3)

 

Örnekler:

 Devr ider dâyim mahalleñ hayl-i ashâb-i safâ

   Olmaz ehl-i hâlden hâli havâlî-i Harem

                                                                                              Hayretî

 Safa ehli olanlar sürü halinde senin Mahalleni dolaşırlar. Kâbe civarı hâl ehli olanlardan boş kalmaz.

Sevgili aşıkların Kıblesi konumunda olup âşıklar sürekli onun bulunduğu yerin civarında gezindiklerinden, Mahallesi edebiyatta Kâbe’ye benzetilir. Zâten şair “ashâb-ı safa” [ =  Safa ehli kimseler ] zevk ve eylenceye düşkün kimseler veya hacda Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelenler kastedilir. Bu kimselerin gönülleri ayna gibi dünya alakalarında ve kötülüklerden arınmış kimseler de demek olup bu iki anlamı da içine alacak şekilde kullanılmıştır. İlk mısrada söylenen söze şair ikinci mısrada bir örnek getirmektedir. Kâbe’nin bir ismi de “Harem” olup civardaki belli bir bölge avlanılması ve kan dökülmesi haram olduğundan bu isimle adlandırılmıştır. Dünyadan el etek çekerek kendini Allâh’a adayan kimseler burada mesken tutup ibâdetle ömür geçirdiklerinden; Kâbe müslümanlar nazarında manevi şahsiyeti yüksek kimselerin bulunduğu bir mekândır. Sevgilinin mahallinde dolaşan aşıkların bu kimselere benzetilmesi onun kutsiyeti sebebiyledir.

 Gözlerüm gördükte yari kanlu yaş eyler revân

   Cüylar evvel bahâr olsa ider tugyân akar.

                                                                                  Hayâli

 Nasıl akarsular ilkbahar olunca taşarak akarlarsa, gözlerim  [ de ] sevgiliği gördükçe kanlı gözyaşları akıtırlar.

                                          (3) Açıklamalar ve örneklerle Edebi Sanatlar, Numan Külekçi

Sevgiliyi gören aşığın muhtemelen sevinçten ağlamasının tasvir edildiği bu beyitte, şair gözlerinin bu durumda kanlı yaşlar döktüğünü ifâde etmekte ve hemen ardından buna bir örnek getirilmektedir. (İrsâti Mesel)

 Zevk-i tîguñdan `aceb yoh olsa göñlüm çâk çâk

   Kim mirûr ile bıragur rahneler dîvâre su

                                                                                  Fuzûlî

 Senin kılıcının zevkinden gönlüm yarık yarık olsa bana şaşılmaz, zira su akarken duvara gedik bırakır. Sanatında her zaman farklı olmayı kendisine prensip edinen Fuzûlî gönlünün kılıç darbelerinden değil, bu darbelerin zevkinden yarık yarık olduğunu ifade emektedir. Çünkü ona, söz konusu kılıç darbeleri su kadar aziz gelmektedir. Hemen ardından da buna akan suyun zamanla taş üzerinde oluşturduğu izleri ilginç bir örnek olarak getiriyor.

                                                                                              (İrsâl-i Mesel)

 Vehm ilen söyler Macrûh peykânın sözin

   İhtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su

                                                                                  Fuzûlî

 Çileye vesvesiz girdi kapandı zâhid

   Habs olur tâ ramazân âhir olınca şeytân

                                                                                  Sâbit

 Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhın

   Şecâ`at arz iderken merd-i kıbtî sirkatin söyler.

                                                                                  Râgıp Paşa

 

 

 

 

Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
Son Güncelleme ( Salı, 23 Eylül 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK ŞİİRİ
Türkiye'de çağdaşlaşma serüveni genellikle Batılılaşma hareketleriyle başlatılır. Osmanlıdaki Batılılaşma çabalarının, reformist girişimleri dayatan, Batı'nın istemleriyle gerçekleştiği bilinir....
ÇOCUK EDEBİYATININ GENEL NİTELİKLERİ
A. BİÇİM BAKIMINDAN ÇOCUK EDEBİYATI Çocuk kitapları, okuyucu zümrelerinin özelliğine göre biçim açısından farklılıklar gösterir. Çocuk edebiyatı eserleri de, çocuğun yaş ve seviye...
DESTANLAR ve ÖZELLİKLERİ
  Destanlar, toplum hayatında derin izler bırakan büyük olayların (kuraklık, gttç, düşman istilası, tabiî afetler, savaşlar vb.) o topluluğun hafızasında yoğrula yoğrula şekill...
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
TECÂHÜL-İ ARİF SANATI
Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi söylemektir. Yani tecâhül-i arif ne hiç bilmemektir, ne de bildiğini saklamaktır. Buna göre söylersek, bildiğini, türlü nedenlerle bilmezle...
TENASÜP SANATI
Uygunluk. Divan şiirinde anlam bakımından aralarında çeşitli ilgiler bulunan iki veya daha fazla kelimeyi tezat olmaksızın bir araya getirme sanatı.        &n...
DEVİR ÖZELLİKLERİ
İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI   GEÇİŞ DÖNEMİ   HALK EDEBİYATI     A) İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI   Türkler, yerleşik hayata geçmeden ön...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER FİİL: Varlıkların yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.           Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play