Sanat yapıtlarını incelerken ilgimi çeken bir
konu da sanatçıların dürtüleri ve eserleri üzerinde düşünceleri olmuştur hep.
Bir sanatçı neden yaratma gereksinimi duyar? Ve bu gereksinimi kendisine nasıl
açıklar? William Burroughs ölmeden önce tuttuğu günlükte delirmemek için
yazdığını açıklamış; Isabelle Adjani de bir röportajında çok güçlü sevilmek
ihtiyacı duyduğu için sahneye çıktığını söylemişti; Mozart ise ifade etmek
istediği herşeyi müzikle anlatabileceği için beste yaptığını babasına yazdığı
bir mektupta dile getirmişti. Sanatın oluşum sürecini anlamaya çalışan bizler
için bu sözler çok açıklayıcıdır ama sanatçılar bunu önemsemezler. Anlatmak
istedikleri bir öyküleri vardır ve öykünün coşkusu içlerinde tutamayacakları
kadar büyük olduğunda ortaya eser çıkar.
Özellikle yeni bir akım eşiğinde, daha önceki sanat yapıtlarına karşı çıkan,
bir manifesto değeri taşıyan yazılar, akıl karıştırıcı oldukları kadar
eserlerin özünü anlamak açısından çok değerlidir. Orhan Veli, Oktay Rifat ve
Melih Cevdet Anday’ın 1948’de ortaklaşa yayımladıkları şiir kitabının önsözü de
bu nedenlerle okuyucuların 50 yıldır ilgisini çeken bir yazı olmuştur. Hem Türk
şiirindeki yeniliklerin anlaşılması hem de bu üç şairinin şiire nasıl
yaklaştıklarını incelemek açısından çok önemli bir yazıdır. Önsöz sadece Orhan
Veli’nin imzasıyla çıkmış fakat üçünün – şiir konusunda farklı görüşleri olsa
da – ortak bir imza gibi düşünülebilir.
Orhan Veli bu yazıda “garip” sözcüğünün farklı anlamlarına, çok belli etmeden
değinir. “Garip” sözcüğü ilk kez metinde şiirin o günkü tanımına uymayan bir
üslupla yazıldığı için garip sayılmasıyla, garipsenmesiyle ilgilidir. Bu
şiirlerin garip gelmelerinin nedeni olarak, o güne dek öğrenilenlerin doğal
kabul edilişi ve okuyucunun öğrendiklerinden kuşku duymaması gösterilir.
“Garip” akımının ilk başta bu sözcüğü “yadırganan”, “alışılmamış” anlamıyla
kullanması, hatta gizli yönleri olan bir karakter özelliği olarak gördüğü
ortadadır. Daha önceki dönemlerin şiir mirasına güçlü bir tepki içermesi ve
şiir tarihi açısından içerdiği yenilikler için garipsenmesi, bu anlamda
bakıldığında çok anlamlı görülür. Ayrıca şairlerinin de kitabı bu ismi
vermeleriyle bu garipsenmeyi kabul ettiklerini gösterir.
“Garip” bir anlamını da halk çoğunluğunun beğenisine seslenmesinden alır.
Gündelik yaşamın şiir malzemesine dönüştürülmesi, en basit ve bozulmamış
duyguların dile getirilmesi, aydın ve akademik çevre dışında kalan insanların
duygularıyla dolu şiirler olmaları, bir kesimin garip olarak gördüğü kişilerin
diliyle yazılmış olmalarından kaynaklanır. Burada anlatılan duygulara sahip
kişi bir gariptir, bunun nedeni, sıradanlığında gizlidir neredeyse. Toplum
dışına itilmiş, “zavallı” anlamını çağrıştıran “garip”, kimsesizlik duygusu
verir.
Garip olarak adlandırılan kişi, ne bir sosyal statü sahibi, ne saygın, ne de
güçlüdür. Oktay Rifat’ın “Tecelli” şiirindeki gibi çile çeken, acılı bir yaşamı
vardır:
Nedir bu benim çilem
Hesap bilmem
Muhasebede memurum
Ev sevdiğim yemek imambayıldı
Dokunur
Bir kız tanırım çilli
Ben onu severim
O beni sevmez
Aynı şekilde Orhan Veli’nin “beni bu güzel
havalar mahvetti” dizesi de, kadere terk edilmiş yaşam duygusu taşır. Okuyucuya
yoğun bir acıma hissi tattıran şiirlerdir bunlar; bu şiirlerdeki garip, daha çok
“gariban”dır. Genelde bir devlet memuru ağzından yazılan şiirler, yaşamın
tatlarının farkında olan ama onları tadamayan birinin dizeleridir. Bu
karakterler büyük bir yaşam coşkusu taşır fakat bunu yaşamalarını engelleyen
şey dünyaya sıradanlıkla atılmalarıdır. Yaşamla aralarında, doğumlarından önce
hazırlanan uymalarını bekleyen bir sözleşme imzalamış gibidirler, duygu yüklü
olmalarına rağmen, bunun dışına çıkmalarına engel oluşturan gizli bir bağdır
vardır.
