|
Dilimize Arapçadan çokluk biçimiyle giren beyanat (beyanlar), efkâr
(fikirler), erzak (rızıklar), enbiya (nebiler, peygamberler), evliya
(veliler), maruzat (arz edilenler) gibi kelimeler zaten çokluk olduklarından
bunların Türkçe çokluk ekiyle (-lar, -ler) tekrar çokluk yapılması yanlıştır.
Dilde olmayan gramer biçimleriyle kelimeler oluşturmak da yanlıştır:
abicim (ağabeyciğim), alıkoyulan (alıkonulan), alolaşırız (telefonlaşırız),
ayıpsın (ayıp ediyorsun), bakkalcı (bakkal), bi drink aliim (bir şey içeyim),
bissürü (bir sürü), cep to cep (-), cepleşiriz (-), cevaplamak
(cevaplandırmak), çekilebilinir (çekilebilir), çirkinletmek (çirkinleştirmek),
demincek (demin), dolayında (dolaylarında), erdemliği (erdemliliği), free
takıl- (-), fulle, ful yap (doldur, tamamla), geçebilemedi (geçemedi),
gidebilemedi (gidemedi), güzelletmek (güzelleştirmek), hacın (haccın),
hanımdan muhtar (hanım muhtar), haremlik (harem), icad ol- (icad olun-, icad
edil-), iptal ol- (iptal edil-), kaçtırıldı (kaçırıldı), kardeşâne (kardeşçe),
kasapçı (kasap), koktur- (kokut-), madden (maddeten), manavcı (manav), napcaz
(ne yapacağız), ne ki (ne var ki), özelliklen (özellikle), pahalılatmak
(pahalılaştırmak), redetti (reddetti), sericen (sereceksin), sordu kine (sordu
ki), sormiyyim (sormayayım), sorurdur (sorar), takıl bana (benimle gel), tayin
ol- (tayin olun-, tayin edil-), vericeyiz (vereceğiz), verilebilinir
(verilebilir), yaparaktan (yaparak), yeyildi (yenildi) gibi.
Hâl eklerinden birini diğerinin yerine kullanmak da yanlıştır: beni bi çay yap
(bana bir çay yap), Selçuklu mağazamız saat 22.00'a kadar açıktır., nereyesun
(neredesin) gibi.
|