Anlatımı etkili kılmanın tek yolu,
sağlam cümleler kurmaktır. Çünkü anlatımın temel birimi cümledir.
Anlatımımızdaki başarımızla, cümlelerimizdeki sağlamlık arasında doğrudan bir
bağlantı vardır.
Kısa tanımıyla cümle; bir yargı
birimidir. Yargının tam olarak görülebilmesi cümlemizin, ortak dilin yerleşmiş
kurallarına uygun olmasına bağlıdır. Bu da cümledeki öğelerin yerinde
kullanılmasıyla, öğeler arasındaki bağlantının sağlanmasıyla gerçekleşir.
Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi
için cümlenin öğeleri, cümlenin yapısı, fiilimsiler, fiil çatıları... gibi
konuların iyi kavranmış olması gerekir.
Cümle düzeyinde en sık rastlanan
anlatım bozuklukları şunlardır:
1. Yüklem
Eksikliğinden Doğan Anlatım Bozuklukları
*Yüklemle ilgili
yanlışlıklar, cümlede bir eylem ya da yardımcı eylem eksikliğinden kaynaklanır
veya birbirine bağlı cümlelerin yüklemleri arasındaki uyumsuzluktan meydana
gelir. Bu uyumsuzluk etken – edilgen, tek kişi – çok kişi, zaman... uyumsuzluğu
biçiminde görülebilir.
Bu geziye, okulumuzun öğrencilerinden çalışkan ve disiplin cezası
olmayanlar katılabilecek.
Bu cümlede “çalışkan ve disiplin cezası olmayan” sözünde “çalışkan” dan sonra bir yardımcı eylem eksiktir; anlatım bozukluğu
bu eksiklikten kaynaklanmaktadır. Cümlenin doğru kuruluşu: “Bu geziye, okulumuzun öğrencilerinden
çalışkan olan ve disiplin cezası olmayanlar katılabilecek.”
biçiminde olmalıdır.
*Cümledeki anlatım bozukluğu,
kimi durumlarda gerekli bir yüklem eksikliğinden de kaynaklanabilir.
“Bu şehrimizde hava kirliliği hiç; ya da
çok az görülmektedir.”
Bu
cümlede “hiç” sözcüğü olumsuz bir
yüklem (görülmemekte) isterken cümlenin sonundakin “görülmektedir” yüklemine bağlanmıştır. “Hiç” sözcüğünden sonra “görülmemekte”
yülemi getirilseydi anlatım bozukluğu görülmezdi. Cümlenin kusursuz bişimini
söyle kurabiliriz: “Bu şehrimizde hava
kirliliği hiç görülmemekte ya da çok az görülmektedir.”
*Virgülle ayrılmış sıralı isim
cümlesinin birinci yüklemi olumlu,ikinci yüklemi olumsuz ise, iki yüklem de
ayrı ayrı ek – fiillerle tamamlanmalıdır.
“Bu dağ kulubesindeki adamın
bakışları sert, davranışları da pek içten değil.”
Bu
cümlede, dağ kulubesindeki adamın bakışlarının sert olduğu, davranışlarının da
içten olmadığı anlatılmak isteniyor. Cümlenin ilk kısmındaki “sert”sözünün “idi” ek – fiiliyle
tamamlanmaması ve bu sözün sondaki “değildi”
ye bağlanması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Cümleden çıkan anlam “Bu dağ kulubesindeki adamınbakışları sert
değildi, davranışları da pek içten değildi.” biçimindedir. Oysa kastedilen
görüş bundan farklıdır. Cümlenin doğru şekli şöyle olmalıdır: “Bu dağ kulubesindeki adamın bakışları sertti,
davranışları da pek içten değildi.”
*Birbirine bağlı iki cümleden
birinin eylemi etken, ötekinin eylemi edilgen olamaz. Yüklem yanlışlarının bir
bölümü de bununla ilgilidir.
“Bu konuda yurt dışı temaslarda
bulunmuşsa da ihracat konusunda istenilen hedefe ulaşılamamıştır.”
