You are here:  Anasayfa arrow TÜRKCE arrow EDEBİYAT TARİHİ arrow Orhan veli ve garip akımı
Orhan veli ve garip akımı PDF Yazdır E-posta
Yazar Edebiyat   
Salı, 16 Aralık 2008

“KARMAKARIŞIK

Bir okla yaralı kalbim,

Boyacının sandığında;

Güvercinim kağıt helvasında;

Sevgilim kayığın burnunda;

Yarısı balık,

Yarısı insan;

İn miyim?

Cin miyim?

Ben neyim?”

 

Orhan Veli  “Bütün Şiirleri”

Can Yayınları, 1984.

 

Sanat yapıtlarını incelerken ilgimi çeken bir konu da sanatçıların dürtüleri ve eserleri üzerinde düşünceleri olmuştur hep. Bir sanatçı neden yaratma gereksinimi duyar? Ve bu gereksinimi kendisine nasıl açıklar? William Burroughs ölmeden önce tuttuğu günlükte delirmemek için yazdığını açıklamış; Isabelle Adjani de bir röportajında çok güçlü sevilmek ihtiyacı duyduğu için sahneye çıktığını söylemişti; Mozart ise ifade etmek istediği herşeyi müzikle anlatabileceği için beste yaptığını babasına yazdığı bir mektupta dile getirmişti. Sanatın oluşum sürecini anlamaya çalışan bizler için bu sözler çok açıklayıcıdır ama sanatçılar bunu önemsemezler. Anlatmak istedikleri bir öyküleri vardır ve öykünün coşkusu içlerinde tutamayacakları kadar büyük olduğunda ortaya eser çıkar.

 

 


         Özellikle yeni bir akım eşiğinde, daha önceki sanat yapıtlarına karşı çıkan, bir manifesto değeri taşıyan yazılar, akıl karıştırıcı oldukları kadar eserlerin özünü anlamak açısından çok değerlidir. Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday’ın 1948’de ortaklaşa yayımladıkları şiir kitabının önsözü de bu nedenlerle okuyucuların 50 yıldır ilgisini çeken bir yazı olmuştur. Hem Türk şiirindeki yeniliklerin anlaşılması hem de bu üç şairinin şiire nasıl yaklaştıklarını incelemek açısından çok önemli bir yazıdır. Önsöz sadece Orhan Veli’nin imzasıyla çıkmış fakat üçünün – şiir konusunda farklı görüşleri olsa da – ortak bir imza gibi düşünülebilir.

         Orhan Veli bu yazıda “garip” sözcüğünün farklı anlamlarına, çok belli etmeden değinir. “Garip” sözcüğü ilk kez metinde şiirin o günkü tanımına uymayan bir üslupla yazıldığı için garip sayılmasıyla, garipsenmesiyle ilgilidir. Bu şiirlerin garip gelmelerinin nedeni olarak, o güne dek öğrenilenlerin doğal kabul edilişi ve okuyucunun öğrendiklerinden kuşku duymaması gösterilir.

         “Garip” akımının ilk başta bu sözcüğü “yadırganan”, “alışılmamış” anlamıyla kullanması, hatta gizli yönleri olan bir karakter özelliği olarak gördüğü ortadadır. Daha önceki dönemlerin şiir mirasına güçlü bir tepki içermesi ve şiir tarihi açısından içerdiği yenilikler için garipsenmesi, bu anlamda bakıldığında çok anlamlı görülür. Ayrıca  şairlerinin de kitabı bu ismi vermeleriyle bu garipsenmeyi kabul ettiklerini gösterir.

         “Garip” bir anlamını da halk çoğunluğunun beğenisine seslenmesinden alır. Gündelik yaşamın şiir malzemesine dönüştürülmesi, en basit ve bozulmamış duyguların dile getirilmesi, aydın ve akademik çevre dışında kalan insanların duygularıyla dolu şiirler olmaları, bir kesimin garip olarak gördüğü kişilerin diliyle yazılmış olmalarından kaynaklanır. Burada anlatılan duygulara sahip kişi bir gariptir, bunun nedeni, sıradanlığında gizlidir neredeyse. Toplum dışına itilmiş, “zavallı” anlamını çağrıştıran “garip”, kimsesizlik duygusu verir.

         Garip olarak adlandırılan kişi, ne bir sosyal statü sahibi, ne saygın, ne de güçlüdür. Oktay Rifat’ın “Tecelli” şiirindeki gibi çile çeken, acılı bir yaşamı vardır:

Nedir bu benim çilem

Hesap bilmem

Muhasebede memurum

Ev sevdiğim yemek imambayıldı

Dokunur

Bir kız tanırım çilli

Ben onu severim

O beni sevmez

Aynı şekilde Orhan Veli’nin “beni bu güzel havalar mahvetti” dizesi de, kadere terk edilmiş yaşam duygusu taşır. Okuyucuya yoğun bir acıma hissi tattıran şiirlerdir bunlar; bu şiirlerdeki garip, daha çok “gariban”dır. Genelde bir devlet memuru ağzından yazılan şiirler, yaşamın tatlarının farkında olan ama onları tadamayan birinin dizeleridir. Bu karakterler büyük bir yaşam coşkusu taşır fakat bunu yaşamalarını engelleyen şey dünyaya sıradanlıkla atılmalarıdır. Yaşamla aralarında, doğumlarından önce hazırlanan uymalarını bekleyen bir sözleşme imzalamış gibidirler, duygu yüklü olmalarına rağmen, bunun dışına çıkmalarına engel oluşturan gizli bir bağdır vardır.

