You are here:  Anasayfa arrow Arama
HÜSNÜ TALİL SANATI PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Salı, 23 Eylül 2008

Herhangi gerçek bir olayın meydana gelişini, hayâli ve güzel bir sebebe bağlama sanatıdır. Bu sanat daha çok anlatıma güzellik ve zerâfet vermek için yapılır. (1)

 

Örn. Beyitler

● Bî_vefâlıg ‘ödetin dutmuş onuñ çündür bu kim

   ‘Ömrden olmaz cihân bağında berhardâr gül.

                                                                                  Fuzûli

○ Gül vefâsızlık âdetini huy edindiğinden cihan bağında ömrünün semeresini göremez.

Gülün ömrü az olur ve çok güzel çiçek açtığı halde meyve vermez. Şair bu tabiat gerçeğini tasvir ve yorumlardan hareketle gülün vefasızlığı gibi bir sebebe bağlıyor. (H. Talil)

 ● Ka’be olmasa Kapuñ ay ile gün leyl ü nehâr

   Eylemezlerdi tavâf ol güzeri döne döne

                                                                                  Necâti Bey

 

                                            1. Hasan Aktaş “Modern Türk Şiirinde Edebi Sanatlar”

 

○ Senin kapın kâbe olmasaydı, ay ve güneş gece gündüz orayı tekrar tekrar tavaf eylemezlerdi. Edebiyatta sevgilinin evi yahut onu temsilen kapısı, gerek kuudsiyet itibarıyla ve gerekse bütün âşıkların yüzlerini döndükleri bir nokta olması sebebiyle Ka’be’ye benzetilir. Şair ay ve Güneş “leyl ü ne hâr” [=gece gündüz ] “döne döne [ =tekrar tekrar, defâlarca ] dünya etrafında dönmesini, sevgilinin kapısını tavaf ettikleri şeklinde yorumlamaktadır.

                                                                                                   ( H. Talil)

 

 ● Sen nâz iderdüñ ehl-i niyâza Medine-vâr Ben Ka’be gibi çâk – giribân idim saña

                                                                                 Hayali Bey

 

○ [ Hani o gün ] sen niyaz edenlare Medine gibi naz ederdin; ben senin için Kâbe gibi yakamı yırtardım. Müslümanlarca mukaddes sayılan şehirlerden biri olan Medine, beyitte naz eden bir şahıs gibi düşünülmüştür. Böyle bir yorumun (Hüsnütalil) geliştirilmesi, bütün Müslümanlar günde en az beş vakit Kâ’be’ye yönelirlerken Madine’nin sanki naz ve istiğna edercesine kenara çekilmiş bir coğrafya istikametinde kalmasıdır. Şair sevgilisinin Medine gibi gözden uzaklaşması üzerine kendisi de Kâbe gibi kararalar giymiş ve sevgilisinin aşkı ve ayrılığının kederi ile yakasını yırtmıştır.

 

             Diğer örnekler

            ● Bir nazar kıl Ahmed’e ey nûr-i çeşm-i kâinat

   Ki âb-i lütfûñdan olupdur ebi gibi ter güneş.

                                                                                      Ahmet Paşa

 ● İlteli Çine saçuñ bûyin nesîm-i Subh-dem

   Duşdi sahrâya oldı sevdâyî hev’adan müşg-i nâb

                                                                                  Hufî

 ● Ayağına varur ola biñ perî gün başına

              Var ise bulmışdurur Mihr-i Süleymân kapluca

                                                                                              Necati Bey

● Âşk-i dîdâr olup gördüğü mahbûba akar

   Germ olup gün yüzlülerle sürdi devrân kapluca

                                                                                  Necati     Bey                             

 ●    Çıkalı göklere âhum şereri döne döne

       Yandı kandîl-i siphrüñ döne döne

                                                                                  Necati Bey

● Bî – edeblük eyleyüp çün keffüñe öykündi kân

   Mâlın olup halk-î âlem itdi anı pâymâl

                                                                                  Câfer Çelebi

 ● Her ne dem zülf-i siyâhın yâd idüp gâm-gin alem

   Ey güneş yüzlü benim içün bulutlar aglar.