Burada garip şiirin anlattığı sıradanlık, Türk halkının karakterini de
yansıtıyordu belki. Orhan Velinin “İnsanlar” şiirindeki gibi insanlardır
anlatılan:
Ne kadar severim o insanları!
O insanlar ki, renkli, silik
Dünyasında çıkartmaların
Tavuklar, tavşanlar ve köpeklerle beraber
Yaşayan insanlara benzer
Garip akımı şiirlerinin bir başka özelliği de, kişilerin çaresizlik duygusuyla
sarıldığı sıradanlıktan çıkma isteğini dile getirmesinde saklıdır. Melih Cevdet
Anday’ın “Bir Misafirliğe” şiirindeki gibi:
Bir misafirliğe gitsem
Bana temiz bir yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam...
Garip akımı, sözcüklerin en saf anlamlarını bulma yolundaki arayışında kendine
en yakın olarak simgeciliği bulur doğal olarak. Simgeci şairlerin çıkış noktası
bilinçaltını boşaltma, garip akımının da çıkış noktası olarak görülebilir.
Fakat Orhan Veli’nin önsözde söylediği gibi bilinçaltının bilinçsizce
boşaltılmasından çok, bilinçaltının işleyişinin anlaşılması ve şiirde de bunun
taklit edilmesinden yanadır. Bilinçaltının disipline karşı, başına buyruk
işleyişi şiir için elverişli bir ortam sunar, şair de bu başına buyruk işleyişi
kendi şiir dokusunda işler.
Şairin bilinçaltına inmek
okuyucu açısından birkaç nedenden dolayı önemlidir, bunların başında şairin
içtenliğine inanması gelir. Bir başka neden de okuyucunun şiirin dokusundaki
zihinsel işleyişi anlamasında yatar. Şair kendi bilinçaltını şiirin konusu
yaptığında, bilinçaltını ve dolayısıyla kendini hiçbir gizlisi kalmayacak
şekilde okura açıyordur. Garip akımı için bu son nokta çok değerliydi, çünkü
özellikle okuyucusuna yakın olma isteğiyle yazılmış şiirlerdi bunlar, bu yüzden
de çok geniş kitlelerce benimsendi ve sevildi.
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
Türkçenin Doğru Kullanılması
Öncelikle
Türkçeyi doğru kullanmak gerekir.
Çünkü sabah günaydın, gün içinde merhaba, veda
ederken hoşça kalın demekten başlayarak en karmaşık düşüncelerimize kadar
kull...
Hikaye Türü, Tanımı, Unsurları
Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı
veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım
olayları anlatarak oku...
ÇOCUK EDEBİYATININ GENEL NİTELİKLERİ
A. BİÇİM
BAKIMINDAN ÇOCUK EDEBİYATI
Çocuk kitapları, okuyucu zümrelerinin özelliğine göre
biçim açısından farklılıklar gösterir. Çocuk edebiyatı eserleri de, çocuğun yaş
ve seviye...
İKTİBAS SANATI
İKTİBAS SANATI
Ödünç alma. Bir ayeti, bir hadisi ya da bir sözü tam veya
yarım olaak anlamlı bir biçimde aktarma sanatıdır. İktibaslar bu yönleriyle
irsâl-i mesele benzerler. Lelâm...
DESTAN DESTAN
Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir
kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir
birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ
NOKTA ( : )
Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da
konuşma çizgisinden önce:
Cemo sopasını yere indirdi ve:
- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR
ZARFLAR
Hal Zarfları
Zaman Zarfları
Yer ve Yön Zarfları
Azlık - Çokluk Zarflerı
Soru Zarfları
Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI
VİRGÜL ( ; )
Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız
cümleleri ayırmada:
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI
BAKIMINDAN KELİMELER
1. Basit Kelimeler:
Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere
BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER
FİİL: Varlıkların
yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.
Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...