         Burada garip şiirin anlattığı sıradanlık, Türk halkının karakterini de yansıtıyordu belki. Orhan Velinin “İnsanlar” şiirindeki gibi insanlardır anlatılan:

Ne kadar severim o insanları!

O insanlar ki, renkli, silik

Dünyasında çıkartmaların

Tavuklar, tavşanlar ve köpeklerle beraber

Yaşayan insanlara benzer

         Garip akımı şiirlerinin bir başka özelliği de, kişilerin çaresizlik duygusuyla sarıldığı sıradanlıktan çıkma isteğini dile getirmesinde saklıdır. Melih Cevdet Anday’ın “Bir Misafirliğe” şiirindeki gibi:

Bir misafirliğe gitsem

Bana temiz bir yatak yapsalar

Her şeyi, adımı bile unutup

Uyusam...

         Garip akımı, sözcüklerin en saf anlamlarını bulma yolundaki arayışında kendine en yakın olarak simgeciliği bulur doğal olarak. Simgeci şairlerin çıkış noktası bilinçaltını boşaltma, garip akımının da çıkış noktası olarak görülebilir. Fakat Orhan Veli’nin önsözde söylediği gibi bilinçaltının bilinçsizce boşaltılmasından çok, bilinçaltının işleyişinin anlaşılması ve şiirde de bunun taklit edilmesinden yanadır. Bilinçaltının disipline karşı, başına buyruk işleyişi şiir için elverişli bir ortam sunar, şair de bu başına buyruk işleyişi kendi şiir dokusunda işler.

Şairin bilinçaltına inmek okuyucu açısından birkaç nedenden dolayı önemlidir, bunların başında şairin içtenliğine inanması gelir. Bir başka neden de okuyucunun şiirin dokusundaki zihinsel işleyişi anlamasında yatar. Şair kendi bilinçaltını şiirin konusu yaptığında, bilinçaltını ve dolayısıyla kendini hiçbir gizlisi kalmayacak şekilde okura açıyordur. Garip akımı için bu son nokta çok değerliydi, çünkü özellikle okuyucusuna yakın olma isteğiyle yazılmış şiirlerdi bunlar, bu yüzden de çok geniş kitlelerce benimsendi ve sevildi.
Yorumlar (0)Add comments

Yorum yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha kucuk | daha buyuk

security image
Lutfen goruntulenen karakterleri yaziniz


busy
 
Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman ...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER
Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy)  1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri
TANZİMAT Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir, "tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
Türkçenin Doğru Kullanılması
Öncelikle Türkçeyi doğru kullanmak gerekir.   Çünkü sabah günaydın, gün içinde merhaba, veda ederken hoşça kalın demekten başlayarak en karmaşık düşüncelerimize kadar kull...
DİL BİLİÇLENMESİ
                               ...
Hikaye Türü, Tanımı, Unsurları
         Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım olayları anlatarak oku...
Divan edebiyatı ve milli edebiyat Dönemlerinde ele alınan Temaların karşılaştırılması
DİVAN EDEBİYATI: Divan edebiyatının temeli Arap edebiyatının üzerine kurulmuştur. Bu edebiyat, eski bir uygarlığa sahip ve o ölçüde eski ve geleneksel bir edebiyatları olmasına rağmen, öncelikle İ...
ÇOCUK EDEBİYATININ GENEL NİTELİKLERİ
A. BİÇİM BAKIMINDAN ÇOCUK EDEBİYATI Çocuk kitapları, okuyucu zümrelerinin özelliğine göre biçim açısından farklılıklar gösterir. Çocuk edebiyatı eserleri de, çocuğun yaş ve seviye...
İKTİBAS SANATI
İKTİBAS SANATI Ödünç alma. Bir ayeti, bir hadisi ya da bir sözü tam veya yarım olaak anlamlı bir biçimde aktarma sanatıdır. İktibaslar bu yönleriyle irsâl-i mesele benzerler. Lelâm...
DESTAN
DESTAN Destan veya asıl söylenişiyle dastan Farsça'dan alınmış bir kelimedir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bir birine yakın anlamda tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan bazıları...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ NOKTA ( : ) Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce: Cemo sopasını yere indirdi ve: - Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş
Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir. Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir. Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR     ZARFLAR     Hal Zarfları Zaman Zarfları Yer ve Yön Zarfları Azlık - Çokluk Zarflerı Soru Zarfları Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI VİRGÜL ( ; ) Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER 1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER FİİL: Varlıkların yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.           Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ
 Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
PEKİŞTİRLMİŞ KELİMELERİN YAZILIŞI
 Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır: dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI
 Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI
 Edat ve bağlaç olarak kullanılır. Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur. Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da... Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI
 --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır. geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor... --ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...

Spotlight

Stop
Play