                                                                                  Harîmî

● Sıyt-i nâyuñ sûrda sûr-i Sirâfil olmasa

    Dirilüp bir yire gelmezdi şehâ bunca ümem

                                                                                             Figâni 

● Hüsrevâ bezmüñ neşâtından zebân-i hâl ile

   Sâzlar he sû nagam-saz olup iderler nâgam

                                                                                             Figâni 

● Dem ururmuşsuñ hevâ-yı müşk-i zülfinden meger

    Bu sebebden cân virürmüş ey sabâ büyüñ senüñ

                                                                                   Lâm’î Çelebi

  ●  Görmesem bir dem yüzüñ kalmaz hayâtımdan eser

     Gerçek imiş aslı dirler kim hayâtuñ âbdur

                                                                                              Kemâl Paşazade

●  Ol gözüm nûrı cüdâ olalı çeşmümden benüm

    Utanır görinmege benden nihân oldı gözüm

                                                                                              İshâk Çelebi

                         ● Ârızuñ âbın görüp şekker ezilür dem-be-dem

    Vechi var düşse ağıza dilden dile

                                                                                              Mu’îdî

 ●  Ey meh-i bedrüm kalalıdan hayâluñ didede

    Hâle olmışdur temâm etrâf-i çeşm-i hûn-feşân

                                                                                              Kandî

 ●  Seyr-i gülzâr itdügüñ peyk-i sabâdan fehm İdüp

    Genc-i zer kılmış müheyyâ kılmaga îsâr gül

                                                                                              Fuzûlî

 ●  Gözüm merdümlerinüñ  aksi düşmüşdür letâfetden

    Ruhuñ mir’âtine nâzır olanlar anı hâl añlar

                                                                                              Rahmî

 ●   Gerdûn ayagı tozına eylerdi ser-fürü

     Dünyâya hâk-i câh ile kurb-i İlâh idi.

                                                                                              Bâkî

 ●  Gerdûn-i dûna zâr u zebûn oldı sanmañuz

    Maksûdı terk-i câh ile kurb-i İlâh idi.

                                                                                              Bâkî

 ●  Kanlar aglasun banümçün kare geysün hâmeler

    Başına toprak saçup dürsün yüzini nâmeler.

                                                                                              Helâkî

 ●  Gül-i mihrüñ gülâbın aldı âlem dîg-i hâk içre

     Acep mi olsa serpûş-i felekde katreler peydâ

                                                                                             Gan’î Zeîde Nâdirî

Diğer örnekler

452¹¹/8, 454⁴₁, 454⁴/з,  458⁵/7, 509/58, 522/6, 593/3. beyitler.

                                    

 

 

 

 

Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
Son Güncelleme ( Salı, 23 Eylül 2008 )
 
< Önceki

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
Dante Ve İlahi Komedya
tarihsel arka plan:   Tarihsel akış düşüncelerin diyalektik ilerleyişi olduğu kadar bununda üstünde  ekonomi-politik bir ilerleyiştir.   Dante’nin ortaçağın sonunu ve y...
Türkçenin Doğru Kullanılması
Öncelikle Türkçeyi doğru kullanmak gerekir.   Çünkü sabah günaydın, gün içinde merhaba, veda ederken hoşça kalın demekten başlayarak en karmaşık düşüncelerimize kadar kull...
Dil ve Anlatım Dersi Ders Notları
1)Anlatım:Herhangi bir konu üzerinde konuşurken veya bir konu üzerine yazarken,belli bir gayeyi gerçekleştirmek isteriz.Bu gaye,bizi dinlemekte veya okumakta olanlara bilgi vermek,onl...
Türkçe bilim dili değildir (mi?)
H. Avni Öztopçu   ders BELGELİĞİ, 5 Ocak 2000 “Üniversite, bir toplumun düşünce ve bilgi lokomotifidir. Orada kendi dilimizi kullanmazsak,...
İKTİBAS SANATI
İKTİBAS SANATI Ödünç alma. Bir ayeti, bir hadisi ya da bir sözü tam veya yarım olaak anlamlı bir biçimde aktarma sanatıdır. İktibaslar bu yönleriyle irsâl-i mesele benzerler. Lelâm...
TECÂHÜL-İ ARİF SANATI
Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi söylemektir. Yani tecâhül-i arif ne hiç bilmemektir, ne de bildiğini saklamaktır. Buna göre söylersek, bildiğini, türlü nedenlerle bilmezle...
Yaratımsız Dönem Ve İkinci Yeni
1950’lerde toplumsal yapıda kimi değişimlerin belirginleştiği görülür. II. Dünya Savaşı, tek parti yönetiminin baskısı, toplumsal gelişimindeki dengesizlik sınıfsal çatışmayı körüklemiş, çok...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER FİİL: Varlıkların yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.           Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play