Bu
cümlede üç ayrı yüklem görülüyor: “Bulunmuşsa”
, “istenilen” , “ulaşılamamıştır” . Bu yüklemlerdeki fiillerden birincisi
etken çatılı, diğer ikisi ise edilgen çatılıdır. Bu durum bir anlatım bozuklğu
oluşturmatadır. Bu bozukluğu gidermek için fiilerin hepsine ya etken ya da
edilgenlik anlamı katılarak cümle baştan kurulmalıdır. Cümle iki biçimde
kurulabilir: “Bu konuda yurt dışı
temaslarda bulunmuşsa da ihracat konusunda istediği hedefe ulaşamamıştır.”
Cümle bu biçimiyleanlam ve anlatım
bakımından doğrudur. “Bu konuda yurt dışı
temaslarda bulunulmuşsa da ihracat konusunda istenilen hedefe
ulaşılamamıştır.” Cümle bu biçimiyle de doğrudur.
2. Özne Eksikliğinden Doğan Anlatım Bozuklukları
Bir
cümlede özne ve yüklem arasında uyum olmaması, öznenin yanlış belirlenmesi gibi
nedenler anlatım bozukluğuna yol açar. Bu tür yanlışlıklar özellikle sıralı
cümlelerde görülür. Sıralı cümlelerde özne bazen ortak olur, bazen de olmaz.
Öznesi ortak olmayan sıralı cümlelerde, öznenin ortak kullanılması anlatım
bozukluğuna yol açar.
Kursa katılan öğrencilerin yaptığı el
işlemeleri sergide beğenildi ve hediyelerle ödüllendirildi.
Yukarıdaki
sıralı cümlede iki ayrı cümle ve bunların iki ayrı yüklemi vardır. Birinci
cümlede “beğenildi” yükleminin öznesi
“kursa katılan öğrencilerin yaptığı el
işlemeleri” dir. İkinci cümlenin yüklemi “ödüllendirildi” sözcüğüdür. Bu cümlenin öznesi verilmemiştir ve “ödüllendirildi” yüklemi yanlış olarak
birinci cümlenin öznesine bağlanmıştır. Bu cümle doğru biçimde şöyle
kurulabilir: “Kursa katılan
öğrencilerinyaptığı el işlemeleri
sergide beğenildi ve kursa katılan öğrenciler, bazı hediyelerle ödüllendirildi.”
3. Tümleç Eksikliğinden Doğan Anlatım Bozuklukları
Anlatım
bozukluklarının bir bölümü de cümlede tümleç eksikliğinden kaynaklanır. Cümlede
tümleç ile yüklem arasında uyum olmalıdır; aksi halde anlatım bozukluğu oluşur.
Öğrencilerini çok sever, tatil günleri
bile yardımcı olmaya çalışır.
Bu
cümle sıralı bir cümledir; iki ayrı ayrı cümle anlamca birbirine bağlanmıştır.
Birinci cümlenin yüllemi“sever” , ikinci cümlenin yüklemi “çalışırdı” sözcükleridir. Birinci cümle
(öğrencilerini çok sever) anlatım
bakımından doğrudur ama “öğrencilerini”
nesnesi her iki cümle için de ortak gibi kullanılmıştır. “Öğrencilerini tatil günleri bile yardımcı olmaya çalışırdı.” denmez.
İkinci cümlede dolaylı tümleç eksikliği vardır. Buna göre cümlenin kuruluşu
söyle olmalıdır: “Öğrencilerini çok
sever, tatil günleri bile onlara yardımcı olmaya çalışırdı.”
Sıralı
ya da bağlı cümlelerde nesne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları
görülmektedir. Bu tür anlatım bozuklukları, yüklemlerden birine uygun düşen
tümlecin, ikinci yükleme uygun düşmemesinden ve ikinci yüklemin nesne
istemesinden kaynaklanmaktadır.
Bu adam da bir alem; çocuklarına hem
hediye alıyor hem de dövüyor.
Bu
cümlede “çocuklarına” tümleci “hediyealıyor” yüklemine uygun düşüyor ama “dövüyor” yüklemine uygun düşmüyor. Yani “hem de çocuklarına dövüyor” denmez. Cümlenin doğru kuruluşu söyle
olmalıdır: “Bu adam da bir alem;
çocuklarına hem hediye alıyor hem de onları dövüyor.”
