|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır:
gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
11.12.1999=11/12/1999
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle
yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000 |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan
metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü
sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
İkilemeleri oluşturan sözcükler ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti
de konmaz.
Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,
Eş dost yüzümüze gülmez mi?
O adam hatır gönül dinlemez.
Bu zamanda ev bark edinmek zor.
Delikanlıda boy pos yerinde.
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
O kadar üzülme, beterin beteri var.
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.
UYARI :
Bitişik yazılan ikilemeler de vardır.Bunlar kalıplaşmıştır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım,
hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
Dilimizde ikiden fazla sözcükten oluşan ikilemeler de mevcuttur.
At avrat pusat silah
Şans kader kısmet
Eş dost hısım akraba |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar
türetirken "-dE" hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap... |
|
Kİ İLGİ ZAMİRİNİN YAZILIŞI |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
senin kalemin>seninki,
Ali'nin eli>Ali'ninki,
onun düşüncesi>onunki... |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Sadece "ki" biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak
kullanılır.
"ki" ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında
verilebilir:
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki
eğerki (SOMBAHÇEM) |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
"De" bağlacının yalnız "de", "da" biçimleri varken; "-De" hâl ekinin "-de",
"-da", "-te", "-ta" biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor
olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu? |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve "de, da" şeklinde
yazılır; bitiştirilmez, "te, ta" şeklinde yazılmaz.
"ya" ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: "ya da"
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.
Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani -te, -ta şekilleri yoktur.
Vurgulanarak okunur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da [3] almayacak. |
|
Mİ SORU EDATININ YAZILIŞI |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.
- "-mİ", kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
- Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu
kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?
- Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
- Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
Güzel mi güzel bir evi var. |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile" kelimesi "büyük ve küçük ünlü uyumu" kurallarına uyar.
Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ile›arabasıyla, konu ile›konuyla,
annem ile babam›annemle babam
Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki "i" ünlüsü düşer ve yerine
"y" kaynaştırma harfi gelir:
Bora ile›Bora'yla, sopa ile›sopayla, dava ile›davayla, arkadaşı
ile›arkadaşıyla, dolayısı ile›dolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki "i" ünlüsü düşer,
büyük ünlü uyumuna göre "la" veya "le" şeklinde kullanılır.
Murat ile›Murat'la, cam ile›camla, deve ile›deveyle... |
|
TÜRKCE -
YAZIM KURALLARI
|
|
Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..
a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı
da... Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup
uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil "büyük ve küçük ünlü uyumu"
kurallarına uyar.
1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki "i" düşer:
rahatsız idim›rahatsızdım,
çocuk ise›çocuksa,
Serkan imiş›Serkan'mış,
koşar iken›koşarken
Suçlanan ben imişim›benmişim
Biz imişiz›bizmişiz
Meğer sen ne çalışkan imişsin›çalışkanmışsın
Çalışkan imişsiniz›çalışkanmışsınız
Adam yirmi yıldır evine hasret imiş›hasretmiş
2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki "i" düşer ve yerine
"y" kaynaştırma harfi gelir: [1]
Bir güzelin hayranı i-di-m›hayranıydım, hayranı idik›hayranıydık
Zeki idi›zekiydi
Ali imiş›Ali'ymiş,
Hasta ise›hastaysa,
Nöbetçi iken›nöbetçiyken,
Merhametli imişler›merhametliymişler
Merhametliler imiş›merhametlilermiş
b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı
sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:
çalışmış i-di-k›çalışmıştık
okuyor i-se›okuyorsa
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş›okuyorlarmış |
|