5. Tümleç ve Nesne Fazlalığından Doğan Anlatım Bozuklukları
Bir
cümlede dolaylı tümlecin veya nesnenin eksik kullanımı nasıl anlatım
bozukluğuna neden oluyorsa, bunların gereksiz kullanımları da cümlede anlatım
bozukluğuna neden olur. İyi ve doğru bir cümle herşeyden önce “duru” bir cümledir.
Bu tür yaklaşımların ülkemize fayda
sağlamak şöyle dursun ona zarar verdiği kanısındayım.
Bu
cümlede “ülkemize” dolaylı tümleci
ortak kullanılmıştır; yani sıralı cümledeki her iki yükleme bu tümleç uygun
düşmektedir. Böyle olduğu halde “ona”
tümleci de kullanılarak cümlenin anlatımı bozulmuştur. Herhangi bir öğesi ortak
olan sıralı cümlelerde aynı görevi üstlenen zamir türünden ikinci bir tümlecin
kullanımı gereksizdir. “Ona”
tümlecini cümleden çıkartırsak anlatım bozukluğunu gidermiş oluruz.
Bir
cümlede özne ile yüklemin kişi, tekillik ve çoğulluk yönünden tutarlı oluşuna “uygunluk” diyoruz.Sözgelimi “Onlar,
az önce çıktılar.” cümlesindeözne
üçüncü çoğul kişi (onlar)dır; buna bağlı olarak yüklem de (çıktılar) üçüncü
çoğul kişidir. Bu uyum genel ve değişmez bir kuraldır. Ancak bunun dışında kimi
durumlar vardır ki özne – yüklem arasındaki tekillik, çoğulluk, kişi uygunluğu
değişir. Bu durumların bilinmemesi anlatım bozukluğuna yol açar.
Deminden beri kulaklarım çınlıyorlar.
Bu
cümle anlatım bakımından bozuktur. Çünkü özne. Bir organın veya organdan çıkan
nesnenin adı olduğu zaman yüklemin tekil olması gerekir. Verilen cümlenin
yüklemi “çınlıyor” biçiminde
düzeltilirse anlatım bozukluğu giderilmiş olur.
Ailem bana bu tür etkinliklerimizde
kesinlikle destek olurlar.
Bu
cümle anlatım yönünden bozuktur. Çünkü topluluk adları özne olduklarında yüklem
tekil olur. Cümledeki bozukluk yüklemin “destek
olur” şeklinde düzeltilmesiyle giderilebilir.
7. KarşılaştırmaYanlışları
Cümlelerimizin
anlatım gücünü zayıflatan, açıklığını engelleyen etkenlerden biri de
karşılaştırmaların yerinde ve doğru yapılmayışıdır.
“Futbolu Hüseyin’den çok severim.” cümlesinden
bu biçimiyle şu anlam çıkıyor: Futbolu
da severim, Hüseyin’i de.Ama futbolu,
Hüseyin’i sevdiğimden daha çok severim. Oysa bu cümleyi söyleyenin amacı, böyle
bir anlamaı belirlemek değildir. O, şunu demek istiyor: Ben de Hüseyin de
futbolu sevmekteyiz. Ama ben, futbolu Hüseyin’in sevdiğinden daha çok severim.
Cümlenin doğru kuruluşu: “Ben futbolu
Hüseyin’in sevdiğinden daha çok severim.” ya da “Benim futbol sevgim Hüseyin’inkinden fazladır.” biçiminde
olabilir.
8. Noktalama İşaretlerinin Yerinde Kullanılmayışından Doğan Anlatım
Bozuklukları
Noktalama
işaretleri, cümlenin anlatımını ve anlaşılmasını kolaylaştırırlar. Bu
işaretlerin yerinde kullanılmaması yanlış anlaşılmalara neden olabilir.
“Bu önemli toplantıya doktor kızıyla
geldi.” cümlesinden üç türlü anlam çıkmaktadır.
a)Doktor, bu önemli toplantıya kızıyla geldi.
b)O, bu önemli toplantıya doktorun kızıyla geldi.
c)O, bu önemli toplantıya doktor olan kızıyla
geldi.
Bu
cümledeki anlatım bozukluğunun giderilebilmesi için “doktor” sözcüğünden sonra virgül konmalı ya da “doktor” sözcüğü cümlenin başına
alınmalıdır.
9. Zamirlerin Yanlış Kullanılmasından Doğan Anlatım Bozuklukları
Cümlede
açıklığı engelleyen nedenlerden biri de zamirlerin gelişi güzel
kullanılmasıdır.
“Köye giderken ninesine bir çift ayakkabı
aldı; bu onu mutlu etti.” cümlesinde “onu” hem ninesinin hem de işi yapan kişinin yerine kullanılmıştır.
“Acaba hangisi kastediliyor?” sorusu
akla geldiği için cümle anlatım bakımından bozuktur. “Onu” zamiri yerine bir ad getirilirse bu yanlışlık giderilmiş
olur.
“Buraya
taşındığını bilmiyordum.” cmlesinde gerekli zamirin kullanılmayışı anlama
belirsizliği doğurmuştur. Bu durum anlatım bozukluğu oluşturuyor. Cümle bu
ahliyle iki biçimde düşünülebilir:
a)Senin buraya taşındığını
bilmiyordum.
b)Onun buraya taşındığını
bilmiyordum.
Bu
cümledeki anlatım belirsizliğini gidermek için cümlenin başına, uygun bir şahış
zamiri getirilmelidir.
10. Deyimler ve Atasözlerinin Yanlış Kullanımından Doğan Anlatım
Bozuklukları
Deyimler
ve atasözleri kalıplaşmış, özgün sözlerdir. Deyimiveya atasözünü oluşturan sözcüklerin hiçbiri
başka bir sözcükle değiştirilemez, onların yerine eşanlamlısı da olsa
getirilemez.
Deyimler
ve atazöleriyle ilgili dil yanlışlarışu
nedenlarle oluşabilir:
a)Deyim
veya atasözünün özgün şekli bozulmuş olabilir:
DoğruYanlış
Bulanık
suda balık avlamakBulanık
suda balık tutmak
Taşı
gediğine koymakTaşı
deliğine koymak
Süt
dökmüş kedi gibi olmakSu
dökmüş kedi gibi olmak
b)Deyim,
cümledeki anlamıyla bağdaşmayacak şekilde kullanılabilir:
“Gazetelere göz atarak onları dikkatlice
inceledi.” cümlesi anlatım yönünden bozuktur. “Göz atmak” deyimi bir şeyi üstünkörü,
dikkatsizce okumak anlamındadır. Oysa cümlenin devamında “onları dikkatlice inceledi” ifadesi var. Bu iki kullanım bir
tezattır, bunların birbirleriyle bağdaşmadığı görülüyor. Cümlenin doğru
kuruluşu: “Gazetelere göz atarak
başlıkları okuda sadece” denebilir veya “
Gazeteleri satır satır okuyarak dikkatlice inceledi” denebilir.
11. Gereksiz Sözcüklerin Kullanımından Doğan Anlatım Bozuklukları
Cümleden
çıkarıldığında cümlenin anlamında daralam, anlatımında bozukluk meydana
getirmeyen kelime veya kelime grupları cümlede fazlalıktır. İyi bir cümlede
gereksiz sözcük bulunmaz.
Otobüslerde yaşlı, sakat ve ihtiyar
insanlara yer vermeliyiz.
Yukarıdaki
cümlede “yaşlı” veya “ihtiyar” kelimelerinde birtanesi
fazlalıktır. Çünkü ikisi de aynı anlama gelmektedir ve bir daha kullanımı
gereksizdir.
12. Çelişen Sözcüklerin Aynı Cümlede Kullanılmasından Doğan Anlatım
Bozuklukları
Bir
cümlede birbirlerine anlamca çelişki teşkil eden, böylece mantıksızlığın
doğmasına neden olan kelime veya kelime grubunun bir arada kullanılması cümlede
anlatım yönünden bozukluğa neden olur.
Şüphesiznatçı bu alanda da çok başarılı
eserler vermiş olmalı.
Yukarıdaki
cümlede şüphesiz kesinlik bildirir, olmalı ihtimal bildirir. Cümlenin doğru
kuruluşu şu şekilde olmalıdır: “Şüphesiz
sanatçı bu alanda da çok başarılı eserler vermiştir” ya da “Sanatçı bu alanda da çok başarılı eserler
vermiş olmalı” şeklinde olmalıdır.
13. Kelimelerin Yanlış Anlamada Kullanılmasından Doğan Anlatım
Bozuklukları
Konuşmada
veya yazıda seçilen kelimenin anlatmak istediğimiz şeyi karşılamaktan uzak
olması durumudur.
Ağacın altına yayılıp güzel bir uyku
çektim.
Yayılmak
sere serpe oturmaktır. Yayılmak kelimesi yerine uzanmak kelimesi kullanılsaydı
anlatım bozukluğu giderilmiş olurdu. Cümlenin doğru kuruluşu şu şekilde
olmalıdır: “Ağacın altına uzanıp güzel
bir uyku çektim.”
14. Yanlış Yerde Kullanılan Sözcüklerden Kaynaklanan Anlatım
Bozuklukları
Bir
kelimenin, cümlenin akışına ve anlamına uygun bir yerde kullanılmaması
durumudur.
15. Birbiriyle
Karıştırılan Sözcüklerin Meydana Getirdiği Anlatım Bozuklukları
Anlamları farklı, aralarında sadece
söyleyiş benzerliği bulunan iki kelimeden birini diğerinin yerine kullanma
durumudur.
Örnek:
ayrıntıayrımazımsamakküçümsemek
etkitepkifotoğrafresim
öğrenimöğretimetkinetken
özelözgüyankılanmakyansımak
ayrıcalıkayrılıkyayınyayım
çekimserlikçekingenlikgörülmek görünmek
Camdan yankılanan ışık gözlerimi
kamaştırdı.
Yukarıdaki cümlede “yankılanan” sözcüğü yerine “yansıyan” sözcüğü kullanılmalıydı.
Çünkü ışık yankılanmaz, ses yankılanır. Işık ise ancak yansır. Cümlenin doğru
kuruluşu şu şekilde olmaıdır: “Camdan
yansıyan ışık gözlerimi kamaştırdı.”
16. Tamlamaların
Yanlış Kullanılmasından Doğan Anlatım Bozuklukları
İsim
ve sıfat tamlamalarında tamlayan ve tamlananların yersiz kullanılmaları;
almaları gereken tamlayan eklerini almamaları; almamaları gereken tamlayan
eklerini almaları ya da tamlama kurulmaya elverişli olmayan bir kelime ile isim
yahut sıfat tamlaması kurulması durumudur.
Bize pasta ve meyva suyu ikram etti.
Yukarıdaki
cümleden çıkarılan anlam: “Bize pasta
suyu ve meyva suyu ikram etti.” dir. Bu anlam karışıklığını gidermek için
cümlenin doğru kuruluşu şu şekilde olmalıdır: “Bize meyva suyu ve pasta ikram etti.”
17. Mantık Yanlışları
Bir
cümlenein anlatılmak istenen düşünceyi vermekten uzak olması, asıl söylenmesi
gerekenden farklı şeyler anlatması durumudur.
Çift nüsha olan kitapları her zaman
yabancı kütüphanelerle değiş tokuş imkanına sahiptir.
Yukarıdaki
soruların aklımıza gelmsei bu cümlenin anlatım yönünden bozuk olduğunu
gösterir. Cümlenin doğru kuruluşu şu şekilde olmalıdır: “Çift nüsha olan
kitapları her zaman yabancı kütüphanelerle değiştirme imkanı vardır.”
Bir
parçada (düşüncenin akışı içerisinde) cümlelerden bir ya da bir kaçının parçada
anlatılmak istenen düşüncenin dışında, düşünceye zıt, ya da düşünceden kopuk
olması durumudur.
(I) Okuma en sevdiğim iştir. (II) Ne
yapar eder mutlaka kendime okuyacak bir zaman bulurum. (III) Bazen yatağımda
bzaen yemek masasında bazen de otobüste devamlı birşeyler okurum. (IV) Yazma
sonradan öğrenilen bir kabilliyettir. (V) Bazen tanıdıklarımın bu kadar çok
okumama kızdıklarına da tanık oluyorum.
Yukarıdaki
metinde I. II. III. ve V. cümleler yazarın okuma tutkusu ve okuma biçimini
veren ve aynı olayı dile getiren cümlelerdir. Metindeki IV. cümlenin bu
parçadaki olay ya da düşünceyle hiçbir bağlantısı yoktur.
Dilimizin Geleceği
Dil bir toplumu toplum yapan
unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız.
İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman
...
Cahit Zarifoğlu
1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının
memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı.
Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakülte...
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın yazılı ve
sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan
dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili
olması i...
ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir
şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı
yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdırBir yazar, acaba söz veya...
5 HECECİLER Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiy...
19. Yüzyıldan Günümüze Türk Şiiri TANZİMAT
Tanzimat; düzenlemeler, yeğlemeler,ıslahat anlamına gelir,
"tanzim"sözcüğünün çoğuludur. Tanzim ise Arapça "nazm"dan gelir. Sıraya
koyma, dizme, sıralama, ıslah etme, ...
KEÇECİZADE İZZET MOLLA Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet
Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan
iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatla...
Hikaye Türü, Tanımı, Unsurları
Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı
veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım
olayları anlatarak oku...
DEVİR ÖZELLİKLERİ
İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
GEÇİŞ DÖNEMİ
HALK EDEBİYATI
A) İSLÂMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
Türkler, yerleşik hayata geçmeden ön...
HÜSNÜ TALİL SANATI
Herhangi gerçek bir olayın meydana gelişini, hayâli ve
güzel bir sebebe bağlama sanatıdır. Bu sanat daha çok anlatıma güzellik ve
zerâfet vermek için yapılır. (1)...
HİCİV
Kişi,kurum ve olayları gülünç hale sokmak,alaya
almak, iğnelemek veya hakaret etmek suretiyle küçük düşürmeyi ve rezil etmeyi
amaçlayan ve genellikle manzum olan türe “hic...
Eşanlamlı Eski Ve Yeni Kelimeler
ESKİYENİabideanıtablembelirgeablukakuşatımacayipyabancıacele etmekİvmekaceleciivecenAcz (aciz)düşküadabı muaşeretgörgü
...
Divan Edebiyatı
Divan
edebiyatının tanımını yaparken özellikle iki noktayı göz önünde tutmak gerek.
a)Tarihsel Kesit:Osmanlı elitesinin
sanatı olarak ortaya çıkan bu edebiyat,13.yüzyıldan 19.yüzyıla de...
İKTİBAS SANATI
İKTİBAS SANATI
Ödünç alma. Bir ayeti, bir hadisi ya da bir sözü tam veya
yarım olaak anlamlı bir biçimde aktarma sanatıdır. İktibaslar bu yönleriyle
irsâl-i mesele benzerler. Lelâm...
İKİ NOKTA ( : )
İKİ
NOKTA ( : )
Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da
konuşma çizgisinden önce:
Cemo sopasını yere indirdi ve:
- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye ...
Dil bilgisi giriş Dil: İnsanların duygu,
düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler
sistemidir.
Dilbilgisi :
Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kurallar...
KELİME
KELİME
Türkçe
kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre
sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.
Anlamlar...
ZARFLAR
ZARFLAR
ZARFLAR
Hal Zarfları
Zaman Zarfları
Yer ve Yön Zarfları
Azlık - Çokluk Zarflerı
Soru Zarfları
Yüklemin anlamını hal ve...
NOKTALI VİRGÜL ( ; )
NOKTALI
VİRGÜL ( ; )
Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız
cümleleri ayırmada:
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çün...
YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER
YAPILARI
BAKIMINDAN KELİMELER
1. Basit Kelimeler:
Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere
BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövd...
FİİLLER
FİİLLER
FİİL: Varlıkların
yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.
Fiil olan sözcük...
YAZIM KURALLARINA GİRİŞ Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek,
okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını
sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ...
İNCELTME VE UZATMA İŞARETLERRİNİN YAZILIŞI Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu
işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece
"g, k, l" ünsüzleri için; uzat...
EDATLARIN YAZILIŞI Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile"...
ÜNLÜ UYUMUNA AYKIRI EKLERİN YAZILIŞI --yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
--ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şekl...